BENDEN daha sıkı bir G.Saraylı olan oğlum Ali Deniz’e maç tahminini sorduğumda ‘herhalde ilahi adalet vardır’ demişti. Kastettiği tabii ki G.Saray’ın normal sezonu F.Bahçe’nin 9 puan önünde bitirmiş olmasıydı. Ali Deniz de, ben ve birçok G.Saraylı gibi F.Bahçe’nin play-off’ta arayı kapayabileceğine pek ihtimal vermemişti.
-FAKAT F.Bahçe, yaşadığı bu son derece lanetli sezonun verdiği motivasyonla çok başarılı bir performans sergiledi ve iddiasını son maça kadar taşıdı. Sonuçta Türk futbol tarihinin en berbat sezonlarından biri gerçekten ‘süper’ sıfatını hak eden bir finalle noktaladı. İlahi adaletin de devreye girmesiyle F.Bahçe’nin kazanmak için bütün kozlarını ortaya sürdüğü maç berabere tamamlandı.
-MAÇA gelince: İlk maçın nerdeyse bir kopyası yaşandı. Fakat F.Bahçe son derece baskılı oynamasına rağmen çok az pozisyon buldu; G.Saray da ciddi kontratak şanslarını kolay heba etti. Elmander’in erken sakatlığının Fatih Terim’in oyun planını bozduğu açıktı. Nitekim yerine giren Baroş hiç etkili olmayınca F.Bahçe savunması fazla zorlanmadı.
-MAÇIN en önemli anları Muslera’nın önce Semih, ardından Selçuk’un pozisyonlarında gole izin vermemesiydi. Tabii maçın kaderini esas olarak önce Dia, ardından Ujfalusi’nin profesyonellikten uzak tutumlarıyla takımlarını ateşe atmaları belirledi. 4ÖZELLİKLE ikinci yarıda tam bir sinir harbi şeklinde cereyan eden maçta eğer F.Bahçeli oyuncular kendilerini biraz frenleyebilseler belki maçı ve şampiyonluğu alabilirlerdi. Tabii son dakikalarda Aydın başta olmak üzere G.Saraylı oyuncular da biraz daha dikkatli olsalar Saraçoğlu’nda uzun süredir beklenen galibiyete imza atabilirlerdi.
-ŞAMPİYONLUĞUN son maça kalması, onun da son saniyelere kalması nedeniyle yıllardır tanık olmadığımız ölçüde heyecanlı bir derbi yaşadık. Ama bu süper final bizi aldatmasın: Türk futbolu gerçekten çok kötü bir durumda ve bu berbat sezonun yol açtığı tahribatı telafi etmek hiç de kolay olmayacak.