Behlül Özkan ile söyleşi: Trump Hürmüz Boğazı konusunda niçin çark etti?

23.03.2026 medyascope.tv

23 Mart 2026’da medyascope.tv'de yaptığımız söyleşiyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Ruşen Çakır: Merhaba, iyi günler. İran Savaşı'nda ilginç şeyler olmaya devam ediyor. Amerikan Başkanı Donald Trump, İran'a Hürmüz Boğazı'nı açması için süre vermişti ve bugün Türkiye saatiyle öğleden sonra bir açıklama yaptı. "Süreyi 5 gün uzatıyorum çünkü İran'la müzakere ediyoruz. İşler iyi gidiyor" dedi. Ne oldu, bundan sonra neler olabilir? Bütün bunları Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Doçent Behlül Özkan'la konuşalım. Behlül, merhaba.
Behlül Özkan: Merhaba.

Ruşen Çakır: Sen dün Aposto'da bir yazı kaleme aldın ve dedin ki: "Trump'ın blöf çıkmazı: Hürmüz'de kilitlenen dünya ekonomisine dair senaryolar." Blöf dedin ve iki günlük süre çünkü az bir süreydi. Ne oluyoruz? Süre dolarsa neler olacak? ‘‘Enerji ve altyapıya saldırmak’’ demişti. Bugün o açıklamayı yaptı. İzin verirsen şunu söyleyeyim; açıklamayı sosyal medyada görünce inan önce sahte sandım. Yani artık her şey yapılıyor ya, Trump böyle dedi falan... Sahte sandım, inan bana sahte sandım. Ama sonra baktım ki herkes bunu kullanıyor. Hesap da doğru vesaire. Tam olarak ne oldu böyle? Yani niye süreyi uzattı? Ve orada diyor ya ‘‘müzakereler yapıyoruz, çok iyi gidiyor’’ filan. Bu bana yalan gibi geliyor.
Behlül Özkan: Şimdi size yalan gibi geliyor. İran'dan açıklama geldi; ‘‘Müzakere yok. Süren bir müzakere yok, bir konuda anlaşılmış değil. Trump köşeye sıkıştığı için buradan kendine çıkış yolu arıyor’’ diye bir açıklama geldi. Aslında Türkiye'nin de içinde bulunduğu Körfez ülkeleriyle İran ve Amerika arasında dolaylı da olsa bir tür görüşmelerin olduğunu biliyoruz. Bunlar yazılmıştı. Dolayısıyla Körfez ülkeleri ve Türkiye'nin aracılığıyla bir orta yol bulma çabası sürüyor. Bunu söylemek mümkün ama İran'ın doğrudan Amerika'yla görüşme yaptığını sanmıyorum ben. Ben bu yazıyı aslında cumartesi günü yazdım, bitirdim. Yazıyı teslim ettikten sonra Trump'ın "48 saatlik İran'a süre veriyorum, eğer bu süre zarfında Hürmüz'ü açmazsa İran'ın enerji tesislerini bombalayacağım, enerji santrallerini bombalayacağım. Dolayısıyla sivil halk üzerindeki baskıyı arttıracağım savaşı Hürmüz'ü açması için" gibi bir açıklama yapmıştı Trump. Hemen bunun arkasından da İran, Trump'ın bu restini görerek "Eğer bizim enerji santrallerimize bombalama yapılırsa biz de bütün Körfez ve İsrail'in enerji santrallerini vuracağız; enerji santrallerini, petrol tesislerini, doğal gaz tesislerini ve su üretme tesislerini, deniz suyu arıtma ve üretme tesislerini vuracağız" diye bir açıklama yaptı. Şimdi burada çarpıcı olan nokta şu aslında: Savaş 3 hafta önce başladığında Amerika ve İsrail'in sadece bir planı varmış. O da şu; ‘‘Hamaney ve rejimin üst komuta ve yönetim kademesini ortadan kaldıralım, sokağa çıkar halk, zaten bir muhalif kitle var ve bu şekilde rejim değişir.’’ Tamam, bu şekilde bir saldırı yapıyorsunuz fakat bu olmadı. Yani İran'da kimse sokağa çıkmadı. Zaten İran'da Amerika'nın ve İsrail'in sözüne güvenip muhalif kimse adım atmaz. Ve İran da hemen Hürmüz Boğazı'nı kapattı. Şimdi bunun karşısında, yani böyle bir adım attığınız zaman tam aslında Trump'a yakışan bir şey; 2, 3, 4. adımının sonuçlarını hiç düşünmemiş nasıl adım atacağına dair ve 21 gündür Hürmüz Boğazı kapalı. Petrol 100 doların üzerinde seyrediyor. Sadece enerji ve petrol krizi de değil bu. Yani 1970'li yılları hatırlarsın. Benim 3-4 yaşında çocuk olarak hatırladığım ilk hayatımdaki kare, görüntü, Çanakkale'de 40 derece sıcaklıkta saatlerce benzin kuyruğunda kaldığımızdı. Yani 1970'li yılların sonunu hatırlayanlar bilir. Şimdi dünya yavaş yavaş bir petrol krizi ve petrol krizinin tetikleyeceği borç kısır döngüsü, açlık, temel gıda maddeleri ve birtakım başka ham maddelerin arz kriziyle karşı karşıya kalmak üzere. Slovenya mesela dün 30 litreden fazla benzin satışını yasakladı hususi arabalara. Dolayısıyla biz adım adım müthiş bir krize gidiyoruz ve bu krizin yakacağı ilk yer de Amerika Birleşik Devletleri. Trump bunu gördüğü için cumartesi günü el yükseltti; "Ben İran'ı vururum, Hürmüz'ü açsın" dedi. Bunu da birçok çelişkili açıklamanın arkasından yaptı. Önce dedi ki "Biz zaten Hürmüz'den ve Körfez'den petrol almıyoruz, kim oradan alıyorsa onlar açsın." Sonra buradan çark etti ve en son bu restini çekti. Şimdi bu çok önemli, uluslararası bir durum yani.

Ruşen Çakır: Şimdi araya gireyim. Çünkü bu Hürmüz meselesi hakkında birtakım senaryolar var. Bir, NATO'yu çağırdı mesela ve kimse gelmedi. İki, kara harekâtı yapılacak; o bir Hark Adası mı, orayı işgal edecek ve Hürmüz Boğazı'nı denetleyen kara topraklarını işgal etmeyi düşündüğü söylendi. O da olmadı. Yani bu iki günlük süre meselesi diğer alternatifler olmadığı için mi olmadı?
Behlül Özkan: Tabii, sürekli çelişkili açıklamalar yapıyor Trump. ‘‘İran Hürmüz'ü açsın’’ dedi, ‘‘daha sert bombalayacağım’’ dedi. Daha sert bombaladılar ama İran'dan bir geri adım gelmedi. Şimdi şöyle; bu, Trump ve İsrail'in bilinçli bir şekilde seçerek girdiği bir savaş ama İran için bir yaşam savaşı, İran'daki rejim için. Yani ya ölecek ya kalacak meselesi. Burada İran'ın aldığı darbenin ardından bu 21 günde gösterdiği iki tane tavır var: Bir tanesi darbe almasına rağmen geri adım atmıyor; ikincisi, bundan daha önemlisi, caydırıcılığı. Biz bu savaşta son 3 haftada şunu gördük ki İran'ın Amerika'ya, İsrail'e ve daha önemlisi bu savaşı doğrudan veya doğrudan olmayan şekilde destekleyen Körfez ülkelerine yönelik vurma ve caydırıcılık kapasitesi var. İran geçtiğimiz hafta İsrail'in İran'ın doğal gaz tesislerine yaptığı saldırıya karşılık Katar'daki doğal gaz tesislerini vurdu ve müthiş teknolojik olarak üst düzey bir saldırı olduğunu biliyoruz onun. Burada Katar'ın %17 doğal gazı devre dışı kaldı. 5 yıl daha devreye alınamayacak bu ve 20 milyar dolar zararı var Katar'ın. Şimdi şunu söylemek gerekiyor; İran, Saddam'ın ve Irak'ın başına gelenlerden çok önemli bir ders çıkartmış. İran zaten 1980'den beri bu saldırıya hazırlanıyor ve zaman zaman Amerika saldırıyor da zaten İran'a. İran'ın dersi şu: "Benim konvansiyonel yöntemlerle Amerika'ya ve İsrail'e karşı durmamın mümkünatı yok. Ama bu savaşı drone ve füzelerle, hipersonik füzeler, yüksek teknoloji füzelerin olduğu yere taşırsam eğer burada karşı tarafı kaybetmeye zorlayabilirim." Yani İran'ın bu savaşı sahada kazanma ihtimali yok ama İran'ın şu seçeneği var: "Ben kaybedeceğim bu savaşı ama ben kaybedersem herkesi yakarım burada. Körfez'i de yakarım, İsrail'i de yakarım. Dolayısıyla burada herkes kaybeder." Şimdi dolayısıyla azdan az, çoktan çok gideceği için bu savaşı İran'ın kaybetmesi halinde Amerika ve Körfez ülkeleri ekonomik olarak çökecekler. İran bunu başından beri söylüyor. Hep en üst düzeyde ve çok bilinçli bir strateji güttüklerini söylemek lazım. Çok doğru ve kendi imkan ve kapasiteleri çerçevesinde bir savaş stratejisi uyguluyorlar ve 21. günün sonunda Amerika'nın blöfü işte Trump'ın biraz önce senin söylediğin açıklamasında ortaya çıktı.

Ruşen Çakır: Bütün bunları yaparken bir de ama şunu da biliyoruz ki İran'da çok kilit isimler öldürüldü ve çok zor şartlarda... Mesela geçen Pezeşkiyan'ın bir videosunu gördüm. Ben öyle bir video çeksem izleyiciler beni tefe koyar yani, böyle garip bir yerde vesaire. Çok zor şartlar altında yapıyorlar bütün bunları. Çok önemli isimler gitti vesaire. Bütün bunlara rağmen yapabiliyor. Belli ki bayağı bir hazırlanmışlar anlaşılan.
Behlül Özkan: Evet. Zaten bu saldırı olmadan önce de biz akademisyenler kendi aramızda konuşuyorduk. Aslında bazı akademisyen arkadaşlarım, dostlarım şunu söylüyorlardı: ‘‘İsrail ve Amerika, Hamaney'i ortadan kaldırmak istiyor. Çünkü Hamaney'i, görüşmelerin ve İran'ın küresel ekonomiye ve sisteme entegrasyonunun önünde bir tıkaç olarak görüyorlar’’ diye bu konuşuluyordu. Ancak benim doktora yaparken 2 yıl aynı odayı paylaştığım, bugün LSE'de İran çalışmalarının merkezini yürüten ve hayattaki en yakın arkadaşlarımdan biri olan, dünyanın sayılı İran uzmanlarından biriyle ben İran'ı çok yakın izliyorum uzun zamandır. Bir İran uzmanı değilim ama kişisel merakım var. İki kere gittim; görmediğim hemen hemen hiçbir şehri kalmadı İran'ın. Dolayısıyla İran'ı yakından takip edebiliyorum elimden geldiğince ve benim aldığım izlenim; hayır, eğer İran'a bir saldırı olursa bu İran'daki rejimi yumuşatmak yönünde değil, sertleştirmek yönünde olacaktı. Nitekim Hamaney'in oğlu... Bugün şöyle düşünün; Hamaney öldürüldü ve oğlunu getirdiler. Bugün İran'ın dini liderliğini yapan kişinin babası, annesi, karısı ve çocuğu öldürülmüş durumda son Amerikan ve İsrail saldırısında. Zaten Mücteba Hamaney'in de sertlik yanlısı, İran Devrim Muhafızları içinde olan bir geçmişi olduğunu biliyoruz. O, İran'ın müesses nizamı, o güvenlik yapısının içinde çok kilit isimlerden biri. Yani bu Amerikan ve İsrail saldırısı nasıl bir amaca varmayı hedefliyorsa bunun tam tersi bir yere ulaştı İran'da ve 21. günün sonunda biz şunu görüyoruz ki bu, Amerika için uzun dönemli müthiş olumsuz sonuçları olacak bir yere geldi şu an itibarıyla.

Ruşen Çakır: Şunu soracağım önce, demin biraz bahsettin ama tekrar gelelim; iki günlük süre verdi ve yerine gelmedi ve dediğini yaptı. Bu takdirde diyorsun, İran bölge ülkelerine vesaireye aynı şekilde cevap verecekti ve çok sayıda şöyle değerlendirme gördüm: "Bu 3. Dünya Savaşı olur" gibi. Kimilerine kalsa 3. Dünya Savaşı çoktan oldu, 4 de oldu, 5 de oldu ama diyelim ki hakikaten o söylediğini yapsaydı bu çapta tüm dünyayı bir şekilde doğrudan içerecek bir savaşa dönüşür müydü?
Behlül Özkan: Bunun bir 3. Dünya Savaşı'na dönüşme ihtimali çok düşük. 3. Dünya Savaşı'na dönüşme ihtimalinin düşük olması da Amerika ve Batı'nın rasyonel, akılcı ve aklıselim davranmasından çok Çin'in ve Rusya'nın daha rasyonel ve aklıselim davranmasından kaynaklanıyor. Bugün Amerika Birleşik Devletleri dünyanın süper gücü ve bu süper gücün başında bir dediği öbür dediğini tutmayan, sürekli çelişkili açıklamalar yapan; Venezuela devlet başkanını gece yatağından kaçıran, tutuklayan; İran devlet başkanı ve komuta kademesini nükleer müzakereler sürerken ve Umman Dışişleri Bakanı'nın açıkladığı gibi müzakereler iyi bir yere doğru giderken, müzakereler sürerken bombalamış, yani aslında kelimenin tam anlamıyla haydutça davranan bir Amerikan başkanı var bugün Amerika’nın başında. İsrail liderliğinin de ne kadar radikal ve fanatik olduğu ortada. Gazze'de yaptıkları katliamlar ortada. Dolayısıyla bir Dünya Savaşı'na dönüşmemesinin önündeki en önemli engel Batı'nın içinde bulunduğu ittifak sistemi değil ve bunun aklıselim olması değil; Rusya ve Çin'in daha geri planda ve stratejik davranması. Eğer Trump dediği gibi 48 saatin sonunda İran'ın enerji tesislerini bombalasaydı, biz son 21 günde şunu biliyoruz ki İran Körfez'deki bütün petrol ve doğal gaz tesislerini değil sadece, orada çok yüksek oranda kullanılan su denizden elde ediliyor, bunları da bombalayacaktı ve bu kapasitesinin olduğunu da biliyoruz. Hatırlarsın; '91 ve arkasından 2003'te Saddam da benzer şekilde tehdit ediyordu hem İsrail'i hem Körfez'i. Ama Saddam'ın bütün 20-30 yıllık petrol gelirini konvansiyonel silahlara yatırdığını biliyoruz; tanklar, savaş uçakları gibi. Bunların hiçbir etkisi olmadı. İran dediğim gibi buradan bir ders çıkarmış ve caydırıcılık kapasitesini oldukça yükseltmiş. Eğer Trump 48 saatlik sürenin sonunda İran'ı vursaydı, Hürmüz Boğazı muhtemelen mayınlanacaktı ve aylarca açılmayacaktı; Körfez'deki petrol ve doğal gaz tesisleri yıllarca faal olmayan bir şekilde İran tarafından vurulacaktı. Bu ne anlama geliyor? 3. Dünya Savaşı değil ama bu Amerikan Birleşik Devletleri ekonomisinin çökmesi anlamına geliyordu. Zaten Trump'ın açıklamasına dikkat edelim; Trump bu açıklamayı Amerika'da piyasalar açılmadan 2-3 saat önce atıyor. Muhtemelen sabahın köründe uyandırıldı ve dediler ki "Bu iş olacak gibi değil." Amerika'nın çok erken bir saatinde bu açıklamayı yapmak zorunda kalıyor. Çünkü eğer bugün piyasaları sakinleştirmeseydi, 48 saat dolmadan önce zaten Amerikan borsası çökecekti. Ve Trump için, Amerika için şöyle bir tehlike var: Amerika bugün '73 petrol krizine göre çok daha borçlu ve yabancı dış finansmana çok daha bağımlı bir ülke. Eğer bu faizlerin yükselmesi halinde bu borcunu çeviremezse Amerika'nın ekonomisi çöküşün eşiğinde bugün.

Ruşen Çakır: Bir şey gördüm, Trump'ın açıklamasından sonra Türkiye'de insanlar altın almaya koşmuş. Biliyorsun bu gerginlik nedeniyle altın fiyatları bayağı bir düştü. Mesela bir haber görmüştüm; evini satmış, kiraya geçmiş, altına yatırmış Adana'da bir vatandaş; altın düşünce de kalp krizi geçirmiş. Şimdi tekrar altın yukarı çıkıyor. Bu tür manevralarda herhalde çok büyük piyasa hareketleri oluyor değil mi? Şimdi mesela Trump'ın verdiği süre doluyor, İran kılını kıpırdatmıyor diye ona göre piyasalar pozisyon alıyor. Şimdi bu şey çıkınca da birdenbire başka bir pozisyona gidiyor. Tek bir ülkede mesela Türkiye'de bir yöneticinin bunu yapması en fazla Türkiye'yi etkiler ama bu durumda bütün dünya böyle bir hop oturup hop kalkıyor herhalde.
Behlül Özkan: Tabii. Sonuç itibarıyla bugün sadece altın fiyatları değil, diğer bütün emtia fiyatlarında, petrol fiyatlarında müthiş bir düşüş oldu bu açıklama sonrasında. Ama tabii Trump'ın açıklaması... Şunun altını çizmem gerekiyor: Trump 5 günlük süreyi kime veriyor bilmiyorum ama burada zamana oynayan İran. Ben Trump'ın bu açıklaması ve önümüzdeki 5 günün sonunda İran'ın Hürmüz Boğazı'nı açacağını hiç zannetmiyorum. Trump aslında, bir anlamda pazartesi günü bu "kara pazartesi" olacaktı Amerikan borsası ve finans piyasaları için; bunun önüne geçmiş oldu. Ama şimdi uluslararası ilişkilerde şöyle bir şey var: Siz blöf yapıp blöfünüz karşı taraftan görüldüğünde caydırıcılık etkisini kaybediyorsunuz. Dolayısıyla şunu söylemeye çalışıyorum; ben İran'ın Hürmüz Boğazı'nı istediği şartlar karşılanana kadar açacağını hiç sanmıyorum. O şartların da ne olduğunu İran çok açıkça söylüyor. "Bu saldırı bana karşı yapıldı, dolayısıyla ben savaş tazminatı istiyorum" diyor, bir. İkincisi, "Bana karşı uygulanan bütün ambargolar kaldırılacak." Üçüncüsü, garanti istiyor İran. Çin ve Rusya muhtemelen, ya bunlardan bir tanesi ya da ikisinin garantisi olduğu bir anlaşma yapılacak ve "Bir daha bana saldırılmasının önüne geçilecek" diyor. Bu aslında Amerika için tıpkı İngiltere'nin 1956'da Süveyş Krizi gibi ki o da çok çarpıcı. Aradan 70 yıl geçmiş ve 70 yılın sonunda İngiltere 1956 Süveyş Krizi'nde Süveyş Kanalı'nı millileştiren Nasır'a karşı İsrail ve Fransa ile birlikte kanal bölgesini işgal etmişti. Askeri açıdan başarılıydı o harekât ama sonuç itibarıyla İngiltere ekonomik olarak çöküşün eşiğine geldiği için İngiltere'nin Orta Doğu'daki bütün etkisi bitti Süveyş Krizi ile. Ben 2026 Hürmüz Krizi'nin de Amerika için benzer sonuçları olacağını düşünüyorum, öngörüyorum. Benim öngörüm bu şekilde. Bu saatten sonra... Yani şöyle düşünün: Körfez'deki ülkeler; Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan; bunlar petrol ve doğal gazı Çin'e ve Asya'ya satıyorlar. Dolayısıyla eğer Amerika bunları kendi çıkarları için, Amerikan ve İsrail çıkarları için ateşin içine atacaksa bu ülkeler bundan sonra artık güvenlik mekanizması olarak Amerika'dan ayrılmaya başlayacaklardır. Hani ben bu içinde bulunduğumuz 2026'nın çok önemli bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum; Amerika'nın Orta Doğu üzerine küresel egemenliğinin de geri adım atması açısından.

Ruşen Çakır: Son olarak şunu sorayım; şimdi 5 gün süre verdi, herhalde kimse inanmayacak değil mi buna?
Behlül Özkan: Şöyle, bu 5 gün süreyi kime veriyor ki? Kendine veriyor aslında. İran'ın tavrı çok açık ve net. Hürmüz Boğazı'nı açması da mümkün değil. Bu 1915 Çanakkale'ye benzer; İran'ın coğrafi olarak son derece avantajlı olduğu bir bölge bu Hürmüz. Bir yeri işgal edip orayı kontrol etmek çok daha zor savunmaktan. İran körfezi, boğazı mayınlayabilir, birçok drone kullanabilir. Arkası zaten çok dağlık bir bölge. Yazın 50 dereceye çıkıyor, %95 nem var, inanılmaz bir bölge. O bölgeye ben gitmek istedim, İranlılar bana dediler ki "Cehenneme mi gideceksin yazın? Ne işin var orada?" Son derece olumsuz hava koşullarının olduğu bir yer yazları. Dolayısıyla İran'ın tavrı çok net: "Ben bu savaşı başlatmadım, bana saldırıldı. Bir daha bana saldırılmaması için ben garanti istiyorum" diyor. Ve bu 5 günün sonunda ben hiçbir şekilde bu garantileri almadan İran'ın geri adım atıp "Hadi bakalım, siz de bizim bütün yönetim kadememizi öldürdünüz, elinizi yıkayıp buradan sıyrılabilirsiniz, ben de Hürmüz'ü açıyorum" diyeceğini düşünmüyorum. Bir anlamda Amerika'yı köşeye sıkıştırdı ve bunu sonuna kadar kendi çıkarları için kullanacaktır. İran, tekrar ediyorum, başından beri savaştaki amacının Hürmüz Boğazı'nı kapatarak Amerikan ekonomisini vurmak olduğunu defalarca söyledi ve bunu da 21. günün sonuna kadar, bugüne kadar uygulayabildi.

Ruşen Çakır:  Evet. Şimdi noktayı şu anda Trump koymuş gibi ama Trump'a güven olmaz. 5 gün süre verdim deyip pat diye de saldırabilir.
Behlül Özkan: Saldırabilir ama saldırarak kazanacağı bir şey yok. Neyi başaracak? Burada bakacağınız şey şu: Hürmüz'ü açabiliyor mu, açamıyor mu? Saldırıp saldırmamasının hiçbir önemi yok Trump'ın. Hep soracağımız soru şu olacak: Amerika Hürmüz'ü açabiliyor mu? Hâlâ açabilmiş değil. 5 gün içinde açabileceğine dair de hiçbir emare yok.

Ruşen Çakır: Çok sağ ol Behlül, çok teşekkürler. Evet, Trump neden Hürmüz Boğazı konusundaki tehdidinden çark etti? Bunu Özyeğin Üniversitesi'nden Doçent Behlül Özkan'la konuştuk. Kendisine çok teşekkürler. Sizlere de bizi izlediğiniz için teşekkürler, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
29.03.2026 Siyasetçilerin özel hayatı var mıdır?
29.03.2026 İran savaşı ilk bir ayında bize neler öğretti?
28.03.2026 Trump’ın hükmettiği bir dünyada yaşamak
27.03.2026 Kürt siyasi hareketinde taşlar yerinden oynuyor: “Mekanın sahipleri geliyor”
26.03.2026 Akın Gürlek olayında saflar iyice karıştı
25.03.2026 CHP’nin bağımsız medyaya ihtiyacı var ama işi çok zor
24.03.2026 Fethullahçılar CHP’ye operasyon mu çekiyor?
23.03.2026 Hafta Başı (75): İran savaşında kritik günler | Malvarlığı tartışması sürüyor
23.03.2026 İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık: Prof. Ahmet T. Kuru yeni kitabını anlatıyor
23.03.2026 Behlül Özkan ile söyleşi: Trump Hürmüz Boğazı konusunda niçin çark etti?
29.03.2026 Siyasetçilerin özel hayatı var mıdır?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı