Adım adım 9 hata

14.06.2013 Vatan

Başbakan Erdoğan’ın Gezi Parkı direnişine karşı her geçen gün daha da sertleşmesini, önümüzdeki dönemde yaşanacak seçimlere (yerel, Cumhurbaşkanlığı, genel) yönelik bir yatırım olarak görenlerin sayısı hayli kalabalık. Onlara göre Erdoğan, özellikle Öcalan ve PKK’yı muhatap alıp çözüm süreci başlattığı için ciddi bir oy kaybı yaşıyordu; bunu durdurmak, hatta oylarını daha da artırmak için Gezi direnişini bir fırsat olarak gördü; gerilimi iyice tırmandırdıktan sonra büyük bir operasyonla direnişi sert bir şekilde sonlandıracak ve popülaritesini artıracak...
Başbakan’ın bir an önce direnişi sonlandırmak istediği açık. Hatta bu yazıyı yazdıktan sonra, muhtemelen daha önce de olduğu gibi sabaha karşı böyle bir operasyon yapılmış bile olabilir. Böylesi bir operasyonun Erdoğan’ın (ve hükümet ile AKP’nin) toplumun belli kesimlerindeki popülaritesini artıracağı da muhakkak. Ancak uluslararası kamuoyunun ve daha önemlisi toplumun geri kalan kesimlerinin Erdoğan ve AKP’ye bakışı da iyice kemikleşecektir. Bir de bunun üstüne Cumartesi Ankara’da, Pazar da İstanbul’da yüzbinlerce kişinin AKP mitinglerine katılacağını düşünürsek gerginliğin iyice tırmanacağını da öngörebiliriz.

Zincirleme hatalar

Yazının başına dönelim. Şahsen Başbakan’ın bilinçli bir stratejiyi hayata geçirdiğini sanmıyorum. Bunun yerine peşpeşe hatalar yaptığı, en önemlisi hatalarında ısrar ettiği için ülke olarak bu noktaya sürüklendiğimiz kanısındayım.
İlk hata, malum, Gezi Parkı protestocularını “birkaç çapulcu” olarak görüp polis zoru kullanarak kolaylıkla devre dışı bırakılacaklarını sanmaktı.
İkinci hata, bu direnişe toplumun farklı kesimlerinden insanların, farklı tepki ve beklentilerle akın edeceklerini öngörmemekti.
Üçüncü hata, anaakım medyayı kontrol altında tutunca vatandaşların olup bitenden haberdar olmayacağını sanmak, sosyal medya ve uluslararası medya kuruluşlarının önemini ıskalamaktı.
Dördüncü hata, daha önceki olaylarda olduğu gibi biber gazı+tazyikli su+toplu gözaltılarla sokakların kontrol edilebileceğini sanmak, insanların korku duvarını aşmış olabileceğini hesaba katmamaktı.
Beşinci hata, Bülent Arınç’ın başlattığı diyalog ve müzakere girişimlerine bile tahammül etmeyip direnişçilere yönelik aşağılayıcı, kriminalize edici üslubu sürdürmekti.
Altıncı hata, direnişi anlamayıp ya da anlamak istemeyip veya anlamakla birlikte kabullenmeye yanaşmayıp, bunu güçlü iç ve dış bağlantıları bulunan, hedefi Başbakan’ı tasfiye etmek olan büyük bir komplo olarak görüp böyle göstermeye çalışmaktı.
Yedinci hata, direnişi “Gezi Parkı’ndakiler/Taksim’dekiler” veya “samimi çevreciler/illegal örgütler” gibi ayrımlarla bölmeye çalışmaktı.
Sekizinci hata direnişi ne derece temsil ettikleri tartışmalı insanlarla konuşup, sonradan “plebisit”e dönüşecek olan referandum önerisini ortaya atıp direnişçilerin öfkesini kabartmaktı.
Dokuzuncu hata, uluslararası tüm tepkilere “herkes zaten bize düşman” refleksiyle cevap vermek, uluslararası medyaya yönelik, devlet (ve onun bazı kurumları) eliyle bazı “sivil” tepkiler örgütlemeye kalkışmaktı.

Kötü gidişat

Daha yazacak çok şey var ama burada kesiyorum. Bu gerilimin tırmanması AKP’nin oylarını pekala artırabilir. Ancak iktidar partisi isterse yüzde 60’ı zorlasın, toplumu “bana oy verenler/vermeyenler” diye bu kadar net bir şekilde ikiye ayırmayı sürdürür; uluslararası camiadaki imaj ve itibarındaki irtifa kaybını önemsememeye devam ederse, çok geçmeden düşüşe geçecektir. Çünkü 2002 sonundan bugüne kadarki zaman dilimine baktığımızda AKP ve Erdoğan’ın başarısının ana nedeninin, siyasi, ekonomik ve toplumsal istikrarı sağlamaları olduğunu görürüz.
Dolayısıyla hatalarda ısrar edip istikrarın bozulmasına davetiye çıkarmak en büyük hata olacaktır.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
20.02.2020 Erdoğan-Gülen savaşının asıl öyküsü
18.02.2020 Siyasal İslam neden ve nasıl çöktü?
17.02.2020 Olmamış, olacağı da meçhul bir darbenin mağduriyet kuyruğu
16.02.2020 Ankara Moskova’dan, Erdoğan Putin’den uzaklaşabilir mi?
15.02.2020 Sekizinci yılında MİT krizinin gösterdikleri
14.02.2020 Haftaya Bakış (1): Bahçeli’nin savaş çağrısı & FETÖ’nün siyasi ayağı
13.02.2020 İktidarın, “FETÖ’nün siyasi ayağıyla mücadele” bahanesiyle CHP’yi etkisizleştirme kampanyası
11.02.2020 Bahçeli’nin savaş çağrısı karşılık bulur mu?
10.02.2020 Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile özel yayın
10.02.2020 Erdoğan, Başbuğ’un yol açtığı krizi çözebilecek mi?
20.02.2020 Erdoğan-Gülen savaşının asıl öyküsü
06.02.2020 La situation de la Turquie : l’autoritarisme sans autorité
10.01.2020 “Native and national journalism” in Turkey
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı