Irak’ta mezhepler ABD’de raporlar çatışıyor

16.02.2007 Vatan

    Vatan Kitap Eki
Galiba dünyada bir başka örneği yok: ABD’de Dışişleri eski Bakanı, Cumhuriyetçi James Baker ile Temsilciler Meclisi eski üyesi Demokrat Lee Hamilton’ın eşbaşkanlığındaki on kişilik Irak Çalışma Grubu’nun (IÇG) raporu, kamuoyuna açıklandığı 6 Aralık 2006 gününden bir gün sonra kitapçı raflarını süsledi. İnternetten bedava indirme imkanı olmasına rağmen beş gün içinde rapordan 35 bin adet satıldı. (Raporu edinebileceğiniz linklerden biri: http://66.28.70.57/isg.pdf)
Amerikan Kongresi’nin 15 Mart 2006 tarihinde kurulmasını kararlaştırdığı partilerüstü IÇG kısa süre içinde bir fenomen haline geldi. Bunda başından itibaren ABD’nin önde gelen halkla ilişkiler şirketi Edelman ile çalışılması, grubun yaşlı üyelerinin resimlerini ünlü fotoğrafçıların çekmesi, Kasım 2006 seçimleri yaklaştıkça Başkan George W. Bush’un “yeni Irak stratejimi belirlemek için IÇG’nin raporunu bekliyorum” demesi ve raporun can alıcı kısımlarının önde gelen gazetelere sızdırılması etkili oldu.
Ardından seçimlerden Demokratlar zaferle çıktı. Herkes temel nedeninin Irak fiyaskosu olduğunda hemfikirdi. Bush da Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in isitifasını kabul ederek mesajı aldığını gösterdi. Üstelik yerine IÇG üyesi Robert Gates’i atadı.
Ama balon çok kısa sürede söndü. Raporun ilk cümleleri “Irak’ta durum vahim ve giderek daha da kötüleşiyor. Başarıyı garanti edebilecek hiçbir yol mevdut değil…” Gerçekten IÇG raporu mucizevi bir reçete değildi. İçinde o güne kadar söylenmemiş, hatta denenmemiş çok az şey vardı. Her şeyin ortası bulunmaya çalışılmıştı. Böylece “Başkomutan” Bush ile Kongre’de çoğunluğu ele geçirmiş olan Demokratların uzlaşabileceği bir zemin yaratılmak istenmişti. Bunun sonucunda ortada parlak, çarpıcı, yeni hemen hemen hiçbir öneri yoktu.
Raporda ek asker yollanmasına karşı çıkılıyor, muharip güçlerin belli bir süre içerisinde, aşamalı olarak çekilmesi öneriliyor ama Demokratların bir kısmının (bizde de Başbakan Erdoğan’ın) arzuladığı gibi açık bir takvim de verilmiyordu.
Irak’ın güvenlik sorununun çözümünün büyük ölçüde Iraklı güvenlik güçlerine devredilmesi isteniyor, Amerikan askerlerinin de onlara iliştirilmesi (embedded) öneriliyordu.
Raporun en çarpıcı yönü, hiç kuşkusuz diplomatik girişimleri alabildiğine önemsemesi, özellikle İran ve Suriye’nin sorunun parçası olmaktan çıkarılıp çözüme dahil edilmesini dilemesiydi. Bunun için Washington’a, Tahran ve Şam ile doğrudan diyalog kurulması öneriliyordu.

Bush yine neo-conları seçti

Bush’un yeni Irak stratejisini hazırlarken, IÇG raporunu değil de, başta Amerikan Girişim Enstitüsü (AEI) olmak üzere, neo-conlar tarafından desteklenen Frederick Kagan-Jack Keane ikilisinin planını temel alacağı biliniyordu. Amerikan Senatosu’nun iki ağır topu Cumhuriyetçi John McCain ile eski Demokrat, yeni Bağımsız Joseph Lieberman’ın da arka çıktığı ve Aralık 2006’da kamuoyuna duyurulan “Zaferi Seçmek” adlı raporun yazarlarından Kagan “İster bizim planımız, ister başka biri uygulansın, 2007 yılı Irak için daha kanlı geçecek” diyerek durumun vahametini özetliyordu. (Rapora şu linkten ulaşabilirsiniz: http://www.aei.org/publications/pubID.25396,filter.all/pub_detail.asp)
Bağdat’a yaklaşık 20 bin, Anbar bölgesine de 8 bin ek asker yollanmasını öngören Kagan-Keane Planı, özetle Telafer ve Felluce’de yapılanın Bağdat’ta tekrarlanmasını öneriyor. Yani Amerikan askerleri, Irak güvenlik güçleriyle birlikte, Bağdat’ta Sünnilerin kendi başlarına ve Şiilerle karışık yaşadıkları mahalleleri basıp her binada Sünni direnişçi ve El Kaide militanlarını arayacaklar. Benzer bir faaliyet Anbar’da da yürütülecek. Kagan tek hedefin Sünni direniş ve El Kaide olması gerektiğini, bu nedenle Şii milislere, örneğin Mukteda Sadr’ın Mehdi Ordusu’nun denetimindeki Sadr kentine saldırmanın yanlış olacağını savundu.
Kagan, Şiilerin aşırı güçlenmesinin İran’ı güçlendireceği eleştirilerine de “İran ve Irak Şiiliği farklıdır. Eğer Irak’ta kaybedersek bu İran’ın daha çok işine gelir ve işte o zaman bölgenin egemen gücü olur” karşılığını veriyor.
10 Ocak 2007 günü yeni Irak planını açıklayan Bush gerçekten Keane-Kagan Planı’nı temel almıştı. Yani fazladan 20 küsur bin askeri Bağdat ile Anbar bölgelerine yollayıp önceliği güvenliği sağlamaya verecekti. Ama üç açıdan onlardan ayrı düştüğü için, zaten başarı şansı çok az olan bu planı iyice zora sokuyordu:
1) Bush ana güç olarak Amerikan ordusunu değil Iraklı güvenlik güçlerini seçti. Hatta başkomutanlığı Başbakan Nuri el Maliki’ye bıraktı.
2) Bush Şiilere en azından bir süre dokunmama fikrini benimsemedi. Özellikle Mukteda el Sadr’ın milislerinin silahsızlandırılması öncelikler arasına aldı.
3) Bush, İran’a ve bir ölçüde de Suriye’ye saldırma talimatıyla Keane-Kagan’ın “boşuna cepheyi genişletmeyelim” uyarısını dikkate almamış oldu. Bush’un konuşmasından bir gün önce Irak’taki İranlı ajanların tutuklanması, IÇG Raporu’nun da iyice rafa kaldırılması anlamına geldi. Sonuçta Bush IÇG’nin önerilerinden sadece “Iraklılara iliştirilmiş Amerikan askerleri”ni kabul etmiş oldu.
ABD’de Irak’la ilgilenen bir dizi kamu kuruluşu ve bunların ciddi araştırma birimleri var. Ayrıca çok sayıda düşünce üretim kuruluşu (think tank) son üç yılda Irak üzerine peşpeşe raporlar yayınlıyor. Bunlardan Uluslararası Kriz Grubu’nun 27 Şubat 2006 tarihli “Gelecekteki Irak Savaşı mı? Mezhepçilik ve İç Çatışma”, iç savaş olgusunu derinlemesine irdeleyen ilk ciddi çalışmalardan biri olarak dikkati çekiyor. (http://www.crisisgroup.org/library/documents/middle_east___north_africa/iraq_iran_gulf/52_the_next_iraqi_war_sectarianism_and_civil_conflict.pdf) Öyle ki yine Şubat 2006’da Brookings Enstitüsü tarafından yayınlanan “Amerika İçin Yeni Bir Irak Stratejisi” başlıklı raporda “iç savaş”ın nerdeyse adı bile anılmıyor. (http://www.brookings.edu/fp/saban/analysis/20060215_iraqreport.pdf)
IÇG’nin iç savaşa karşı mücadele etmek için Irak’ta hükümete tüm partilerden temsilci alınması, görevlendirmelerde mezheplere değil liyakata bakılması, kilit bakanlıklarda tüm grupların eşit oranda temsili, tüm milislerin silahsızlandırılması gibi önerileri dinlenmedi; gelinen nokta ortada.
Mayıs 2006’daysa Demokratik Parti’ye yakın olan Amerikan İlerleme Merkezi, Lawrence Korb ile Brian Katulis imzalı “Stratejik Yeniden Düzenleme 2.0” adlı bir rapor hazırladı. (http://www.americanprogress.org/issues/2006/05/strategic_redeployment.html/strategic_redeployment_2.pdf)
Burada görev süreleri biten askerlerin yerine yenilerinin yollanmaması ve böylece 2007 sonuna kadar tüm Amerikan askerlerinin Irak’tan çekilmesi; bunun yerine El Kaide ile mücadele için Afganistan’da asker artırılması; BM ile birlikte Irak konusunda Cenevre’de uluslararası bir konferans düzenlenmesi gibi öneriler sıralandı.
Irak üzerine raporlar yağmaya devam ediyor. Örneğin Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nde Anthony Cordesman tek başına düzenli aralıklarla, her biri çok sayıda objektif bilgi ve çarpıcı analizler içeren Irak raporları kaleme alıyor. Son olarak 27 Ocak 2007’de “Irak’ta Evrilen Başkaldırı ve İç Savaş Riski” başlıklı 700 küsur sayfalık raporu internete yüklendi. (http://www.csis.org/component/option,com_csis_pubs/task,view/id,3706/type,1/)
Yine Ocak ayında, Brookings Enstitüsü, Kenneth Pollack ve Daniel Byman’ın “Irak’taki İç Savaşın Sıçramasının Önüne Geçmek” başlıklı raporunu yayınladı. (http://www.brookings.edu/fp/saban/analysis/jan2007iraq_civilwar.pdf)
Raporda Irak’ta iç savaşın yayılmasının engellenememesi durumunda yüzbinler, hatta milyonlarca kişinin ölebileceği uyarısı yapıldı ve Yugoslavya, Somali, Lübnan, Kongo’daki gibi insanlık trajedilerinin yaşanmaması için Irak’ta yaklaşık 450 bin yabancı askere ihtiyaç olduğu belirtildi.
Pollack ve Byman’a göre Türkiye, İran, Suriye, İran gibi komşu ülkelerin her biri, iç savaşın yayılması halinde farklı gerekçelerle Irak’a müdahale edebilirler. Bunlardan biri Irak’a girerse diğerleri de onu dengelemek için aynı yola başvuracaktır. Bu da çatışmaların şiddetini artıracaktır. Yazarlara göre felaketi engellemek için Irak’ın bölünmesine izin vermemek, en azından geciktirmek şart. Bunun için de öncelikle Kürtlerin bağımsızlık ısrarından vazgeçirilmeleri gerekiyor. Aksi takdirde bölgedeki Beluciler, Azeriler gibi diğer etnik grupların ve diğer ülkelerdeki Kürtlerin de ayaklanabileceği uyarısı yapılıyor.
Brookings’in raporunda, iç savaşın yaygınlaşması durumunda milyonlarca Iraklının ülkeyi terk etmek isteyeceği öngörülüyor. Böylesi bir durumda Amerikan askerlerinin sınır boylarına kaydırılması ve buralarda mülteciler için güvenli bölgeler yaratılması öneriliyor. Pollack ve Byman Bush yönetimini, Irak’taki taraflardan kazanacak olanı tahmin etmeye çalışıp sadece ona yatırım yapmak gibi vahim bir hatadan uzak durmaya çağırıyorlar.
ABD’nin Irak’tan çıkmasının mümkün olmadığını ve en az on yıl daha bölgede kalması gerektiğini düşünüyorlar ki bu Irak üzerine daha sayısız rapor üretileceği anlamına geliyor.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
28.05.2026 Özgür Özel yeni parti kuracak mı?
28.05.2026 Kılıçdaroğlu aradığı adaleti dokuz yıl sonra buldu
27.05.2026 “Bay Kemal”in “Kemal Bey”e dönüşmesinin derin anlamı
26.05.2026 Hani Kürt hareketi CHP'ye karşı Erdoğan'ın yanında saf tutacaktı!
25.05.2026 Özgür Özel kendisini aşıyor
25.05.2026 İslam Özkan yorumladı: Süreç AK Parti’nin aleyhine işliyor
25.05.2026 Seren Selvin Korkmaz değerlendirdi: CHP bugün millete dönüyor
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı