Yepyeni Türkiye’de siyâsetin geleceği üzerine notlar (5): Bir “milliyetçiler ligi” vardı, nereye kayboldu?

14.05.2024 medyascope.tv

14 Nisan 2024’te medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi bayramlar. Yepyeni Türkiye’nin siyâsî geleceği üzerine notların 5. ve son bölümüyle karşınızdayım ve “milliyetçiler ligi”nden bahsetmek istiyorum. Aslında böyle bir lig kurulamadı, oluşamadı. Ne olmuştu? 2023 seçimlerinin ardından Tuğrul Türkeş öyle bir çağrı yapmıştı. Bakıyoruz: Milliyetçi olarak tanımlanacak partilerden MHP %10,3 almıştı; İYİ Parti %9,9 almıştı; Zafer Partisi de %2’ye yakın oy almıştı. Yani %20’yi aşmış bir milliyetçi potansiyel vardı. İşin ilginç tarafı, Tuğrul Türkeş AK Parti’den seçilmişti. Çünkü AK Parti’de de onun gibi başka milliyetçiler var. Ve demişti ki: “Burada da görülüyor ki Türkiye’nin ana dinamiği Türk milliyetçiliğidir. Birlik oluşturulup iktidar perspektifiyle hareket etmek gerekir”. Tabiî bunun üzerine çok yorumlar yapıldı, tartışmalar oldu. Lig kurulmadı; ama 11 ay sonra bir seçime girdik ve baktık ki bu oylar uçup gitmiş. İYİ Parti’nin %9,9 olan oyu %3,77’ye düşmüş; MHP %5 gözüküyor, ama MHP bütün her yerde seçime girmedi, birçok yerde AKP’yi destekledi; fakat yine de bir oy kaybı olduğu muhakkak. Zafer Partisi de 1,74’te kaldı. Büyük bir beklenti vardı Zafer Partisi’nden. Yani şu hâliyle bakıldığı zaman, %10’u biraz geçmiş, hadi diyelim ki %13-14. Birleşmeleri hâlinde, en fazla, barajı aşmış ve Meclis’te üçüncü veya dördüncü parti olabilecek bir hareket çıkar.
Ne oldu da böyle oldu? İşte bu başlı başına önemli bir tartışma konusu. Bir kere her şeyden önce bu partilerin 2023’te aldıkları oy birebir milliyetçilikle anlaşılabilecek bir oy değilmiş, onu gördük. Zafer Partisi’nin aldığı oyun büyük ölçüde sığınmacı karşıtlığı üzerinden oluştuğunu biliyoruz. Ama onun büyüme ihtimâlinin çok da olmadığını bu yerel seçimde gördük. O bir kenara… İYİ Parti’nin aldığı %9,9 oy, belli ki seçmenin İYİ Parti’ye verdiği son krediymiş. Orada bir ittifak içerisinde girdi İYİ Parti ve ona rağmen %9,9 aldı. Sonra, “Artık ittifak yok, bu bizim önümüzü kesiyor. Hür ve müstakil olarak gireceğiz” dedi ve %4’ü bile bulamadı. Alabildiği tek bir il var. 5 yıl önce il de alamamıştı. Şimdi Nevşehir’i aldı, ama orada da AK Partili bir kişinin aday gösterilmesiyle oldu. Onun dışında kayda değer bir başarısı yok. Zafer Partisi’nin zâten yok, kazanabildiği herhangi bir yer yok. MHP’nin de 11 olan il belediyesi sayısı 8’e düştü, çok ilginç. MHP’nin elindeki tek büyükşehir olan Manisa açık ara farkla kaybedildi CHP’ye. Kazandığı yerler var: Gümüşhane, Kars, Tokat, Kırklareli gibi dört yeri kazandı, ama çok sayıda yeri CHP’ye kaybetti. Meselâ Bartın’ı, Kastamonu’yu kaybetti CHP’ye. Onlar başlı başına çok çarpıcı yerlerdi. AKP’ye kaybettiği yerler de var bu arada.
Şimdi burada olay ne? Bir kere İYİ Parti artık siyâset sahnesinden siliniyor. Bu ayın sonunda kongrelerini yapacaklar, isimler netleşiyor. En aşağı 3 aday olacağı netleşti. Belki daha fazla olur, belki adaylardan bâzıları çekilir. Ama Meral Akşener’in olmayacağı anlaşıldı. Meral Akşener’in olmadığı bir İYİ Parti’nin de ortaya çıkan adaylara baktığımız zaman, bir mini MHP olmaktan öteye gitme ihtimâli yok. Mini MHP olunca da gidebileceği çok fazla bir yer yok, bir kere onu görmek lâzım. İkinci olarak MHP’ye bakıyoruz. MHP son yerel seçimde yoktu; yani hiçbir yerde yoktu. Bir iki tâne miting dışında başka bir yerde bir şey görmedik, çıkmadılar. Özel olarak mı çıkmadılar? Yerelde çalıştıkları muhakkak. Yani Gümüşhane’yi, Kars’ı, Tokat’ı, Kırklareli’yi kazanırken oralarda adayların bir çalışma yaptığı muhakkak. Ama ülke çapında MHP yoktu. Cumhur İttifâkı üzerinden her şey Erdoğan’a bırakılmıştı. Bu aslında MHP için çok ciddî bir sorun ve Bahçeli üzerinden giden bir MHP var. Bahçeli’nin de en son gördüğümüz fotoğrafı ürkütücüydü. Düşmüş, geçmiş olsun. Ama orada hani devlet gibi bir lider görüntüsü de yok. Devlet Bahçeli’nin en son bayram mesajını gördüyseniz, onun şu sözleri çok anlamlı, olumsuz anlamda anlamlı: “Türk milleti sandıkta kurulmamıştır” sözü. Yani, “Sandığa o kadar da bel bağlamayın, sandık sizi şımartmasın” gibi, aslında demokrasiyle çok çelişen, Erdoğan’ın verdiği mesajlarla da çok çelişen bir duruşu var.
Bu, önümüzdeki dönemde MHP’nin Cumhur İttifâkı’ndaki ya da iktidar içerisindeki konumunun değişip değişmeyeceğinin işâreti olarak görülemez. Ama şöyle bir sorun var: Erdoğan çok ciddî bir sorun yaşıyor, çok ciddî bir kriz yaşıyor ve bu krizi aşmasında artık MHP ona yetmiyor. MHP’nin milliyetçi söylemi de ona yetmiyor. Milliyetçi-devletçi, beka temelli söylemi de ona yetmiyor. Erdoğan bir arayışa girebilir. O arayışa girmesi hâlinde, Erdoğan’ın dilini değiştirmesi hâlinde MHP’nin pozisyonu da farklılaşabilir ve daha milliyetçi pozisyonda belki de Erdoğan’la yollarını ayırabilir. Ama o zaman ne olacak? En fazla İYİ Parti ile tekrar bir buluşma olur. Bu arada Yavuz Ağıralioğlu, biliyorsunuz, normal şartlarda muhâlefetin çöküşünü bekledi, sonbaharda yeni bir parti kurmak için; ama bir çöküş olmadığı için onun da ne yapacağı belli değil. Şu hâliyle bakıldığı zaman, “milliyetçi lig” olarak adlandırılan yerlerde, meselâ Büyük Birlik Partisi de bunlardan birisi, Muhsin Yazıcıoğlu’nun memleketi Sivas’ta belediyeyi kazandılar. Onun dışında hiçbir varlıklarını göremedik. Bütün bunların birleşmesi hâlinde, bir liderlik etrafında, kolektif ya da tek lider birleşmesi –ki bu çok zor–, ama birleşmeleri durumunda bile şu 31 Mart’tan çıkan sonuçların yarattığı yeni zemin üzerinde varlık gösterebilmeleri, güçlü bir şekilde –tabiî ki varlıkları hep olacaktır– güçlü bir şekilde varlık gösterebilmeleri, hele Tuğrul Türkeş’in o geçen Mayıs ayında büyük bir heyecanla söylediği gibi iktidâra yürüme potansiyelleri yok.
Zafer Partisi başlı başına bir olay. Çünkü bu seçimde oylarını katlayarak bayağı bir kendini gösterme ihtimâli vardı. Ben de böyle düşündüm açıkçası. Olmadı. Neden olmadı? Sâdece belediye seçimi olduğu için mi olmadı? Çok emin değilim. Çünkü bakıyoruz birçok partiye: Meselâ Yeniden Refah Partisi’ne insanlar belediye başkanı seçilemeyeceğini bile bile de olsa oy verdiler. Bu seçim Zafer Partisi için kendisini gösterme seçimiydi. Ve şurası özellikle çok önemli: İYİ Parti’nin başarısız olacağı neredeyse kesin gibiydi. İYİ Parti’nin oylarının düştüğü bir yerde, İYİ Parti’den kalanları kazanma ihtimâli vardı, bunu yapamadı. Dolayısıyla hep birlikte yaşadıkları bir kriz var. En iyi durumda olanı tabiî ki yine MHP. Ama MHP de, Erdoğan eğer yeni arayışlara girerse geleceği konusunda birtakım tereddütler yaşayabilir.
Sonuç olarak baktığımızda, “milliyetçi yükseliş”, “milliyetçi dalga” gibi sözler, yaklaşımlar, analizlerin fazlasıyla abartılı olduğunu gördük. Tabiî ki Türkiye’de milliyetçilik, Türk milliyetçiliği her zaman için siyâsette çok baskın bir şeydir. Fakat son olayda gördüğümüz gibi, Cumhuriyet Halk Partisi eğer dikkatli bir politika izlerse, pekâlâ milliyetçi hassâsiyeti olan seçmenin de oy verebileceği bir parti olabiliyormuş, bunu gördük. Özellikle bakın: Mersin’de, Adana’da, Antalya’da, milliyetçi hareketin bayağı güçlü olduğunu bildiğimiz yerlerde çok net bir şekilde galibiyetler elde etti Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayları. Bu başlı başına milliyetçilik iddiasındaki partilerin önlerine koyup düşünmeleri gereken bir husus. Özellikle 90’lı yıllarda başlayan İç Ege ve Akdeniz’deki yeni tür milliyetçilik dalgasının şu anda CHP ile pekâlâ sorunsuz bir şekilde yaşayabildiğini, buralarda büyükşehirlerdeki CHP’li belediye başkanlarıyla görebiliyoruz. Dolayısıyla insanların milliyetçi hassâsiyetlerinin onları bunu yüksek sesle dillendiren partilere yönelttiği şeklindeki ön kabuller büyük ölçüde aşınmış gibi duruyor.

Evet, bu diziyi burada noktaladım. Bayram boyunca 5 gün peş peşe size partiler hakkında düşündüklerimi söyledim. Umarım sizlere ufak da olsa bir katkım olmuştur. Tabiî ki burada söylediklerimiz tamâmen kişisel, önyargısız, herhangi bir hesap kitap olmadan yaptığım bağımsız değerlendirmeler. Bunların kimisi, meselâ söylediğim gibi; Zafer Partisi’nin daha başarılı olmasını bekledim, olmadı. Yeniden Refah’ın başarılı olacağını bekledim, fazlasıyla oldu. Her söylediğimizin doğru çıkması gibi bir derdimiz yok. Sonuçta burada tahmincilik yapmıyoruz. Elimizden geldiğince, elimden geldiğince, olabildiğince eldeki verilere ve somut gelişmelere bakarak birtakım değerlendirmeler yapmaya çalışıyorum. Hepinize çok teşekkürler. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
16.06.2024 “AK Parti içindeki gayri memnun kesim” ve “bürokratik vesayet” ile mücadele iddiaları
09.06.2024 Fethullahçı şebekeyle savaşmak için içeride barışa ihtiyacımız var
07.06.2024 CHP’nin yükselişi sürüyor mu? Hatem Ete ile söyleşi
07.06.2024 Ruşen Çakır ve Kemal Can ile Haftaya Bakış (217): Hakkâri Belediyesi’ne kayyum atandı - Akşener’in Beştepe ziyâreti - Fethullahçılık nereye gidiyor?
06.06.2024 Fethullah Gülen’in yeğeni Ebuseleme Gülen ile söyleşi: “Çok günahımız var, îtiraf etmeliyiz”
04.06.2024 Değişen Güneydoğu’dan izlenimler (3): Kürt hareketi ve Kürtlerin yarım kalan “Türkiyelileşme” süreci
03.06.2024 Değişen Güneydoğu’dan izlenimler (2): Erdoğan’ın yarasını ne kayyumlar sarabildi ne de HÜDAPAR
02.06.2024 Değişen Güneydoğu’dan izlenimler (1): Dönüşüm ve değişimin başrolünde kadınlar var
01.06.2024 Değişen Güneydoğu (4) – Van – Neslihan Şedal olaylı seçimi ve dönüşen şehri anlatıyor: “Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez”
31.05.2024 Değişen Güneydoğu (3) Batman: Kadın intiharlarından “Kadın Kenti”ne Gülistan Sönük : “Kayyumlar en büyük tahrîbâtı kadın kurumlarında yapmışlar”
16.06.2024 “AK Parti içindeki gayri memnun kesim” ve “bürokratik vesayet” ile mücadele iddiaları
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı