Daha önce hiç böyle olmamıştı. ABD, 11 Eylül 2001 terör saldırılarının yıldönümüne ilk kez, oldukça sakin giriyor. Şok, moralsizlik ve güvensizliğin yerini sükunet, huzur ve güven aldı. Ne güvenlik güçleri, ne de halk alarm halinde. Çünkü 11 Eylül günü, ciddi bir terör saldırısı ihbarı alınmadı, hatta böyle bir ihtimal söz konusu bile değil. Halbuki 11 Eylül’ün ardından Amerikan halkının kafasına hep şunlar kazınmıştı:
1) Teröristler biz Amerikalılar’ın yaşama biçimine düşmanlar.
2) Amerikan topraklarında çok sayıda “uyuyan hücre”leri var.
3) Bize muhakkak yeniden saldıracaklar.
4) Her an, her yerde, her şekilde saldırabilirler.
5) Hatta kitle imha silahları bile kullanabilirler.
"KAZANIYORUZ"
ABD’nin iç ve dış politika dengelerini hep bu “ikinci saldırı” riski belirledi, belirlemeye devam ediyor. El Kaide de hep yangına körükle gitti. Hep “daha beter” bir saldırı tehditinde bulundu. Ama olmadı. Belki de denediler ama yapamadılar. Belki de Başkan George W. Bush’un şu ana kadar yapabildiği en pozitif şey, yeni bir saldırıya izin vermemesidir. Zaten o da her vesileyle hem bunu hatırlatıyor, hem de Amerikalılar’dan her an yeni bir saldırı gelebilecekmiş gibi dikkatli olmalarını istiyor.
Ama El Kaide’nin ikinci kez saldırması durumunda Bush’un siyasi kariyerinin biteceği de açık. Çünkü El Kaide’yi kendilerinden uzak tutmayı beceremeyen bir Bush’u Amerikalılar ne yapsın ki! Kaldı ki, tam beş yıldır diken üstünde oturan Amerikalılar’ın çoğu, zaten Irak konusunda söylediği hemen her şey asılsız çıkan Bush’un, El Kaide’nin hâlâ çok vahim bir tehlike olduğu yolundaki uyarılarına fazla itibar etmiyor.
Düne kadar Bush’un “teröre karşı savaş” stratejisini desteklemiş olan birçok isim de artık buna bir son verilmesi gerektiğini savunuyor. Örneğin aylık Atlantic dergisi, Eylül sayısı için 60’ı aşkın uzmana El Kaide’yi sordu. Sonuçta kapağına “Kazanıyoruz” başlığını attı ve şöyle devam etti: “El Kaide’nin hataları ve bizim başarılarımız, terörist şebekenin ABD’ye zarar verme yeteneğini büyük ölçüde azalttı. Artık El Kaide kendi geleceğine hükmedemiyor.
EL KAİDE’NİN ZAAFLARI
Kimse “kesin yeni saldırı olmaz” diyerek kariyerini riske etmiyor, ama bunu ciddi bir tehlike olarak gören de pek az. Görüşlerini genellikle şu önermelere dayandırıyorlar:
1) Afganistan operasyonu örgüte çok büyük darbe indirdi. Artık eskisi gibi adam toplayamıyor, eğitim yapamıyor, hatta gündelik hayatlarını sürdüremiyorlar;
2) Artık rahat bir şekilde para transferi yapamıyor, iletişim teknolojilerinden yararlanamıyorlar;
3) 11 Eylül’den sonra düzenlenen terör saldırılarının hiçbiri El Kaide merkezi tarafından planlanmadı. Yerel ya da bölgesel bazı radikal İslamcı gruplar onun açtığı yoldan ilerliyorlar. Burada “franchise, yani bir tür bayilik sistemiyle paralellik kuruluyor.
4) Amerikan Müslümanları Avrupa’dakiler gibi değil. Amerikan yaşam tarzını benimsiyor ve ona zarar gelmesini istemiyorlar.
Foreign Affairs dergisinin son sayısında El Kaide’nin ABD’ye neden bir daha saldırmadığını irdeleyen John Mueller şu sonuca varmış: 11 Eylül sonrasında terör tehditi iddia edildiği gibi artmadı, azaldı. Ama terörizm endüstrisi bunun tam tersini söyledi, söylüyor. Mueller’in kastını anlayabilmek için birkaç rakam vermek yeterli olabilir: İç Güvenlik Bakanlığı yılda 42 milyar dolar harcıyor. Bunun 5 milyarı havaalanlarında yolcuların aranmasına gidiyor. Amerikan Posta İdaresi, şarbonlu mektupları saptayacak sistem için 5 milyar dolarlık yatırım yaptı... İstihbarat servislerine yüzlerce yeni eleman alındı. Bunların büyük çoğunluğu İslam dünyasına yönelik çalışıyor. Arapça ve Farsça başta olmak üzere bu ülkelerde konuşulan dilleri öğreniyorlar. Üniversitelerin Ortadoğu, İslam, terörizm konularıyla ilgili bölümleri çok daha fazla ilgi görüyor. Düşünce üretim kuruluşlarının hemen tümü ağırlıklı olarak İslam dünyası üzerine çalışıyorlar. Onların peşpeşe çıkan raporlarına ek olarak kitap dünyasında kelimenin gerçek anlamıyla bir patlama yaşanıyor. Amerikan medyası da ne zamandır İslam yatıp İslam kalkıyor.
Bir terör sektörü oluştuğu ve buradan pay alanların tehditin sürmesinden yana oldukları bir gerçek. Ama bu, ne derece, tehdidin ortadan kalktığı anlamına gelir?