CHP başörtüsü (türban) sorunundan kaçamaz

09.10.2010 Vatan

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun üniversitelerdeki türban (isterseniz başörtüsü de diyebilirsiniz) yasağının kalkması yolunda niyet belirtmesiyle birlikte yıllardır bildiğimiz o koro sesini yükseltti: “CHP’nin başka işi yok mu?”, “Bırakın AKP çözebiliyorsa kendi başına çözsün!” “Bu tür çıkışlar CHP’ye oy filan getirmez, tam tersine ondan oy götürür!”

Geçen onca zamanın çok çok iyi kanıtladığı
gibi bu itirazların herbiri tepeden tırnağa yanlıştır. Bunları sırasıyla ele almaya çalışalım:

“CHP’nin başka bir işi yok mu?”

Eğer CHP solda
bir partiyse, yani çoğulcu demokrasi ve özgürlüklerden yanaysa, “bana oy verenler/vermeyenler” diye bir ayrım yapmayıp toplumun tüm kesimlerinin sorunlarına kulak kabartmak, onların hak ve özgürlük taleplerini yerine getirmek durumundadır. Hak ve özgürlük taleplerinde, dile getirenlerin kimliklerine bakıp ayrımcılık yaptığı anda CHP (veya herhangi bir başka parti, grup ya da kişi) solda olma iddiasını otomatik olarak kaybeder; daha doğrusu kaybetmesi gerekir.

Bazılarının türban yasağına karşı çıkmamayı “sınıfsal” bazı argümanlarla meşrulaştırması da abestir. Zira CHP, sol düşünceyi günümüzün gereklerine göre hayata geçirme iddiasındaysa her soruna sadece “sınıf” temelli bakmaktan vazgeçip “kimlik politikaları”nı da ciddiye almak durumundadır. Kaldı ki başörtüsü yasağından şikayet eden kız öğrencilerin büyük çoğunluğunun alt sınıflardan geldiği de ayrı bir gerçektir.

“AKP çözebiliyorsa kendi başına çözsün!”

Bu sorunu AKP’nin tek başına çözmesi asla mümkün değildir. Bugün çözme imkanını yakalayıp çözse bile bu sorun ilerde karşımıza çok daha vahim bir şekilde yeniden çıkabilir. Çünkü bu sorunun çözümü olabildiğince geniş bir toplumsal mutabakat gerektirmektedir ve bu bağlamda CHP gibi bir partinin çözüm sürecinde aktif bir aktör olarak yer alması “olmazsa olmaz”dır. Yıllardır egemen olan “AKP’yi yalnız başına bırakalım, türbana dolansın” yaklaşımının da ne
Türkiye’ye, ne CHP’ye herhangi bir hayrının dokunmadığını biliyoruz. Dolayısıyla özel olarak CHP’nin, genel olarak solun bir an önce bu sorunun çözümüne dahil olması gerekiyor.

“Türban konusu CHP’ye oy filan getirmez, tersine oy götürür!”

Bu yaklaşıma verilecek ilk cevap “Ne yapalım, götürürse götürsün” olacaktır. CHP’nin bugün sorunun çözümüne katkıda bulunsa ilk genel seçimlerde sırf bu yüzden oylarını artırmayacağı, hatta oy kaybına bile uğrayacağı bir gerçektir. Ne var ki üniversitelerdeki başörtüsü yasağının serüvenine baktığımızda, yasağın kalkması için hiçbir adım atmayan, tam tersine sürmesi için çabalayan sol oluşumların oylarını artırmış olmadığı da ayrı bir gerçektir. Solun başarısızlığını doğrudan türban yasağına karşı çıkmamasına bağlayacak değilim.

Fakat bir de şöyle düşünelim: Şu ya da bu gerekçeyle bu aleni hak ve özgürlük ihlaline karşı çıkmayan siyasi oluşumların tümünün demokrasi ve özgürlükler konusunda ne derece samimi oldukları içerde ve dışarıda ciddi bir şekilde sorgulandı. Bu nedenle, AKP’nin başarısını büyük ölçüde, CHP başta olmak üzere sol iddialı oluşumların temel hak ve özgürlükler ile demokrasi konusunda sık sık sergiledikleri ilgisiz, tereddütlü, hatta yer yer engelleyici tutumlara borçlu olduğunu ileri sürebiliriz.

Düşünün, Nazi dönemi uygulamalarını hatırlatan, İstanbul Üniversitesi’ndeki türbanlı öğrencilere yönelik “ikna odaları”nın mimarlarından Prof. Nur Sertel, 2007 seçimlerinde CHP’nin vitrinine çıkarttığı isimlerden biriydi. Prof. Sertel aday gösterildi diye bazı muhafazakâr seçmenlerin CHP’ye oy vermekten vazgeçtiklerini tabii ki söylemiyorum. Ama tanıdığım birçok özgürlükçü solcunun bu tür isimler yüzünden CHP’ye iyice mesafe koyduklarını da biliyorum.

Kılıçdaroğlu bir süredir, partisinin içine düşmüş olduğu kısır döngüyü kırmak için çaba gösteriyor. Başarılı olup olmayacağı, Prof. Sertel gibilerin temsilcisi olduğu baskıcı zihniyetin etkilerini kırıp kıramayacağına bağlı olacak.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
28.05.2026 Özgür Özel yeni parti kuracak mı?
28.05.2026 Kılıçdaroğlu aradığı adaleti dokuz yıl sonra buldu
27.05.2026 “Bay Kemal”in “Kemal Bey”e dönüşmesinin derin anlamı
26.05.2026 Hani Kürt hareketi CHP'ye karşı Erdoğan'ın yanında saf tutacaktı!
25.05.2026 Özgür Özel kendisini aşıyor
25.05.2026 İslam Özkan yorumladı: Süreç AK Parti’nin aleyhine işliyor
25.05.2026 Seren Selvin Korkmaz değerlendirdi: CHP bugün millete dönüyor
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı