Amerikan yönetimi günah çıkartıyor

08.01.2008 Vatan

Son yıllarda, ne zaman bir Türk siyasi lider Washington’a gidecek olsa, ziyaretin zamanlaması, anlamı, süresi ve Amerikan Başkanı’nın göstereceği veya göstermeyeceği ilgi spekülasyon konusu oluyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün gezisinin de bundan muaf olması beklenemezdi; olmadı da.
Gezinin zamanını ve içeriğini eleştirenlerin, hatta Gül’ün artık son günlerini yaşayan ABD Başkanı Bush’u hiç ziyaret etmemesi gerektiğini savunanların haklı oldukları pek çok nokta var. Ama bunların hiçbiri, bu ziyaretin “sembolik” anlamını gölgeleyemiyor.
Çünkü bu gezi, bundan yaklaşık beş yıl önce Gül’ün ipini çekmeye karar veren ve daha sonra bu uğurda ellerinden geleni artlarına koymamış olanların yenildiklerinin itirafıdır. Bu gezi, Bush yönetiminin bir kez daha Türkiye’yi ve Türk siyasetini yanlış okuduklarının kanıtıdır.
Hatırlayalım: 1 Mart 2003 tarihinde TBMM tezkereyi kabul etmeyince Amerikan yönetimi, dönemin Başbakanı Gül’ü bundan birinci derecede sorumlu tutmuştu. O tarihlerde Washington’da hayli etkili olan yeni-muhafazakarlar Gül ile onun dışişleri başdanışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu aleyhine bazen örtük, çoğunlukla da açık bir yıpratma kampanyasına giriştiler ve kendilerine bol sayıda Türk müttefik de buldular. (Bunlardan bazılarının, 22 Temmuz seçimlerine yakın bir tarihten itibaren AKP ve Gül savunuculuğuna transfer olmaları da ayrı bir konudur.)
Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve onun ofisindeki bazı isimlerin yürüttüğü bu kampanyadan Bush’un haberi olup olmadığını bilmiyoruz, çok da önemli değil. Ancak Cheney’in bu sabah Gül’ü Beyaz Saray’daki makamında ağırlayacak olmasını bir tür “günah çıkartma” olarak tanımlayabiliriz. Tek başına bu buluşma bile Gül’ün ziyaretini sembolik açıdan çok anlamlı kılıyor.

Medyaya özel ilgi

Başbakan Erdoğan’ın başarılı olduğu zamanla anlaşılan son ziyaretinden sonra Gül’ün Bush’la konuşacağı çok fazla bir şey olmaması gerek. Buna karşılık, Gül’ün, eski meslektaşı ve Washington’daki en yakın dostu Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice ve Savunma Bakanı Robert Gates’le yapacağı görüşmelerin daha önemli olduğunu söyleyebiliriz.
Gül bugün Amerikan liberal solunun önemli kuruluşlarından Woodrow Wilson Merkezi’nde bir konuşma yapacak. Yıl sonundaki başkanlık seçimini Demokrat Parti’nin kazanma ihtimali hayli yüksek olduğu için bu konferans daha fazla değer kazanıyor. İlginç bir diğer noktaysa, bu merkezde Orta Doğu bölümü başkanı olan Prof. Haleh Esfandiari’nin uzun süre tutuklu bulunduğu İran’da serbest bırakılmasında Gül’ün aktif bir rol oynamış olması.
Gül ABD ziyaretinde Washington Post, CNN, Newsweek gibi etkili medya kuruluşlarına röportajlar verecek. New York’ta, belki de dünyanın en etkili düşünce üretim kuruluşu olan Dış İlişkiler Konseyi’nde bir konuşma yapacak. Yine New York’ta, her zaman olduğu gibi, Musevi kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelecek. Washington ve New York’ta Türk toplumu temsilcileriyle de görüşecek.
Son olarak, Gül’ün, heyetten bazı isimleri tarifeli uçakla ABD’ye yollayıp, normalin üstünde bir sayıda, tam sekiz gazeteciyi uçağına alması da gezinin dikkat çekici yönlerinden biri. Hele bunların arasında, AKP hükümetinin nerdeyse “kara listesi” nde olan ve düzenli olarak, AKP liderlerinin uçaklarına aldıkları gazetecilerin çetelesini tutan Milliyet’in Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin’in de bulunduğu düşünülürse.
Gül’ün bu tutumuyla, iki yemeğe sadece kendisini destekleyen gazetecileri aldığı yolundaki eleştirileri de bertaraf etmek istediği anlaşılıyor.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı