"Kapanımlar" yılı kapanırken

01.01.2012 Vatan

Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde “kapanım” diye bir sözcük yer almıyor ancak google’a girdiğinizde, bir ara AKP hükümetinin peş peşe gündeme getirdiği açılımları ele alan birçok yazıda, bunun zıddı olarak “kapanım” sözcüğünün kullanıldığını görüyorsunuz.

Siyasi iktidar, Ermeni sorunu, Kürt sorunu, Alevi sorunu gibi kemikleşmiş ve ülkenin önünü gerçekten kapayan dertlere bir çare bulmak için açılımlar başlatmış ve bunlar toplumun geniş kesimleri tarafından da kısa şaşkınlıkların ardından genellikle hızla benimsenmişti. Ancak başlatılan her açılımın ardından, “Acaba sonuna kadar gidilebilecek mi?” soruları sorulmuş ve açılımlar büyük ölçüde kapanım ihtimallerinin gölgesinde zor bela yol alabilmişti.

Herhalde 2011’i “kapanımlar yılı” olarak tanımlamak çok fazla itirazlara yol açmayacaktır. Haziran ayındaki genel seçimlere giderken açılımların hızını iyice azaltan iktidar partisi, her iki seçmenin en az birinin oyunu almasına rağmen (kimbilir belki de bu durumun sunduğu cesaret ve özgüvenle) seçimlerin ardından bunların adını anmaz oldu.

Kuşkusuz zararsız bir “aç-kapa” oyunundan söz etmiyoruz. Nitekim Kürt, Alevi ve Ermeni sorunlarını çözme çabalarının sonlandırılmasının (ya da en azından askıya alınmasının) maliyetinin hayli ağır olduğunu görüyoruz. Diyelim ki Fransa ile yaşanan gerilimin tüm sorumluluğunu Sarkozy’ye yükledik, Alevilerin taleplerine hâlâ cevap verilmemesinin, Kürtlerin adım adım kopuşa sürüklenmesinin esas nedeni “açılım” yerine “kapanım” stratejilerinin benimsenmiş olması değil midir?

Hak ihlallerinde zirve

2011’in, kapanımlar yılı olmasına paralel bir şekilde temel hak ve özgürlüklerin ihlali açısından da 10 yıllık AKP iktidarının en berbat yılı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu noktada zirve KCK soruşturmasında yaşandı: Önce belediye başkanları, siyasetçiler ve sivil toplum aktivistleri; ardından aydınlar, avukatlar ve nihayet gazeteciler kitlesel bir şekilde gözaltına alındı ve çoğunlukla sudan gerekçelerle tutuklandılar. Ülkenin dört bir tarafında farklı gerekçelerle protesto gösterileri düzenleyen gençler, işçiler, köylüler de önce güvenlik güçlerinin, ardından yargının gazabına uğradılar.

Neredeyse hafta başına bir şatafatlı operasyonun düzenlendiği 2011’de en çok şike soruşturması konuşulduysa da yıla damgasını Odatv davası, daha doğrusu Nedim Şener ile Ahmet Şık’ın tutuklanmaları vurdu. Bunun neden böyle olduğunu, başta bu ülkeyi yönetenler olmak üzere, konunun ilgilisi herkes biliyor.

2011, polislerin köşe yazarı, kimi köşe yazarlarının polis olduğu; yayınlanmamış, hatta daha bitmemiş kitapların bombadan daha tehlikeli görüldüğü; alabildiğine tırmanan çatışmaların sık sık masum sivilleri kurban aldığı; kuru bir “pardon” dışında ölenlerin öldüğüyle kaldığı, ateşin düştüğü yeri yaktığı bir yıl oldu.

Kendi ellerimizle yarattığımız onca felakete ek olarak Van depremi acılarımızı daha da artırdı. Son olarak Uludere Roboski faciası, 2011’den iyice nefret etmemize neden oldu.

Umalım ki 2012, 2011’den derslerin alındığı, sorunların çözümü için yeniden açılımların hayata geçirildiği, demokrasimizin sahiden ilerlediği bir yıl olsun. Kimse düşünceleri için hapse atılmasın, atılmış olanlar serbest bırakılsın; düşmanlık, ayrımcılık ve ırkçılık yerine dostluk, kardeşlik ve barış yeşersin.

Hepinize mutlu, barış dolu bir 2012 diliyorum.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
28.05.2026 Özgür Özel yeni parti kuracak mı?
28.05.2026 Kılıçdaroğlu aradığı adaleti dokuz yıl sonra buldu
27.05.2026 “Bay Kemal”in “Kemal Bey”e dönüşmesinin derin anlamı
26.05.2026 Hani Kürt hareketi CHP'ye karşı Erdoğan'ın yanında saf tutacaktı!
25.05.2026 Özgür Özel kendisini aşıyor
25.05.2026 İslam Özkan yorumladı: Süreç AK Parti’nin aleyhine işliyor
25.05.2026 Seren Selvin Korkmaz değerlendirdi: CHP bugün millete dönüyor
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı