Ruşen ÇakırRuşen Çakır Resmi web sitesi
Facebook Paylaş
Yoksa Bin Ladin mi kazanıyor?
14.09.2005 Vatan


New York'ta İkiz Kuleler'den geriye kalan "Sıfır Noktası"ndaki anma törenlerini izlerken "Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" sözünün de çoktan eskimiş olduğunu fark ettim. Evet hüzün vardı, acı vardı ama yeknesaklık da vardı; en önemlisi halkın çok yoğun bir ilgisi yoktu. Anlaşılan dört yıldır 11 Eylül ile yatıp kalkmak Amerikalılar'ı da bezdirmiş. Amerikalılar'ın tek tesellisi, 11 Eylül'den beri bir daha saldırıya uğramamış olmaları. Ama sürekli diken üstündeler. Eğer El Kaide, yıllardır beklenen o "ikinci büyük saldırı"yı gerçekleştirirse, zaten Katrina Kasırgası ile çok büyük yara almış olan ABD çözülmeye bile gidebilir. Çünkü başta George W. Bush olmak üzere Amerikan yönetiminin global terörü anlamadıkları, dolayısıyla buna karşı etkili ve kalıcı çözümler geliştiremedikleri her geçen gün daha da netleşiyor. Söyledikleri hemen hiçbir şey gerçekleşmeyen Neo-con'ların (yeni-muhafazakârlar) sesi artık pek çıkmıyor; çıksa da kimseyi eskisi gibi heyecanlandırmıyor. Sonuçta 11 Eylül'ün dördüncü yılında Amerikan medyası artık lafı dolandırmadan soruyor: "Dört yıl geçti, planımız nedir?" (Washington Post) veya "Yoksa Bin Ladin mi kazanıyor?" (New York Times).
Sonsuz savaş Her iki gazete de 2. Dünya Savaşı'nda Japonlar'ın Amerikan donanmasına yaptığı Pearl Harbor Baskınına atıfta bulunup özetle şu tespiti yapıyorlar: "Pearl Harbor'dan sonra iki yıl içinde Almanya ve Japonya gibi iki devi dize getirdik. 11 Eylül'den bu yana dört yıl geçti, hâlâ kiminle savaştığımız bile belli değil." Ne zamandır 11 Eylül sonrası dönem "İkinci Soğuk Savaş" diye adlandırılıyor. Ama bu seferki savaşın "sonsuz" olduğunu düşünen kötümserlerin sayısı da giderek artıyor. ABD'nin (ve Batı'nın) bu savaşı kolay kolay kazanamayacağı belirginleşiyor, ama bu El Kaide'nin kazandığı anlamına da gelmiyor. "Onlar birbirini yesin biz aradan sıyrılalım" diye düşünen üçüncü şahısların da hevesleri kursaklarında kalacağa benziyor. Özetle kazananı olmayan bir savaş söz konusu.
Toplumsal çözülme riski Peki Türkiye bütün bunlardan nasıl etkilenir? Türkiye başından beri global terör olgusundan kötü biçimde etkilendi. 15-20 Kasım 2003 İstanbul saldırıları faturanın bize de kesildiğinin acı kanıtlanydı. Ama bunlardan ders çıkanp global terörle etkili bir şekilde mücadele etmek yerine "Aslında El Kaide yok", "Bütün bunlar gizli servislerin tezgahı", "El Kaide olsa bile bizimle ilgisi yok" gibi ucuz, her gün tekzip edilen yorumların peşine takıldık. Devletin çeşitli kurumlarında (güvenlik birimleri dahil), aydınlar ve siyasetçiler arasında bu türden komplo yaklaşımların nerdeyse egemen olduğu göz önüne alınırsa toplumu suçlamak da haksızlık olur. Türkiye, böyle giderse çok daha ağır faturalar ödeyebilir. Zaten PKK Abdullah Öcalan'ı kurtarma uğruna toplumsal dengeleri altüst etmekle meşgul. Öte yandan Hizbüt Tahrir gibi, yıllardır o kadar uğraşmasına, yatırım yapmasına rağmen Türkiye'de bir türlü kök salamamış bir örgütün cılız gösterileri bile ortalığı toz duman içinde bırakabiliyor. Böylesine bir atmosferde, El Kaide veya benzeri bir şebekenin yeni eylemlerini önceden saptamak, engellemek mümkün olmayabilir ama bunlara nasıl cevap verilmesi gerektiği konusunda tüm ülkenin özgür ve ortak bir arayışa girmesi iyi olacaktır. Aksi takdirde ABD'yi bekleyen çözülmenin bir benzerini bizler de yaşayabiliriz.

SON YAZILARIM
Facebook Paylaş
Adres: Metis Yayınları İpek Sok. No: 5 34433 Beyoğlu / İstanbul
Tel: +90 212 245 46 96 E-posta: rusen@rusencakir.com