SOL VE İSLAM/3 Yeşil ve kızıl kuşaklar

15.03.2010 Vatan

İslami hareketin 1980’lerden itibaren Türkiye’de yükselişe geçmesinin gerçek nedenlerini sorgulamak yerine bütün sorumluluğu 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştirenlere yıkmaya çalışmanın yanlış olduğunu dünkü yazımızda dile getirmiştik. İslamcılığın gelişimini sadece dış müdahalelere (katkılara) bağlayanların bir diğer argümanı da ABD’nin “Yeşil Kuşak Projesi”dir.

Soğuk Savaş döneminin dikkat çekici uygulamalarından olan bu projenin iki ana hedefi vardı: 1) Sovyetler Birliği ve onun güdümündeki ülkelerde yaşayan Müslümanları birer “rejim muhalifi” haline getirmek; 2) Sovyetler’in, Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkeleri denetim altına almasını engellemek ve buralardaki etkisini iyice azaltmak.

Bu proje bağlamında Sovyetler Birliği’nin genel olarak din, özel olarak İslam düşmanı olduğu yolunda propagandası yapılıyor; İslam dini ile İslami cemaat ve gruplar maddi ve manevi olarak teşvik ediliyordu.

Afgan cihadı

Sovyet Kızıl Ordusu’nun Afganistan’ı işgal etmesiyle birlikte Yeşil Kuşak daha görünür hale geldi: ABD, CIA’nın yönetiminde, Pakistan, Suudi Arabistan, İngiltere ve hatta Çin’in, başta istihbarat servisleri olmak üzere bir dizi imkanını harekete geçirerek Afganistan’da bir “cihad” organize etti. Ve bu sayede Sovyetlerin sadece Afganistan’da değil genel olarak İslam dünyasındaki etkisini büyük ölçüde ortadan kaldırdı.

Evet, Yeşil Kuşak’ın Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede İslami hareketlerin güçlenmesinde etkili olduğu doğrudur, fakat asla belirleyici olmamıştır. Öncelikle şunu vurgulamak lazım: İslami hareketlere Washington’dan çok Moskova yardımcı olmuştur. Çünü bu hareketlerin kitle tabanına baktığımızda, sol hareketlerinkiyle büyük ölçüde benzerlikler görürüz: Yoksullar, dışlanmışlar, yükselen ama iktidarlar tarafından önleri kesilmek istenen orta sınıflar... Refah Partisi’nin, 1970’lerde solun ve CHP’nin hayli etkili olduğu büyükşehirlerin varoşlarında oy patlaması yapması da bu benzerliği göstermektedir.

TKP’nin rolü

Sovyetler Birliği’nde ateizmin (dinsizliğin) bir tür resmi ideoloji haline gelmesinin; Müslümanlar dahil her türden din mensubunun dini hayatlarına çok sert kısıtlamalar getirilmesinin ve bütün bu uygulamaların diğer ülkelerdeki sol gruplar tarafından eleştirilmemesi, hatta onaylanmasının faturası çok ağır oldu. Sonuçta sol, sosyalizm ve komünizm, din karşıtlığı hatta düşmanlığıyla özdeş hale geldi. Buna bağlı olarak normal şartlarda sol hareketlerde yer alması beklenen kesimler mesafeli davrandılar, hatta sol karşıtı grup ve odaklar tarafından devşirildiler.

Örneğin 1970’li yıllarda sendikal harekette çok güçlü bir noktaya gelmiş olan DİSK, Moskova güdümlü Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) kontrolü altına girdikten sonra, bu partinin toplumsal hayatta hiçbir karşılığı olmayan “ilericilik” perspektifiyle kendi tabanına yabancılaşmaya başladı.

Öte yandan dine (ve dolayısıyla İslam’a) karşı gereksiz bir düşmanlık politikası güden Moskova’nın, kendi stratejik hesapları nedeniyle İslam dünyasındaki dini cemaat, grup ve siyasi hareketlerle birbiriyle tutarlı olmayan ilişkiler kurduğuna tanık olduk. Yine Moskova, Washington’a karşı güç oyununda, Mısır, Lübnan, İran, Suriye, Irak, Ürdün, Filistin ve Türkiye gibi ülkelerdeki sol hareketlere elindeki basit birer kart muamelesi yaptı ve bunları kendi çıkarları için çok kolay biçimde riske etti.

Aradan çok zaman geçmiş olabilir. Fakat ABD’yi ve onun emperyalist politikalarını olduğu kadar Sovyetler Birliği başta olmak üzere diğer “sosyalist” olma iddiasındaki ülkelerin (ve onların yerli şubelerinin) İslam dünyasındaki yanlış politikalarını eleştirmeden solun dindar kitlelerle ilişkisini rehabilite etmesi mümkün olmayacaktır.

Sol ile İslam ilişkisini tartışmayı sürdüreceğiz.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

YAZI DİZİSİ
1 SOL VE İSLAM/1 Birikim’den eski bir tartışmaya yeni soluklar 13.03.2010
2 SOL VE İSLAM/2 Sol İslam gerçeğini anlamak istemedi 14.03.2010
3 SOL VE İSLAM/3 Yeşil ve kızıl kuşaklar 15.03.2010
4 SOL VE İSLAM/4 “Kurtulmak yok tek başına...” dedik hiçbirimiz kurtulamadı 16.03.2010
5 SOL VE İSLAM/5 İslam ile solun ortak arayışı: Sosyal adalet 17.03.2010
6 SOL VE İSLAM/6 “İslami sol” mümkün mü? 18.03.2010
7 SOL VE İSLAM/7 Solcular İslami cemaatlerle temas etmeli mi? 19.03.2010
8 SOL VE İSLAM/8 Solculara İslam konusunda pratik öneriler 20.03.2010

Son makaleler (10)
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
28.05.2026 Özgür Özel yeni parti kuracak mı?
28.05.2026 Kılıçdaroğlu aradığı adaleti dokuz yıl sonra buldu
27.05.2026 “Bay Kemal”in “Kemal Bey”e dönüşmesinin derin anlamı
26.05.2026 Hani Kürt hareketi CHP'ye karşı Erdoğan'ın yanında saf tutacaktı!
25.05.2026 Özgür Özel kendisini aşıyor
25.05.2026 İslam Özkan yorumladı: Süreç AK Parti’nin aleyhine işliyor
25.05.2026 Seren Selvin Korkmaz değerlendirdi: CHP bugün millete dönüyor
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı