Kim daha çok kaybedecek?

17.Ara.2013 rusencakir.com

Türkiye gibi bir ülkede, son derece kritik bir yerel seçim atmosferine girilmişken, üç bakan (ki bunlardan biri polisin bağlı olduğu İçişleri Bakanı) oğlu, iktidar partisinden bir belediye başkanı, bir kamu bankasının genel müdürü, pop star haline gelmiş bir müteahhit ve bazı bürokratlar gözaltına alınıyorsa, burada demokrasi ve hukuk devletinin temel ilkelerinden olan "güçler ayrılığı"ndan çok, bu iddialı operasyonun ardındaki muhtemel güce bakmak gerekir. Bu gücün kim olabileceğini anlamak için de medyaya, kimin olayı küçük, kimin büyük gördüğüne; kimin detayların, isimlerin üstünü örtüp kimin açıkça yazdığına bakmak kafi.
Sonuçta son rüşvet operasyonunu, Fethullah Gülen cemaatinin hükümete yönelik bir hamlesi, dolayısıyla Cemaat-hükümet meydan muharebesinin yeni bir safhası olarak görmek yanlış olmayacaktır. Operasyondan kısa süre önce İstanbul Milletvekili Hakan Şükür’ün oldukça kapsamlı ve Başbakan Erdoğan’ı da doğrudan eleştiren bir açıklamayla AKP’den istifa etmiş olduğu hatırlandığındaysa Cemaat’in "en iyi savunma saldırıdır" taktiğini benimsemiş olduğunu söyleyebiliriz.
 
Hükümetin tepkisi ne olur?
 
Hemen akla "bundan sonra ne olur?" sorusu geliyor. Açıkçası rüşvet operasyonun nasıl gelişeceğinin, gözaltıların tutuklamaya dönüşüp dönüşmeyeceğinin çok fazla anlamı yok. Bu haliyle iktidar partisi çok ciddi bir yara almış durumda. Buna karşılık, hükümetin bu operasyona cevabının ne olacağı önemli. Örneğin yerel seçimler sonrasında devlet içindeki cemaat kadrolarına yapılacağı ileri sürülen büyük tasfiye operasyonu bu yüzden öne alınabilir, ki Cemaat’in hükümeti tam da buna tahrik için bu son hamleye başvurduğunu düşünenler de var.
Diğer önemli nokta, daha yolun başında iktidar partisine bu kadar can acıtıcı bir darbe indirebilmiş olan gücün heybesinde daha nelerin olduğu, bunları da devreye sokup sokmayacağı, sokacaksa nasıl bir zamanlama ve yöntemi tercih edeceği. 
 
Dolaylı barış çağrısı
 
Başbakan’ın siyasi danışmanı Yalçın Akdoğan twitter’da, bugünkü yazısından şu bölümü paylaştı: "Fenalığa fenalıkla mukabele etmek, husumeti artırır, kin ve nefreti körükler, insanı hem azapta bırakır hem kaybet-kaybet sarmalına sürükler." Bu hem bir durum tespiti (ki daha ilk andan beri kazananı olmayacak bir kavga yaşandığı belliydi), hem bir tür barış veya en azından ateşkes çağrısı olarak görülebilir.
Ne var ki Cemaat ile hükümet arasındaki ayrışmanın çoktan kopuş aşamasına geldiğini, iniş-çıkışlar olsa da savaşın büyük ölçüde tırmanarak süreceğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla daha şimdiden, cumhuriyet tarihinin en sert seçimlerinden birini yaşayacağımız anlaşılıyor. Ama kavganın taraflarından birinin partisinin olmaması işleri iyice karıştırıyor.
 
Kazanan değil kaybeden önemli
 
Dün akşam saatlerinde sohbet ettiğimiz Cemaat’e yakın bir tanıdığım, o meşhur "kim kazanır?" sorusuna "Bu savaşın kazanını değil kaybedeni daha önemli olacak" cevabını verdi.
Her iki taraf da daha şimdiden çok şey kaybettiğine göre galiba en çok kimin kaybettiğine bakmamız gerekecek. Bir de tabii, tarafların yaşadıkları kayıpları telafi edip edememe kabiliyet ve kapasitelerine. Bu noktada Gülen cemaatinin ve Gülen’in, AKP hükümetine ve Başbakan Erdoğan’a kıyasla daha özgüvenli olduklarını görüyoruz. Çünkü iktidar partisinin önümüzdeki yerel seçimlerde bariz bir gerileme yaşaması halinde, daha sonraki cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler; bunlara bağlı olarak da Erdoğan’ın projeleri risk altına girebilir.




31.01.2015 HDP ve genel seçimler üzerine 7 soru
28.01.2015 „Der Islam und Europa sind untrennbar verbunden“ Gespräch mit Prof. Nilüfer Göle
22.01.2015 On part avec femme et enfants pour le djihad maintenant - Entretien avec Olivier Roy, texte intégral
20.01.2015 Poçemu kobani ne pal
14.01.2015 September 11, January 7, al Qaeda, IS(IS) and the coming days ...
14.01.2015 Der barê çareseriya pirsgirêka Kurdan de çima geşbîn im?
14.01.2015 In Jahad Gharan Che Kesani Hastand?
23.11.2014 Muşeni “biji Erdoğan”-i vardovana “biji Davutoğlu” var ivu?
22.10.2014 Ayuda militar a Kobane en cinco preguntas
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı

Son makaleler (10)
31.01.2015 HDP ve genel seçimler üzerine 7 soru
30.01.2015 30 YILDAN HATIRLADIKLARIM/3 Gaffar Okkan suikastı: 24 Ocak 2001
29.01.2015 Kürtlerin kalbini Suriye’de kırıp Türkiye’de kazanamazsınız
28.01.2015 Ankara Kobani’den ders çıkarabilecek mi?
26.01.2015 "Yabancı terörist savaşçılar" sorununda çelişki ve açmazlar
24.01.2015 Demirtaş İstanbul 1. Bölge birinci sıra adayı
23.01.2015 “Artık cihada çoluk çocuk, ailece gidiliyor” Olivier Roy ile söyleşi-tam metin
22.01.2015 Evet, maalesef bu kadar ucuz bir gencin hayatı!
22.01.2015 Olivier Roy “Artık cihada çoluk çocuk, ailece gidiliyor”
22.01.2015 “Cihatçı hem küreselleşmeden yararlanıyor, hem onun kurbanı oluyor” Gilles Kepel ile söyleşi tam metin