Ruşen ÇakırRuşen Çakır Resmi web sitesi
Facebook Paylaş
El Kaide’yi hafife almaya gelmez
13.09.2006 Vatan


    El Kaide'nin önde gelen isimleri, son beş yıldır, sesli veya görüntülü kayıtlarla uluslararası kamuoyuna sesleniyor, Örneğin El Kaide’nin iki numarası ve ideologu Eymen el Zevahiri rutin bir şekilde, neredeyse haftada bir görüntülü açıklama yapıp dünya gündemindeki gelişmeleri değerlendiriyor, ABD ve müttefiklerine tehditler savuruyor.

Bu mesajları ne derece önemsemek gerekiyor? Özellikle son günlerde ABD’de, El Kaide’nin eski operasyonel yeteneklerini kaybettiğine inananların sayısı artıyor. Ama “ne olur ne olmaz” diye kimse açık açık “El Kaide, en azından ABD topraklarında bir daha etkili eylem yapamaz” diyemiyor. Bu kişiler El Kaide kasetleri hakkında “Eskiden El Kaide pek konuşkan değildi. Ama Afganistan operasyonunda çok hayati kayıplar verdi. İşte hâlâ güçlü olduklarını gösterebilmek için bu türden propaganda yöntemlerine başvuruyorlar” yorumunu yapıyorlar. Onlara göre “bin Ladin ve etrafındaki çekirdek, kuşatıldıkları bölgede (muhtemelen Pakistan-Afganistan sınırlarında bir yerde) sağ kalmak için didiniyorlar. Artık Arap ülkelerinden katılım da olmuyor.”

Yani korkacak pek bir şey yok! “Peki Madrid, Londra, Bali, İstanbul bombaları?” diye soracak olduğunuzda “Bunların hiçbirisi El Kaide merkeziyle doğrudan irtibatlı değil. Sadece ondan esinlendikleri söylenebilir” cevabını alıyorsunuz. (Bir not: En azından 15-20 Kasım 2003 İstanbul eylemlerinin bizzat bin Ladin’in onay ve teşvikiyle gerçekleştiğini biliyoruz.)

Ama Taliban hareketini en iyi bilen isim olan Pakistanlı gazeteci Ahmed Rashid, Pazartesi günü Washington Post’ta çıkan “Terörle savaşı kaybetmek” başlıklı yazısında epey karamsar bir tablo çiziyor. Taliban militanlarının, NATO kuvvetlerini, en son teknolojileri kullanmalarına rağmen nasıl altettiklerini anlatıyor. Rashid’e göre İslamcı militanlar savaşı kaybetmedikleri için kazanıyorlar.

Rashid, Hizbullah ve Taliban örneklerinden hareketle şöyle yazdı: “ABD savaşın ilk aşamasını hemen hemen kaybetmiş sayılır. Çünkü gerillalar Batı ordularından daha hızlı öğreniyorlar. Batı korkunç stratejik hatalar yaparken İslamcılar parlak taktik hareketler yapıyorlar.” Rashid’in altını çizdiği bu “öğrenme” olgusu bütün olayın merkezinde yer alıyor. Aradan onca zaman geçti, onca paralarla çalıştırılan onca uzman El Kaide’nin nerden gelip nereye gittiğini anlayabilmiş değil. Örneğin daha 11 Eylül’ün nasıl kotarıldığı bile tam bilinemiyor.

UCU BİZE DOKUNUYOR

Zevahiri Haziran ayında Türkiye’deki laik-demokratik rejimi açıkça tehdit etmiş ama kimse bunu pek ciddiye almamıştı. Ne var ki aynı Zevahiri, Lübnan’a gidecek olan BM Barış Gücü’nü “İslam düşmanı” ilan edince işin rengi değişti. Dolayısıyla şu iç soru acilen yanıtlanmayı bekliyor:

* El Kaide (yeniden) Türkiye’ye saldırmak ister mi?

* Lübnan’a gidecek Türk askerlerini hedef alabilirler mi?

* İstese becerebilir mi? Galiba üçünün de cevabı “evet”.

En vahim hata, şu ya da bu nedenle El Kaide’yi hafife almak olur.


SON YAZILARIM
Facebook Paylaş
Adres: Metis Yayınları İpek Sok. No: 5 34433 Beyoğlu / İstanbul
Tel: +90 212 245 46 96 E-posta: rusen@rusencakir.com