Gülistan, Rojin, Rabia, Nadira, Burak ve diğerleri

18.04.2026 medyascope.tv

18 Nisan 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi hafta sonları. Gülistan Doku cinayeti diyorum. Çünkü kayboldu dediler. İntihar etmiş olabilir dediler ama anlaşılıyor ki, zaten ailesi hep bunu iddia ediyordu, cinayeti ve yeniden dosya açılıyor. Daha doğrusu daha önce açılmış gibi yapılan bir dosya vardı ama genellikle açmak yerine kapatılmış, bu anlaşılıyor. Ve bu dosya yeniden açıldı. Dönemin Tunceli valisinin görevden alınmasına daha doğrusu soruşturma açılmasına kadar da vardı. Oğlu da söz konusu. Başka birçok isim söz konusu. Ve ilginç bir şekilde polis, güvenlik görevlisi birçok kişi soruşturma kapsamında gözaltına alınıyor, sorgulanıyor ve suçlanıyor. Olay neydi? 5 Ocak 2020'de Munzur Üniversitesi 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku kaybolmuştu ve hiçbir şekilde bulunamadı. Yani ne kendisi ne öldüyse cesedi bulunamadı. Çok aradı devlet. Barajlardan sular çekildi, şu oldu, bu oldu ama bulunamadı. Olay unutulacaktı ama ailesi, arkadaşları, yakınları bunu sürekli gündemde tuttular ve çok da iyi yaptılar. Ve Akın Gürlek, Adalet Bakanı olur olmaz bu dosya yeniden açıldı ve hızlı bir şekilde açıldı ve görüldüğü kadarıyla cinayet olduğu kesinleşecek. Umarım ailesini biraz da olsa teselli edebilecek şekilde cenazesi bulunabilecek. Çünkü iddiaya göre birkaç kez cenazesinin yer değiştirdiği söyleniyor. Birtakım ifadeler var. Birtakım gizli tanık ifadeleri olduğu söyleniyor. Gülistan Doku maalesef öldürüldü. Bunu anlıyoruz ve bu olay bir şekilde 6 yıl sonra ne kadar aydınlanır bilmiyorum ama bir şeyler olacak.
Şimdi burada ilk bilgiler bize şunu gösteriyor. Normal şartlarda bir ülkenin devleti, güvenlik birimleri, adliyesi bir suç söz konusu olduğu zaman, adli bir olay söz konusu olduğu zaman birtakım mekanizmalar devreye girer. Mesela kaybolan kadın aranır. Zanlıların peşine düşülür. Tanıklar bulunmaya çalışılır vesaire ve bu ayrı ayrı birimlerin çalışmaları sonucunda bir dosya oluşturulur ve failler, zanlılar yakalanır, yargılanır. Şu olur, bu olur. Burada şu ana kadar gelen bilgilerde şunu görüyoruz: Bu mekanizma çalışmış ama aydınlatmak için değil örtmek için çalışmış. Çok ciddi iddialar var. Dönemin Tunceli valisinin işin içerisinde olduğuna dair iddialar var. Birtakım emniyet görevlilerinin olayın içinde olduğuna dair çok ciddi iddialar var. Ve bu da Türkiye'de nelerin nasıl döndüğünü görmemiz için çarpıcı bir örnek olarak karşımızda duruyor. Tekrar söylüyorum; umarım bu soruşturmalardan bir şeyler çıkar ve bu genç kadının — o tarihte kaç yaşındaydı bilmiyorum ama 2. sınıf öğrencisi, herhalde 19-20 yaşındaydı — hesabı bir şekilde sorulur.
Ama Türkiye'de sadece Gülistan Doku yok. O kadar çok olay var ki ailelerinin, yakınlarının takipçisi olduğu. Mesela Rojin Kabaiş. 15 Ekim 2024'te Rojin'in maalesef cenazesi Van Gölü sahilinde bulundu. Genellikle kazayla mı öldü, intihar mı etti gibi spekülasyonlar yapıldı. Ama ailesi bunun böyle olmadığını, bir cinayetin söz konusu olduğunu ısrarla söyledi, sürekli gündemde tuttu ve Akın Gürlek onun dosyasının da yeniden açılacağını söyledi. Zaten belli bir yere gelmişti. Şimdi tekrar orada da Gülistan Doku olayındaki gibi bir hareketlilik var, olayın aydınlatılması ve sorumluların cezalandırılması ihtimali bizi bekliyor. Bir diğer örnek Rabia Naz; 12 Nisan 2018'de Eynesil, Giresun'da öldü, bir küçük kız çocuğu. Babası yıllarca onun öldürüldüğünü söylüyor ve karşısına kimler çıkıyor? Birtakım devletin isimleri, yerel yöneticiler, milletvekilleri. Aynı olay Rojin Kabaiş'te de bir şekilde vardı. Gülistan Doku'da da vardı. Rabia Naz'da çok daha bariz bir şekilde var o olayda. Ve babanın başına bu yüzden gelmedik kalmadı. Gözaltına alındı, tutuklandı, şu oldu, bu oldu ama vazgeçmedi. Sosyal medyada çok ciddi bir şekilde harekete geçti ve çok önemli toplumsal desteğe de sahip oldu ve yine bakandan öğreniyoruz ki bu dosya da yeniden açılacakmış inşallah.
Bir tane daha bir olay var. Onu şimdilik bakan telaffuz etmedi. Burak Oğraş 16 yaşında. 2011'de çalıştığı otelin boş bir havuzunda ölü bulundu. Babası otel çalışanlarının isimlerini veriyor. Öldürüldüğünü söylüyor. Onların bir şekilde kaçmalarına göz yumulduğunu söylüyor. Yıllardır o da Rabia Naz'ın babası gibi büyük bir uğraş içerisinde. Bu olay da yine birtakım güçlü, ekonomik olarak güçlü, devletle iyi ilişkileri olan kişilerin engeline takılmış olabilir. Bir başka olay, Nadira Kadirova olayı. 23 Eylül 2019'da AK Parti İstanbul milletvekili Şirin Ünal'ın evinde şüpheli bir şekilde öldü. Özbek vatandaşı, Özbekistan vatandaşı; bu olay da normal ölüm gibi söylendi ama yakınları normal bir ölüm olduğunu düşünmüyorlar. Bu da önemli bir dosya olarak önümüzde duruyor. Başka birtakım olaylar da var. Mesela şu ana kadar saydığım olaylarda hep bir cinayet iddiası var. Bir de mesela Zehra Kınık'ın, daha önceki Kızılay başkanının kızının karıştığı, karıştığı değil yani ölümüne neden olduğu 17 yaşındaki Batın Barlas Çeki var. Trafikte göz göre göre, görüntüleri de çıktı biliyorsunuz, ölümüne neden oldu. Çok az bir ceza aldı. Sonra kan parası ödeyerek olayı kapattı. Bir başka olay da Timur Cihantimur, 18 yaşından küçük birisi, Oğuz Murat Aci'nin ölümüne neden oldu trafikte ve ailesi ‘‘güçlü’’ bir şekilde onu Amerika Birleşik Devletleri'ne kaçırdı ama orada şu anda tutuklu olduğunu biliyoruz. Bunlar diğerlerine tam birebir benzemiyor ama burada da yine güç sahibi birileri ‘‘gariban’’ birilerinin diyeceğim, hani çok güçlü olmayan birilerinin hayatlarına son veriyorlar kazayla da olsa ama başlarına pek bir şey gelmiyor; bunun örnekleri.
Ama diğer cinayet iddiaları, 5 tane cinayet iddiası, atladıklarım da olabilir, Türkiye'nin ayıbı, çok ciddi ayıbı. Normalde bunların hızlı bir şekilde çözülebilecek olaylar olduğu anlaşılıyor bir de. Yani bir Tunceli'de, Van'da, Eynesil'de yaşanan olayın aydınlatılması mesela İstanbul gibi bir metropolde yaşanan olayın aydınlatılmasından daha kolay olsa gerek. Birtakım şüpheliler de var zaten ama bunların üstüne gidilmedi. Şimdi gidiliyor gibi. Peki burada ne anlamalıyız? Evet. Çok ilginç bir olay bu. Ve daha önce de bunu kim gündeme getirdi? Özgür Özel gündeme getirdi. Bu aslında bir tür devr-i sabık olayı. Bu ülkede bütün bunlar yaşanırken yine AK Parti iktidardaydı. Yine adalet bakanı, içişleri bakanları vardı. Valiler, emniyet müdürleri vardı. Ve onlar bu olayların üstüne gitmediler. Şimdi bu olayların üstüne gidiliyor. Ne oldu? İktidar mı değişti? Yani normal şartlarda diyelim ki AK Parti iktidardan gitseydi eğer yerine CHP gelseydi ya da başka bir parti, o zaman bu aileler "Hadi siz çocuklarımızın katillerini bulun." diyebilirlerdi. Burada çok ilginç bir şey yaşanıyor. Sonuçta kötü değil. İnşallah samimidirler ve bu olayları aydınlatırlar, bunu tekrar vurguluyorum; ama bunun cevabını bilmiyorum. Niye şimdi bu dosyalar açılıyor? Şu söylenebilir: ‘‘İnsanlar geçmişi unuturlar; bugün bu dosyalar açılıp suçlular bulunup ceza alırlarsa bu iktidarın lehine yazar.’’ Evet, böyle bir boyutu olabilir işin ama bunların, mesela 2020'de yaşanan olayın 6 sene çözülmemesinin sorumlusu da iktidar ya da işte Rabia Naz 2018; 8 yıl olmuş.
Evet, gerçekten önemli bir şey yaşıyoruz, yaşayacağımız söyleniyor. Gülistan Doku olayındaki gelişmelerden hareketle gerçekten de oluyora benziyor. İlginç, önemli ve bir tür iç hesaplaşma gibi aslında bu, iç hesaplaşma. Şöyle; şu ana kadarki adalet bakanları, son dönemdeki adalet bakanlarının hepsi AK Parti teşkilatından gelmiş kişilerdi. Yani milletvekilliği yapmış, daha önce bakanlık yapmış; mesela bir Bekir Bozdağ, Abdulhamit Gül gibi, Yılmaz Tunç gibi. Bunlar AK Parti'den gelen siyasetçi ama aynı zamanda hukukçu. Şimdi gelen siyasetçi değil. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından geldi ve hızlı bir giriş yaptı bunlarla. Ama şöyle de bir husus var; aynı adalet bakanı CHP'ye operasyonları da tekrar hızlı bir şekilde sürdürüyor. Belki böyle bir denge kurmak istiyorlardır bilemiyorum ama her halükarda Gülistan Doku soruşturmasının yeniden başlaması çok önemli, değerli. Rojin Kabaiş, Rabia Naz dosyalarının da yeniden değerlendirileceğinin söylenmesi önemli. Ama ne olacak? Gözaltılar olacak mı? Onları daha bilmiyoruz. Ve demin bahsettiğim mesela bir Burak Oğraş, Nadira Kadirova olaylarının da açılmasını beklemek ve istemek lazım. Sonuçta AK Parti iktidarında örtülen birtakım şeylerin hepsi olmasa bile bir kısmının tekrar yapılması gerekenin yapılmakta olduğunu ve bu dosyaların yeniden açılmakta olduğunu görüyoruz. Bunu bir adalet bakanının başarısı olarak görmek yerine buradaki siyasi hesapları anlamaya çalışmak lazım. Geliştikçe, olayların gelişimine bağlı olarak bu siyasi yönünü daha fazla konuşabiliriz. Ama şunu biliyorum, hepiniz de görmüşsünüzdür; Gülistan Doku'nun ailesi nihayet, bu çok acı bir şey ama yine de birazcık heyecanlanıp birazcık umutlanıyorlar. Gülistan'ı geri kazanamayacaklarını biliyorlar ama en azından sorumlularının bulunma ihtimaliyle ilk defa karşılaşıyorlar. Bu da başlı başına bir şeydir.
Evet, biraz satrançtan bahsedelim. Meraklısı var mı izleyicilerde, bilmiyorum. Ben eski bir satranç tutkunuydum. Ne zamandır doğru dürüst oynamıyorum ama ortaokulda başladım. Bayağı bir taktım. Hatta teori de öğrenmiştim o zamanlar ama sonra savsakladık. Şu oldu bu oldu. Satranç deyince biraz işin içindeyseniz, biraz ilgiliyseniz bilirsiniz; büyük ustalar vardır. Uluslararası büyük ustalar vardır. Dünya şampiyonları vardır. Ben açıkçası son 15-20 yılı pek takip etmiyorum. Az buçuk biliyorum ama benim dönemimde, benim satrançla ilk tanıştığımda bir dahi, bir dünya şampiyonu vardı: Bobby Fischer. Bobby Fischer 11. dünya şampiyonu; 1972'de Sovyetler Birliği'nden Boris Spassky'yi yenerek alıyor. 75'e kadar sürdürüyor ve Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk ve tek dünya şampiyonu Bobby Fischer. Deli birisi olduğu hep söyleniyordu. Biz o zamanlar öyle duyuyorduk. Ve sonra ne oldu? 75'te o sırada rakibi, dünya şampiyonluğu için rakibi Sovyet vatandaşı Anatoli Karpov'du. Bobby Fischer birtakım kurallar dayattı, birtakım şartlar dayattı. Kabul edilmeyince çıkmadı maça ve oynamadan unvanı Anatoli Karpov'a geçti. Sonra çok fazla ortada gözükmedi. 1992 yılında yani Boris Spassky'yi yendikten 20 yıl sonra Yugoslavya'ya giriyor ve orada Karadağ'da Spassky ile tekrar maç yapıyor. Tabii dünya şampiyonluğu değil, özel bir organizasyonla. Orada yine Spassky'yi 10'a 5 yeniyor ve çok iyi bir para alıyor. 4 milyona yakın, 3,5 milyon mu ne para alıyor. Ama o tarihte Amerika Birleşik Devletleri onun Yugoslavya'ya gitmesine izin vermiyor. Yugoslavya'ya gitmeleri yasak. Yasağa rağmen gidiyor, meydan okuyor devlete ve Fischer Amerikan vatandaşlığından çıkarıldı. Yani Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk ve bugüne kadarki tek satranç dünya şampiyonu devletle kavga etti, vatandaşlığını kaybetti ve dünyanın değişik yerlerinde tur atmaya başladı. Özellikle Asya'da tur atmaya başladı. 2004 yılında Japonya'da havaalanında bunu alıyorlar ve bayağı bir hapis yatıyor. Sonra İzlanda. İzlanda'nın anlamı ne? Çünkü 72'de Spassky'yi yendiği maçlar İzlanda'da yapılmıştı. Tam söyleyemiyorum, Reykjavik değil mi başkenti, orada yapılmıştı. İzlanda ona vatandaşlık verdi ve Japonya'dan oraya gidip, demin fotoğrafını gördünüz, bir tür inziva hayatı yaşıyor.
Ama çok önemli bir ayrıntı var Fischer'in hayatında. Çok garip ama tam da ona yakışan bir çılgınlık. Fischer daha İzlanda'ya gitmeden önce 11 Eylül El-Kaide saldırıları 2001'de olduğunda Filipinler'deki bir radyo programına çıkıyor ve 11 Eylül'ü alkışlıyor. Evet, 11 Eylül'ü alkışlıyor. Yani ‘‘iyi oldu’’ diyor ve çok açık bir şekilde Yahudi aleyhtarı şeyler de söylüyor. İlginç olan, annesi de Yahudi olmasına rağmen bunu söylüyor ve iyice kara listeye alınıyor. Yani şöyle; o tarihlerde Fischer'i takip eden satranç tutkunları olarak, tabii benim dediğim 75-76, o sıralarda onun nasıl bir çılgın olduğunu ama süper bir zeka olduğunu biliyorduk. Yıllar sonra 11 Eylül'le ilgili böyle şeyler söyleyince tabii ki insanın canı sıkılıyor. Ama bir taraftan da Fischer'i bilen birisi olarak açıkçası şaşırmıyoruz. Yaptığı asla savunulacak bir şey değil ama gerçekten değişik bir insandı. Yani nasıl diyeyim, uzaylı gibi birisiydi ve 2008 yılında İzlanda'da ölüyor 65 yaşında. Satrancın gelmiş geçmiş en büyük isimlerinden birisi. Birinci midir bilmiyorum ama en eksantrik, nevi şahsına münhasır... Satranççılar genellikle birbirlerine benzerler; öyle söyleyeyim, özellikle büyük ustalar ama Fischer sahiden çok farklı birisiydi. Ne diyeyim, bir satranç meraklısı olarak ona insanın şapka çıkarmaması elde değil ama hayatı şusu busu, Amerika'ya kafa tutmasına da eyvallah ama 11 Eylül'e alkış tutması kabul edilecek bir şey değildi. Yine de bu onun çok büyük bir satranççı, büyük bir usta olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
19.04.2026 Mansur Yavaş’ın “topluca bir karar almamız gerekiyor” çağrısının anlam ve önemi
18.04.2026 Gülistan, Rojin, Rabia, Nadira, Burak ve diğerleri
17.04.2026 Okul saldırıları: Tabii ki siyasi
16.04.2026 Kindar nesil
12.04.2026 CHP muhalefette niçin yalnız kaldı?
11.04.2026 Sürecin ve Türkiye’nin Demirtaş’a ihtiyacı var
10.04.2026 İktidar CHP’ye yönelik saldırılarını şiddetlendiriyor
09.04.2026 Gizli tanıklar neye tanık, etkin pişmanlar neden pişman?
08.04.2026 Salı günleri Devlet Bahçeli dinlemek
08.04.2026 19 Mart sürecinin birinci yılında Türkiye'nin ruh hali: Dr. Erman Bakırcı ile söyleşi
19.04.2026 Mansur Yavaş’ın “topluca bir karar almamız gerekiyor” çağrısının anlam ve önemi
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı