ABD kadın ya da siyahi bir başkanı kaldırır mı?

14.01.2007 Vatan

    Vatan Pazar Eki
George W. Bush 20 Ocak 2005 günü ikinci kez ABD Başkanı olarak yemin ettiği andan itibaren, 2008 seçimleri için de düğmeye basılmış oldu. İlk olarak gözler kılpayı da olsa ikinci kez sandıktan çıkmış olan Cumhuriyetçilere çevrildi. Bush bir kez daha aday olamayacağı için Arizona Senatörü John McCain’in artık sırasının geldiği söylenir oldu. Beş buçuk yıl Vietnam’da savaş esiri olduktan sonra ülkesinde kahraman olarak karşılanan McCain sağcı bir politikacı ama terör zanlılarının bile haklarını gözetmesi, işkenceye karşı çıkması gibi tavırlarıyla liberal-sol çevrelerin de takdirini topluyor. Yolsuzluğa karşı yürüttüğü mücadeleyle de partilerüstü bir prestije sahip. Dolayısıyla 2005’in ilk döneminde adı geçen Demokrat aday adaylarının hiçbirinin McCain’e alternatif olamayacağı söylendi.

Ancak Bush’un Irak batağından ikinci döneminde de çıkamayacağının anlaşılmasıyla işin rengi değişti. Amerikan kamuoyu vergilerinin oluk oluk Irak’a akmasından, azalacağına artan kayıplardan iyice bunaldı ve savaşa olan desteğini çekmeye başladı. Buna McCain’in nerdeyse Bush’tan çok Irak’ta zafere inanması ve buraya daha fazla asker yollanmasını istemesi eklenince işin rengi tamamen değişti. Nihayet 2006 Kasım ayındaki ara seçimlerden zaferle çıkıp yıllar sonra hem Temsilciler Meclisi, hem de Senato’da çoğunluğu ele geçiren Demokratlar 2008 seçiminin de favorisi oluverdiler. Ve zaten adları hep anılan iki isim iyice ön plana çıktı: Hillary Rodham Clinton ile Barack Hussein Obama.

Clinton seçilirse ilk kadın, Obama seçilirse ilk Afrika kökenli Amerikan başkanı olacak. İşte bu yüzden ’08 seçimleri üzerine tartışmalar iki birbirine benzer soru etrafında dönüp dolaşıyor: “ABD kadın bir başkana hazır mı?” ve “ABD siyah bir başkana hazır mı?” 2007’de Nancy Pelosi Amerikan Kongresi’nin ilk kadın başkanı olduğuna göre 2008’de Hillary veya Obama neden başkan olmasın ki!

Bağış toplama şampiyonları

Hillary pek göstermiyor ama 60 yaşında, Obama ise ondan 14 yaş küçük. İkisi de senatör. Hillary Amerikan tarihinin seçimlere katılan ilk First Lady’si ve New York eyaletinin ilk kadın senatörü unvanlarına sahip. ABD’nin beşinci siyah senatörü olan Obama ise halen Senato’da görev yapan tek Afrikal kökenli kişi. İkisi de biraz şansları sayesinde Senato’ya girdiler. 11 Eylül saldırılarıyla kahramanlaşan New York Valisi Rudy Giuliani prostat kanseri olunca Cumhuriyetçiler son anda daha zayıf bir aday olan Rick Lazio ile yarışa katılmak zorunda kaldılar. Sonuçta Hillary oyların yüzde 55’ini aldı. Obama ise 2004’de Illinois’de Demokratların adayı olduğunda karşısında Jack Ryan vardı. Fakat eski eşinin açtığı dava bir skandala dönüşünce Ryan seçimlere birkaç ay kala çekildi ve yerine başka bir eyalette yaşayan Alan Keyes Cumhuriyetçilerin adayı oldu. Obama yüzde 70 oyla kolay bir seçim kazandı.

Her ikisi de Amerikalı siyasetçiler için en ciddi sorun olan bağış toplamada çok başarılılar. Örneğin Hillary, kazanması yüzde yüz olan 2006 seçimleri için 36 milyon dolar harcayınca partisi tarafından savurganlıkla suçlandı. Nitekim Hillary oyların yüzde 67’sini aldı.

İkisi de avukat

Hillary Yale, Obama ise Harvard’da hukuk okudu. İkisi de okudukları fakültenin dergilerinin çıkarılmasında sorumluluklar üstlendi. Hillary çocuk hakları, Obama ise yoksul hakları üzerinde uzmanlaştı. İkisi de avukatlık yaptı. Hatta Hillary, eşi Bill Clinton Arkansas Valisiyken iki kez “ABD’nin en etkili 100 avukatı” listesine girdi.

İkisi de liberal/sol biliniyorlar, ama ikisi de dindar kimliklerini gizlemiyor, belki de bilerek fazla öne çıkarıyorlar. Hatta Hillary’nin Protestan ilahiyatı konusunda hayli donanımlı olduğu söyleniyor. İkisinin de adı Senato’ya girer girmez başkan aday adayı olarak anılmaya başlandı. Hiçbiri bu söylentileri yalanlama yoluna gitmedi. Tam tersine, her fırsatta partilerüstü tavırlar almaya çalışmaları, başkan seçilebilmek için merkezdeki seçmene yatırım yapmak olarak yorumlandı. Örneğin Hillary kürtaj konusunda yaşanan sert tartışmaya bir ortayol formülüyle müdahale etmeye çalıştı.

Ancak bütün çabalarına rağmen muhafazakâr sağcılar Obama’yı daha makul görüp Hillary’yi Amerikan değerlerine aykırı, marjinal fikirleri olan biri gibi göstermeye çalışıyorlar. Halbuki Hillary, 11 Eylül saldırılarının ardından “ulusal güvenlik” konularına liberal bir Demokrattan beklenmeyecek ölçüde merak sardı. Başkan Bush’un Irak işgali dahil birçok uygulamasına destek verdi. Bu yüzden Demokrat tabanda belli rahatsızlıklara yol açtı.

Beyazların sevdiği siyah

Obama ise siyasi konularda çok fazla yaratıcı değil. Siyahların ve diğer ezilenlerin haklarını savunma konusunda da fazla militan olduğu söylenemez. Hatta bazı solcular, onun gittiği her yerde beyazların (tabii daha çok kadınların) ilgisine mahzar olmasını, buna karşılık siyahların onunla aralarına yer yer mesafe koymasını not ediyorlar. Hatta daha ileri gidip onu Oprah Winfrey, Michael Jordan, Eddie Murphy gibi “beyazların sevdiği siyah” olarak tanımlayanlar da var.

Obama karizmasını bir ölçüde hayat hikayesine borçlu. Babası Kenyalı, annesi Kansaslıydı. Hawaii’de üniversitede okurken tanışıp evlendiler. Ancak oğluna kendi adını koyan Barack Hussein Obama, 1963’de oğlu iki yaşındayken eşinden boşanıp ülkesine döndü. Annesi AnnDunham bu kez Endonezyalı bir başka okul arkadaşıyla evlendi. Küçük Barack dört yıl Cakarta’da yaşadıktan sonra Hawaii’deki dedesi ve anneannesinin yanına döndü.

Karizma konusunda Hillary de Obama’dan pek geri kalmıyor. Onun hayatının en ilginç olaylarından biri daha 16 yaşındayken Cumhuriyetçi Parti’ye girmesi ve başkan adayı Barry Goldwater’ın kampnayasında çalışmış olması. Ancak bizzat tanışmış olduğu Martin Luther King’in 1968’de öldürülmesinin ardından liberal görüşleri benimsemiş ve Demokrat Parti'ye katılmış. Hillary, Beyaz Saray günlerinde de epey aktifti, çocuklar, sosyal güvenlik gibi konularda resmi görevler de üstlendi. Fakat Monica Lewinsky skandalıyla bütün hayatı altüst oldu.

Bu yazı kaleme alındığı sırada ne Hillary, ne Obama resmen adaylıklarını açıklamamışlardı. Ama eli kulağında. Demokratların adayı kim olur diye sorarsanız, henüz çok erken ama Hillary favori, Obama plase, Al Gore sürpriz diyebiliriz. Peki Demokrat aday kazanır mı? Muhtemelen.

Hillary Rodham Clinton: Ülkenin en etkili avukatlarından

26 Ekim 1947’de Protestan (Methodist) bir ailenin kızı olarak Chicago’da dünyaya geldi. 16 yaşında Cumhuriyetçi başkan adayı Barry Goldwater’ın kampanyasında çalıştı. 1968’de Martin Luther King suikastından etkilenerek parti değiştirdi ve Demokratlara katıldı. Bir yıl sonra Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. 1975’de kendisi gibi Arkansas Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Bill Clinton ile evlendi. 1978’de kocası Arkansas Valisi seçildi ve 12 yıl bu görevi sürdürdü. . 1980’de kızları Chelsea doğdu. 1988 ve 1991’de ABD’nin en etkili 100 avukatı arasına girdi. 1992 ve 1996’da eşi iki dönem Amerikan Başkanı seçildi. 2000’de, efsanevi politikacı Moynihan emekli olunca New York’tan Senato yarışına girdi ve kazandı. 2006’da ikinci kez senatör seçildi.

Barack Hussein Obama: Babası Kenyalı, Hawaii’de doğdu

4 Ağustos 1961 günü Honolulu’da (Hawaii) dünyaya geldi, babasının adını aldı. Babası Hawaii’de üniversite öğrenimi gören bir Kenyalı, annesi de onun okul arkadaşı Kansaslı bir kızdı. 1963’de çift boşandı ve baba Obama Kenya’ya döndü. Annesi yine öğrenci olan Endonezyalı Lolo Soetoro ile evlendi. 1967’de aile hep birlikte Jakarta’ya taşındı. 1971’de Barack dedesi ve anneannesinin yanına Hawaii’ye döndü. 1983’de Columbia Üniversitesi’nde siyaset biliminden mezun oldu. Ardından Harvard’da hukuk okudu. 1989’da Chicago’da avukatlık yaparken işyerinden Michelle Robinson ile evlendi. İlk kızları Mlia 1999’da, ikincisi Sahsa ise 2001’de doğdu. 1996’da Illinois Eyalet Senatosu’na seçildi. 2004’de Illinois Senatörü seçildi.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı