Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile söyleşi: “Seçimdeki başarının kalıcı olması bize bağlı”

15.05.2024 medyascope.tv

15 Nisan 2024’te medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Ruşen Çakır: Merhaba, iyi günler. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar konuğumuz. Kendisiyle seçimi konuşacağız ve bundan sonrasını konuşacağız. Zeydan Bey, merhaba.
Zeydan Karalar: Merhaba efendim.

Ruşen Çakır: Siz şimdi 31 Mart’ta ikinci kez seçildiniz. 2019’da MHP’den aldınız belediyeyi ve bu seçimde tekrar belediye başkanı seçildiniz 5 yıllığına. Öncelikle tebrik edeyim. Şunu sormak istiyorum: 2019’da bir ittifak vardı, İYİ Parti sizi destekliyordu. O zaman HDP aday göstermemişti ve sizi destekledikleri varsayılıyordu. Bu seçimde İYİ Parti ve HDP bayağı güçlü adaylarla da çıktılar. Ama siz AK Parti adayını farklı bir şekilde geçtiniz. Nasıl oldu bu? Yani kimlerden oy aldınız, nasıl başardınız?
Zeydan Karalar: İşte bu Adana ittifâkı. Yani biz Seyhan Belediyesi’ni de sayarsak üçüncü kez seçilmiş oluyoruz. Esâsında tabiî benim bütün yaşamım Adana’da; yani çocukluk, okul, ilk işyerim, yani on binlerce insana burada âmirlik yaptım, birlikte çalıştım. Ciddî bir tabanımız var aslında. Yani önceden Seyhan’da başladı o, seçim kazanma taşıdı. O zaman, dediğiniz gibi iki parti; biri resmî, biri gayriresmî olarak dışarıdan destekledi. Dolayısıyla o zaman 11 puana yakın bir fark olmuştu. Şimdi ben ittifzk olamayacağı ihtimâlini öngörerek daha önce Cumhuriyet Halk Partisi’nin ya da bizlerin çok güçlü olmadığı, çok oy almadığı uzak ilçelerde çok mücâdele ettim, çok hizmet ettim oralara. Hani meselâ Cumhuriyet Halk Partisi’nin %11, %15, %17 oy aldığı yerler var. Düşünebiliyor musunuz? 17’ye 83. 380 bin burası. Oralarda çok çalıştık. Büyük hizmetler yaptık. Oraların eksiklerini, suyunu, yolunu ya da işte mahalle merkezi, tâziye evi, neyse, yani o hani belediye hizmetleriyle ilgili sayacağımız ne varsa onların çoğunu çözdük. Bu önemli bir faktör. Ama bunun yanı sıra oraya gidip gelince insanlarla oturup sohbet ettik. Onlar bizi daha yakından tanıdılar. Biz onları daha yakından tanıdık. Kendimizi iyi ifâde ettik. Onlar bizi daha yakından tanıyınca, “Zeydan Karalar da vatanperver, milliyetçi, inançlı. O da bizim gibi bir vatandaş. Zâten hizmet de yapıyor” demeye başladılar. Sonuçta ilçelerin toplamında böyle 80/20, 75/25 gibi bir dengeyi bizim üstünlüğümüze taşıdı. Meselâ Kozan’da bizim partinin aldığı en iyi oy oranı %19’dur, ben %45 aldım. 5 ilçede, o saydığım 5 ilçede birinci olduk. Zâten merkez ilçelerin çoğunda öyleydi.

Ruşen Çakır: Pardon, sözünüzü kesiyorum. Bu bahsettiğiniz, meselâ Kozan, Sarıçam, Karaisalı, Pozantı gibi yerler MHP’nin belediye başkanlığını kazandığı yerler. Yani AK Parti hiçbir ilçe belediyesi kazanamamış meselâ bu seçimde, öyle görüyorum.
Zeydan Karalar: Orada meselâ AK Parti aslında birinci, ama aralarındaki paylaşımda oralar MHP’ye düşüyor. Yani merkezde, Yüreğir ve Seyhan’ı AK Parti’ye verdiler, o yukarıdaki ilçelerde MHP diye düştü paylaşım. Dolayısıyla onları MHP kazanmış oldu. Ama orada oy tasnifine baktığınızda Cumhur İttifâkı olarak 70’in üstünde oylar var. Yani biz oradaki beş ilçeyi bile ittifaksız aldık. Çok çok büyük bir olaydır.

Ruşen Çakır: Burada tabiî şöyle bir şey var; bakıyorum bu son seçimde sizin aldığınız oy %46,57 diye görüyorum, bendeki rakam bu. Partinizin İl Genel Meclisi’nde aldığı oy %41,19. Yani siz partinizden 5,5 puan fazla oy almışsınız. Demek ki başka partilere oy vermiş insanlar da size vermişler.
Zeydan Karalar: Tabiî. Şöyle; bu da aslında bir önceki çalışmanın sonucu. Sâdece Adana’da değil; bütün Türkiye’de Cumhur İttifâkı’nın Meclis üyeleri zaman zaman hizmetler noktasında maddeler geçerken bir direnç gösterdiler. Bunu kamuoyu gördü. Biz de, 11 büyükşehir ve ben olmak üzere her yerde dedik ki: “Bakın, bize oy veriyorsunuz, bize güveniyorsunuz, bizi seçiyorsunuz, o zaman Meclis’te de bizi kuvvetli yapın. Meclis’te de bize oy verin ki Meclis’teki engel kalksın. Sizlere daha iyi hizmet verelim.” Bunu o kadar iyi anlatmışız ki vatandaş aslında bir diğer partinin adayına oy verirken, bir yandan da bizim meclisimize verdi ya da bir yandan bize oy verirken bizim meclisimize de oy verdi. Normal şartlarda Adana’da partimizin oyu %41,5 değil. Yani bize teveccüh eden, bize güvenen, bizi seçen vatandaşa; “Aynı zamanda meclisimize de oy verin ki rahat görev yapalım” dedik. Demek ki bunu vatandaşımıza iyi anlatmışız. Ben burada hem tabiî ki bizi tercih ettikleri için hem Meclis’te bize çoğunluğu verdikleri için onlara çok teşekkür etmeyi burada hemen bir borç biliyorum sizin vesîlenizle.

Ruşen Çakır: Şimdi sizin bu söylediğinizi şöyle açalım biraz daha: 2023’teki genel seçimde Cumhuriyet Halk Partisi %28,8 almış. Ama şu anda İl Genel Meclisi’nde %41’e çıkmış, sizin oyunuz da %46,5 olmuş. Yani sizin demin dediğiniz gibi, İl Genel Meclisi’nde de partinize teveccüh olmuş. O zaman şunu soracağım: Yapılacak ilk Meclis seçiminde, yani milletvekili seçiminde, bu %40’ı aşma olayı CHP için mümkün olabilir mi?
Zeydan Karalar: Bizim yapacaklarımıza bağlı. Şimdi meselâ seçimi şöyle değerlendirmek lâzım, aslında Sayın Genel Başkanımız bunu gördü. Biliyorsunuz seçimden sonraki konuşmasında, bu oyların tamâmı Cumhuriyet Halk Partili oylar değil; ama bunları CHP’li yapmak lâzım. O bizim onlara yaklaşımımız, yapacağımız hizmetler… Yani bize güven duydular, oy verdiler. Güven duydukları gibiler mi, değil mi? Bakacak, test edecek vatandaş. Öyle görürse elbette oyları partiye verir. Ama şöyle söyleyeyim: Şimdi meselâ bizim burada %11 İYİ Partili oy var, %11-12 civârında da normalde klasik DEM adını verdiğimiz yeni parti var. Dolayısıyla bunların yarısından fazlasının oyu bize geldi varsayabiliriz. Kimisi sandığa gitmedi, benim partimin adayı yok ya da kazanamaz diye. Kimisi bize oy verdi, kimisi de partisine oy verdi. Dolayısıyla genel seçimde bunların partilerine yönelmesi ihtimâli var. Onu engellemek hem Genel Merkez’in hem bizim çabalarımızın sonucunda ortaya çıkacak. Bu seçim başarısını üç temel noktada değerlendiriyorum: Bir, değişimin etkisi oldu, Sayın Özgür Özel’in Genel Başkan olması. Bir değişim bekleniyordu, değişim oldu. Biz hani değişimden yana tavır almadık, ama değişim olmasın diye değil; onun târihi, zemini, zamânından dolayı. Yoksa bir karşıtlığımız olduğu için değil. Ama sonuçta bir değişimin de bu seçimin kazanılmasında önemli bir rolü oldu, o net. İkincisi, gerçekten 11 büyükşehir belediyesi ve ilçedeki arkadaşlarımızın müthiş belediye başarısı burada etken. Yani hem sosyal belediyeciliği Türkiye’ye ezberlettiler; hem pandemide hem depremde çok ciddî mânâda halkın yanında oldular. Yani biz belediyeciliği yeniden Türkiye’ye öğrettik. Onun da tabiî olumlu sonuçları yansıdı seçime. Ve elbette ekonomik şartların insanları mağdur etmesinin de etkisi oldu. Bu üç parametre bizim ciddî mânâda oy almamızı sağladı. Bunu almak iyi; ama bunu kalıcı kılmak için daha çok çalışmamız gerekiyor.

Ruşen Çakır: Şimdi şöyle bir şey var. Siz çekirdekten CHP’lisiniz bildiğim kadarıyla, yanılıyorsam düzeltin.
Zeydan Karalar: 1976 benim kaydım.

Ruşen Çakır: Evet. CHP için hep bir şey deniyordu. Hattâ Özgür Özel “tavan” demişti değil mi? “Cam tavan” %25.
Zeydan Karalar: Evet.

Ruşen Çakır: %25 ilâ %30. Benim hatırladığım, siz de hatırlıyorsunuzdur; Ecevit’in zamanındaki, 1973 ve 1977’de birinci parti olması, bir de 1989 yerel seçimlerinde Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin birinci olması.
Zeydan Karalar: Onu atıyorlar. 1989’da bizim Türkiye’de birinci olduğumuz bir gerçek var, evet.

Ruşen Çakır: O zaman tabiî CHP değil SHP’ydi. Neyse, aynı parti diyelim. Şimdi burada bir şey değişti. AK Parti ilk defa girdiği bir seçimde birinci parti olamadı, CHP de yıllar sonra birinci parti oldu. Bunu siz kalıcı bir olay olarak mı görüyorsunuz; yoksa bir anlık, yerel seçim olduğu için böyle, ama değişebilir, tekrar eski resme dönülebilir diyenler de var. Siz ne diyorsunuz? Artık geri dönüşü olmayan bir süreç mi başladı?
Zeydan Karalar: Ben demin de bu seçim başarısını üç temel nedene bağladım. Yani bir değişimin etkisi var; ikincisi, ekonomik politikanın insanları mağdur etmesinin sonucu var; üçüncüsü de hakîkaten arkadaşlarımız belediyeciliği çok iyi yaptılar, yani damga vurdular. Tabiî, belediye seçimlerinde bu belediye başkanları çok başarılılar diye kanaat getiren halk bize oy verdi. Bu önemli. Bu bizim ciddî mânâda oy almamızı sağladı. Şimdi bunun kalıcı olması da bize bağlı. Hem genel merkeze bağlı, hem belediye başkanlarına bağlı. Biz zâten deneyimliyiz, bizim başarısız olmamız söz konusu değil. Başarısızlık bizim karakterimizde yok zâten. Daha çok iş yapacağız, daha fazla hizmet edeceğiz. Bu nedenlerin bir tânesini olumlu olarak yansıtacağız. Ama öbür nedenler bize bağlı değil. Meselâ hükûmet ekonomik politikada çok başarılı olursa onun sonuçları ne olur onu ben şu anda göremem. Yani bize oy veren DEM’liler, bize oy veren İYİ Partililer 5 sene sonra ya da 4 sene sonra yapılacak seçimde nasıl davranırlar o tamâmen bizim başarımıza, partinin başarısına bağlı. Yani bize bir prim verdi halk; “Evet, artık Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkeyi yönetmeli, belediyeyi yönetmeli”nin işâretini verdi. Bunun kalıcı olması tamâmen dediğim gibi hem genel merkeze bağlı hem belediyelere bağlı hem hükûmetin başarısına bağlı.

Ruşen Çakır: Mersin’de de benzer bir şey vardı, Adana’da da bunu görüyorum, İstanbul’da da böyle. Buralar aslında kozmopolit şehirler; her türlü inancın, etnik grubun olduğu, hepsinin de güçlü bir şekilde olduğu yerler. Ve İstanbul’da da Mersin’de de Adana’da da CHP’nin adaylarının herkesten oy alabildiğini görüyoruz. Yani, çok daha açık söylersek, Türk milliyetçilerinden de oy aldığınızı görüyorum, Kürtlerden de oy alıyorsunuz, muhâfazakâr kesimden de oy alıyorsunuz; zâten sekülerler, merkez sol seçmen sizin geleneksel oy tabanınız. Buradaki mesele, yani nasıl oluyor? Nasıl diyeyim… Yani böyle, birbirinden farklı, birbirine rakip, hattâ düşman kesimler birlikte… Çünkü kutuplaşma Türkiye’de çok ciddî bir olgu. Bir anlamda Adana’da, Mersin’de, İstanbul’da, başka yerlerde de kutuplar üstü başkan profilleri çıkıyor.
Zeydan Karalar: Yani güneyde en kozmopolit il Adana’dır. Mersin ona yakındır. Yani Mersin de kozmopolittir. Ama şimdi size vatandaş bir görev tevdî ediyor. Siz bu göreve meselâ Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanı olarak seçildiniz ya da bir kimlik sâhibi olarak seçildiniz. Siz halka yaklaşırken, hizmet yaparken bütün bu kimlikleri aşan bir hizmet yaparsanız, vatandaş onu görüyor. Artık sizi öyle değerlendirmiyor. Yani siz, hizmet ederken, size oy verdi vermedi ya da şu kimlikten veya şu partili filan diye düşünmeyip herkese eşit bir muamele yaparsanız ve herkese eşit hizmet ederseniz, bu samimiyetinizi de görürse vatandaş, artık ona bakmıyor. Yani belediye başkanlığında genel siyâsetten farklı olarak, hizmet eden, paranızı düzgün kullanan, sizin iyi gününüzde kötü gününüzde sizinle birlikte olan, kendi gibi gördüğü bir insana oy veriyor. Bizim de özelliğimiz bu. Meselâ Mersin Belediye Başkanı’nın da benim de insanlarla ilişkimiz tamâmen hizmete yönelik ve insanı insan görerek. Yani böyle bir kimliğin arkasına falan sığınarak değil ya da bir kimlikle onu ayrıştırarak değil; herkesi eşit mesâfede görüp öyle davranmak. Zâten Adana bir hoşgörü memleketi aynı zamanda Ruşen Bey. Yani Adana çok farklı bir kent. Olağanüstü farklı yapıdaki insanları, inanıştaki insanları barındıran; ama hoşgörü içerisinde, kardeşçe yaşatan bir kent. Yani Adana çok özel bir kent. Biz de Adanalı olduğumuz için bu hoşgörü iklimine uyuyoruz.

Ruşen Çakır: Birtakım projeleriniz, tabiî ki vaatleriniz vardı. Şunu sormak istiyorum: İkinci döneminizde Adana Büyükşehir Belediye Başkanı olarak en çok öne çıkartacağınız, en öncelik vereceğiniz projeler, hattâ yakında belki işâretini göreceğimiz neler yapacaksınız, neler yapıyorsunuz?
Zeydan Karalar: Yani, metropollerde nasıl bir araştırma yaparsanız yapın, en büyük sorun trafik çıkar. Trafiğin çözümüyle ilgili metro projesinin ikinci hattını Sayın Cumhurbaşkanımız onayladı, onu hızla yapmaya çalışacağız. Bir tramvay projemiz var, bir de nostaljik tramvay projemiz var. Buna öncelik diyoruz. İkincisi, biliyorsunuz artık Adana da bir deprem bölgesi. Âfet koordinasyon merkezini kurup âfete karşı dirençli bir kent olma noktasında ciddî adımlar atacağız. Otogarımızı yapacağız. Bunlar bizim öncelik dediğimiz şeyler. Yapacağımız çok işler var aslında. Hani sokak hayvanlarıyla mücâdele etmede, onları kısırlaştırmada, hayvan barınağı yapmada, kütüphâneleri artırmada, kültür merkezi yapma noktasında. Çünkü Adana kültür ve sanat kenti, çok ciddî sanatçı yetişmiş bir kent. Ama bize yakışır kültür ve sanat merkezi yok. Onu da yapacağız. Şimdi bizim ciddî bir kitapçığımız var. Oradaki projelerin neredeyse tamâmını yapmak gibi bir çabamız var.

Ruşen Çakır: Bu son seçim kampanyasında birçok yerde, Adana’da böyle oldu mu bilmiyorum ama, Ankara’da, İstanbul’da çok oldu: Sosyal yardım projeleri çok öne çıktı. Meselâ İstanbul’da biliyorsunuz Kent Lokantaları meselesi başlı başına bir tartışma oldu. Toplu taşımada kimlerin ucuz ya da ücretsiz taşınacağı gibi ya da bedava dağıtılan sütler gibi. Adana’nın da böyle bir sosyal yardım gündemi çok ciddî bir şekilde var mı ve siz de buna eğiliyor musunuz?
Zeydan Karalar: Var tabiî. Bu arada şunu söyleyeyim; yani ekonomik şartlar zorlaştıkça insanlar daha çok belediyelerin bu işlere eğilmesini istiyor. Yani emekli bizden yardım istiyor, öğrenci bizden yardım istiyor, işsiz bizden yardım istiyor. Biz de bütçemizin önemli bir bölümünü oraya ayırıyoruz. Çünkü bu bir realite artık. Türkiye’de gerçekten ekonomik olarak çok sıkıntı çeken insan kitlesi artıyor. Bunu hükûmet de kabul ediyor. Yani sosyal yardıma ayrılan parayı %2,5 artırarak aslında yoksulluğun arttığını da kabul etmiş oluyor zımnen. Dolayısıyla biz de buna ayırıyoruz. Meselâ biz 10 bin kişilik yemek yapan bir aşevi açtık. Şimdi Kent Lokantaları’nı hemen açıyoruz. Emeklilere ciddî yardımlar yapacağız. Öğrenciler zâten ucuza biniyor ulaşım araçlarına. Onlara abonman çalışması yaptık, muhtemelen bu önümüzdeki ay Meclis’ten geçireceğiz. Halk Kart uygulamasını ilk başlatan benim, Seyhan belediye başkanıyken. Hani Halk Kart veriyorsunuz, işte, 1000 lira, 1500 lira, âileye göre karta para yatırıyorsunuz. O gidiyor marketten kendi ihtiyâcını alıyor; akşam ne ihtiyâcı varsa, çorba yapacaksa, et yapacaksa falan. Çok ciddî sosyal yardımlara biz bütçe ayırıyoruz. Biz bu sene meselâ yakıt yardımı da yaptık. Yani ciddî yakıt yardımı da yaptık. Onlara devam edeceğiz. Her belediye, bütçesi oranında buna şey ayırıyor. Zâten bizi öne çıkartan önemli şeylerden bir tânesi de bu. Sosyal demokrat belediyelerin, CHP’li belediyelerin sosyal belediyeciliği çok ciddî bir biçimde yapması.

Ruşen Çakır: Cumhurbaşkanı Erdoğan, mâlûm, seçimden önce dedi ki: Merkez yönetim kimdeyse yerel yönetimlere hizmet meselesinde bir tür şart koştu biliyorsunuz. Yani: “Merkez yönetime göre oy verin” diye. Sizin daha önce bir 5 yıllık deneyiminiz var. Neler yaşadınız pek bilmiyorum; ama çok rahat etmediğinizi tahmin edebiliyorum. Ankara’dan birtakım… Çünkü İstanbul’da böyle örnekleri çok duyduk. Bugüne kadar yaşadıklarınız ve bundan sonra projelerinize, çalışmalarınıza Ankara’dan engel çıkartılması gibi bir kaygınız var mı?
Zeydan Karalar: Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanımız bunu söylüyorsa, o kaygıyı taşımamak zâten mümkün değil. Ama şunu söyleyeyim: Yani Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğunda oturan Sayın Cumhurbaşkanımızın bu ifâdesini, sâdece seçime yönelik oy almak için söylenmiş bir ifâde olarak görmek istiyoruz. Yoksa hani biz Tanzanya’nın belediye başkanı değiliz ya da başka bir ülkenin belediye başkanları değiliz. Sayın Cumhurbaşkanı nasıl ki bir AK Partili belediye başkanının Cumhurbaşkanıysa bizim de Cumhurbaşkanımız. Bizi ayırt etmesini beklemeyiz, beklememeliyiz. Yani böyle bir sonuç doğurmamasını özellikle bekliyoruz. Ben geçmiş dönemde böyle birkaç lâfın söylendiğini de biliyorum. İşte, bize “topal ördek” dedi, ama biz tazı gibi koştuk. Yani çok ciddî destekler görmememize rağmen, kendi bütçelerimizi çok doğru kullanıp vatandaşımıza çok ciddî hizmetler yaptık. Yani bizim buradaki ekonomik gelişimimiz üniversitede falan ders gibi okutulabilir. Gerçekten bu konuda çok iddialıyız. Zâten normalde devlet, belediyelerinin gelirlerini tasnif etmiş. Yani herkes kendi nüfûsuna, kendi bölgesinde toplanan vergilere göre bir gelir elde ediyor. Onu siz kullanıyorsunuz. Dışarıdan hükûmetin, “Al sana 100 milyon, al sana 500 milyon” diye bir şey yok. Sâdece ne yapabilir? Bir alt geçit yapacaksanız der ki: “Ya, ben bunu yapacağım sana” der. Bizde ona gerek kalmadı. Biz kendimiz yaptık zâten. Yani Adana’da alt geçitler yapıldı. Daha önce karayolları yaptı; ama şu anda alt geçit yapan ilk ve tek belediye başkanıyım, E-5’in üstünde. Dolayısıyla hani, “Gölge etme başka ihsan istemem” derler ya, bizi böyle kendi başımıza bırakırlarsa, önemli projelerimiz ve önemli projelerimizle ilgili bulduğumuz krediler onaylanırsa, bizim başka bir talebimiz yok.

Ruşen Çakır: Peki, şunu söyleyeceğim: CHP’deki değişimden bahsettiniz, ama aklıma hep kurultayda Özgür Özel’in size kürsüden sitem etmesi geliyor. Sitem, şakayla karışık… Hatırlıyorsunuz değil mi? “Zeydan abi…” diye. Neydi o?
Zeydan Karalar: Siz de dediniz ya: Ben 1976’da bu partiye kaydolmuş, 1977’de Demokratik Sol Yüksek Öğrenim Derneği’ni kurmuş ve başkanlığı yapmış bir kardeşinizim. 1978’de Gençlik Kolları, sonra ilerliyor. Şimdi Türkiye’de neredeyse her partili beni tanır, herkes de bana saygı duyar. Muhtemelen o ağırlığımı da bilir Sayın Genel Başkanımız. Orada bir kitlenin susturulması benden istedi. Oysa o kitle bizim kitlemiz değildi. Ama olsun, “Abi, hani senin sözün geçer” dedi. Biz de arkadaşlara ricâ ettik, sustular yani.

Ruşen Çakır: Peki, şunu sormak istiyorum bitirirken, daha genel, CHP üzerine. Şimdi bu seçimde baktığımızda yeni büyükşehirler elde etti partiniz. Meselâ Balıkesir’i, Bursa’yı, Denizli’yi, Manisa’yı aldı. Bir tek Hatay’da tartışmalı bir şekilde kaybetti. Ama onun dışında meselâ Giresun, Amasya, Kilis –ki Kilis’i de nispeten daha yakın–,  Adıyaman gibi yerleri kazandı. Ve bunları, meselâ Adıyaman’ı ya da Kastamonu’yu CHP’nin alması bir mûcize gibi geldi insanlara. Ben o kadar tâkip ederim. Size gelmedi mi?
Zeydan Karalar: Gayet tabiî. Ruşen Bey, yani biz kendi aramızda konuşurken, hani seçimle ilgili ne olur diye tartışmalar olduğunda, ben şunu öngörüyordum, diyordum ki: “Biz belediyenin üstüne belediye katacağız”. Hani böyle Antalya falan kaybolur diyorlardı, işte Hatay kaybolur diyorlardı. İnanın, ben bunların hiçbirisinin kaybedileceğini falan hiç söylemiyordum. Tam tersi, üstüne belediye alacağız diyordum. Şimdi Kilis, biliyorsunuz, Suriyeli nüfus artık yerel nüfustan fazla oldu. Kilis doğru yaptı. Yani, artık bu mültecilerle ilgili bir tavrın koyulmasının aslında cevâbı da o. Şimdi, Adıyaman’da bir deprem oldu, merkez idâre çok başarısız. İnsan orada çok eziyet çekiyor. Onun da cezâsını verdi. Şimdi burada Hatay’da, yani belki çok daha yüksek oy alırdı Lütfü Bey, kısmen oradaki başarısızlığın bir bölümünü bizim belediye başkanımıza yüklediler. Ama orada da yine aslında seçim kaybolmadı. Düşünün meselâ orada, yani Samandağ’da, Reyhanlı’da ya da bâzı ilçelerde çok ciddî usulsüzlükler var. Aslında YSK’nın bunu iptal edip tekrar saydırması gerekiyor. Yani orada oy kullanmaması gereken, vefat eden insanlar var, oy kullanmaması gereken güvenlik görevlileri var, oy kullanmaması gereken başka insanlar var. Onlar oy kullanmışlar ve dolayısıyla bu seçim sonucunu değiştirecek sayıda. YSK’nın buna müdâhale etmesi lâzım. Ama Türkiye’de biliyorsunuz, yani ne spor ne hukuk ne seçim çok âdil yapılıyor diyemeyiz.

Ruşen Çakır: Peki, erken seçim bekliyor musunuz?
Zeydan Karalar: Şimdi Sayın Genel Başkanımızın oradaki politikasına bizim uymamız gerekiyor. “Ben erken seçim çağrısı yapmayacağım” diyor. Bence erken seçim çağrısı yapmayacağım diyorsa Genel Başkan, biz de yapmamalıyız.

Ruşen Çakır: Peki, nasıl bitirelim yayını, ne söylemek istersiniz son olarak?
Zeydan Karalar: Çok teşekkür ediyoruz. Ben Adana halkıma, kardeşlerime tekrar sizin aracılığınızla çok teşekkür ediyorum. Hiç merak etmesinler; pandemi, deprem ve olağanüstü ekonomik şartlar, zor şartlara rağmen biz önemli işler yaptıysak bu dönem çok daha başarılı olacak. Adana emin ellerde. Adana’nın ligi değişecek, daha üst sınıfa çıkacak. Adana ciddî bir kentleşme yolunda ilerliyor. Artık dünya ligine girecek inşallah Adana.

Ruşen Çakır: Çok teşekkürler Zeydan Bey, çok sağ olun.
Zeydan Karalar: Ben teşekkür ediyorum, sağ olun.

Ruşen Çakır: Evet, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’la seçimleri konuştuk. Bundan sonrasını konuştuk. Kendisine çok teşekkürler. Sizlere de bizi izlediğiniz için teşekkürler, iyi günler.
 



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
16.06.2024 “AK Parti içindeki gayri memnun kesim” ve “bürokratik vesayet” ile mücadele iddiaları
09.06.2024 Fethullahçı şebekeyle savaşmak için içeride barışa ihtiyacımız var
07.06.2024 CHP’nin yükselişi sürüyor mu? Hatem Ete ile söyleşi
07.06.2024 Ruşen Çakır ve Kemal Can ile Haftaya Bakış (217): Hakkâri Belediyesi’ne kayyum atandı - Akşener’in Beştepe ziyâreti - Fethullahçılık nereye gidiyor?
06.06.2024 Fethullah Gülen’in yeğeni Ebuseleme Gülen ile söyleşi: “Çok günahımız var, îtiraf etmeliyiz”
04.06.2024 Değişen Güneydoğu’dan izlenimler (3): Kürt hareketi ve Kürtlerin yarım kalan “Türkiyelileşme” süreci
03.06.2024 Değişen Güneydoğu’dan izlenimler (2): Erdoğan’ın yarasını ne kayyumlar sarabildi ne de HÜDAPAR
02.06.2024 Değişen Güneydoğu’dan izlenimler (1): Dönüşüm ve değişimin başrolünde kadınlar var
01.06.2024 Değişen Güneydoğu (4) – Van – Neslihan Şedal olaylı seçimi ve dönüşen şehri anlatıyor: “Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşmez”
31.05.2024 Değişen Güneydoğu (3) Batman: Kadın intiharlarından “Kadın Kenti”ne Gülistan Sönük : “Kayyumlar en büyük tahrîbâtı kadın kurumlarında yapmışlar”
16.06.2024 “AK Parti içindeki gayri memnun kesim” ve “bürokratik vesayet” ile mücadele iddiaları
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı