Bush neye elini atsa kaybediyor ama hesabı bize ödetiyor

02.01.2007 Vatan

    Bundan tam bir yıl önce “2005, ABD Başkanı George W. Bush için tam bir kâbus yılı oldu. Bunun böyle sürmesinin kime ne zararı olabilir ki!” demiştim. 2006’da temennim büyük ölçüde gerçekleşti, Bush debelendikçe daha da battı. Yıllık bilançosunu düzeltmek için apar topar Saddam Hüseyin’i astırmış olması da (Sahi, Irak’ta bağımsız bir yargı olduğunu, Saddam’ın idamında Amerikalılar’ın dahli olmadığını söyleyenlere inanan var mı?) hiçbir işine yaramadı. Tam tersine kendisine yönelik öfke ve nefreti daha da artırdı. Ne var ki Bush’un iflası dünyanın ihyası anlamına gelmiyor. Onun (ve tüm Amerikan başkanlarının) her hatasının bedelini Amerikalılar’dan çok dünyanın diğer halkları, son yıllardaysa en fazla Müslümanlar ödüyor.

Tokat üstüne tokat

Bush yine en çok İslam coğrafyasına el uzattı, ama kime ve neye oynadıysa yine çok kötü kaybetti:

1) Irak: Sonunda Direnişle baş edilemediği gibi iç savaş da engellemedi. Bush da “kazanıyoruz” demekten vazgeçmek zorunda kaldı. Bush asker sayısını kısmen artırmak istiyor ama sonunda Kongre’de çoğunluğu ele geçiren Demokratların da baskısıyla Irak’tan çekilme kararı alabilir. Bu arada, artık Irak diye bir ülkenin kalmadığı 2007’de resmen onaylanabilir.

2) İran: ABD’nin yanlış politikaları en çok İslam cumhuriyetinin işine yaradı. Tahran, yeni Irak’ta epey nüfuz sahibi oldu. Bölgedeki “Şii canlanış”a öncülük etti. Bu arada nükleer programını da aralıksız sürdürdü.

3) Suriye: Bush, ne Başar Esad rejimini içten sarsabildi, ne de Irak, Lübnan ve Filistin’deki etkisini sınırlayabildi.

4) Lübnan: Washington, Hizbullah’ın belini kırmak ve Suriye-İran etkisini silmek için elinden geleni yaptı, İsrail’in saldırganlığına göz yumdu, ama bir şey elde edemedi.

5) Filistin: İç savaş kışkırtıcılığı, İsrail saldırıları, ekonomik ambargo ve siyasi ablukaya rağmen Hamas iktidardan indirilemedi.

6) Afganistan: Taliban yeniden alabildiğine güçlendi, sadece Hamid Karzai yönetimini değil Pakistan’daki Pervez Müşerref’in iktidarını da sarstı. Nitekim Müşerref Taliban’la kısmi bir anlaşmaya gitti.

7) Somali: CIA’nin İslamcıları safdışı bırakma operasyonu fiyaskoyla sonuçlanınca devreye Etiopya girdi. Böylece “medeniyetler çatışması” Afrika’nın bağrına da taşınmış oldu.

8) El Kaide: Somali, Irak, Afganistan’da yerel unsurlarla birlikte ABD’ye karşı hareket eden El Kaide, her ne kadar çok güçlü eylemler yapmadıysa da iki numaralı ismi Eymen el Zevahiri’nin nerdeyse periyodik basın toplantılarıyla tehditlerini sürdürdü.

Arka bahçe karışık

Bush sadece İslam dünyasında kaybetmiyor. Latin Amerika’daki bütün kaleleri teker teker sol’un eline geçiyor. Önce Venezuela’da Hugo Chavez (1998) vardı. Onu Brezilya’da Luis Inacio Lula (2003), Arjantin’de Nestor Kirchner (2003) ve Uruguay’da Tabare Vazquez (2005) izledi. 2005’in son günlerinde Evo Morales Bolivya’ya başkan seçildi. 2006’daysa açılışı Şili’de Michelle Bachelet yaptı. Ardından Ekvador’da Rafael Correa ve yıllar sonra Nikaragua’da yeniden Daniel Ortega seçilerek solun yükselişini sürdürdüler. Sol adaylar Meksika ve Peru’da kılpayı ve şaibeli bir şekilde kaybettiler. Geçen yıl Chavez ve Lula yeniden seçildi. Bütün bu sürecin başlatıcısı Küba lideri Fidel Castro da ölüme direnerek Bush’u hayal kırıklığına uğrattı. Görüldüğü gibi dünya, ne kadar “tek süper güç” olursa olsun ABD’ye rağmen şekilleniyor.

Herkesin bayramını kutluyor ve mutlu yıllar diliyorum.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı