ABD’de Demokrat Partili adaylar işin kolayını bulmuş durumdalar: Rakiplerinin ABD Başkanı George W. Bush ile birlikte görüntülerini; Bush için sıraladıkları övgüleri ya da Bush’un o Cumhuriyetçi şahsiyet hakkındaki olumlu sözlerini buluyor ve sloganı çakıyorlar: “Bush için doğru olan ABD için yanlıştır!”
Tabii bunu, “Bush için doğru olan tüm dünya için yanlıştır” şeklinde geliştirmek de mümkün, ama Amerikalı seçmen kime oy vereceğine karar verirken dünyayı öyle çok fazla önemsemiyor. Ne var ki 7 Kasım’da atacakları oylar, sadece ABD’nin değil tüm dünyanın ve belli ölçülerde Türkiye’nin kaderinde etkili olacak.
Kamuoyu yoklamaları, Demokratların yıllar sonra Kongre’de üstünlüğü ele geçireceğini söylüyor. Yani altı yıllık saltanat bitecek ve Bush ile Kongre farklı partilerden olacak. Aslında bu çok rastlanan bir olay ve derin krizlere de yol açmıyor. Örneğin Bill Clinton Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu Kongre’ye rağmen iki dönem çok işler yapabilmişti. Hatta Amerikan sisteminin, bu tür “birlikte yaşamalar” sayesinde daha da güçlendiği söylenebilir.
Durdukları yerde kazanıyorlar
Ama bu sefer ortalık fena karışacağa benziyor. Kavganın ana ekseninde Irak olacak. Halbuki Irak’ın işgaline başlangıçta Demokratların önemli bir bölümü de destek vermişti. Ama Bush’un kendilerini ikna ederken iki bariz yalana ( “Saddam’ın elinde kitle imha silahları var” ve “Saddam’ın El Kaide ile ilişkisi var” ) başvurmuş olmasına çok öfkeliler.
Bazı radikal grupların başlattığı “Bush’u azletme” kampanyasının başarı şansı yok, ama Demokratlar Bush’u ikinci kez seçildiğine pişman edebilirler. Fakat ortada çok önemli bir sorun var. Demokratların elle tutulur, net bir Irak politikası yok. Her ne kadar, Brookings Enstitüsü, Amerikan İlerleme Merkezi, Açık Toplum Enstitüsü gibi Demokratlara yakın düşünce kuruluşları bunca zamandır konu üzerinde kafa yoruyor olsalar da, elimizde “İşte Demokratların görüşü” diyebileceğimiz herhangi bir metin söz konusu değil.
Zaten Demokratlar eğer 7 Kasım’dan zaferle çıkarlarsa, bunu alternatif politikalar geliştirmiş olmalarına değil, Bush yönetiminin kelimenin gerçek anlamıyla duvara toslamasına borçlu olacaklardır. Yani Demokratlar kıpırdamadıkları, tehlikeli alanlardan uzak durup hata yapmadıkları için güçlendiler. İçlerinde John Kerry gibi beceriksiz ama muhteris (son gafına kadar ikinci kez adaylığı düşündüğü tahmin ediliyordu) politikacılar bulunduğunu bildikleri için belki de doğru olanı yaptılar.
Türkiye için kim iyi?
2004 yılı sonundaki başkanlık seçimleri öncesi çok sayıda Türk Bush’u desteklemiş, hatta onun için çalışmıştı. Temel gerekçeleri, Demokrat Kerry’nin Ermeni lobisiyle arasının iyi olmasıydı. Şimdiyse Temsilciler Meclisi başkanlığına Kaliforniyalı Nancy Pelosi’nin gelmesi bekleniyor. Pelosi Ermenilere “soykırım tasarısı” nın ilk fırsatta geçeceğine dair çoktan söz verdi. Yani Amerikan Başkanı’nın son anda müdahale ederek tasarının görüşülmesini engellemesi bu sefer pek mümkün olmayabilir.
Peki Türkiye tercihini sadece Ermeni konusuna bakarak mı yapmalı? Clinton’lı sekiz, Bush’lu altı yılda Türk-Amerikan ilişkilerinin seyrini, Ortadoğu’nun halini kıyaslamak daha isabetli olmaz mı? Birçok konuda Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasında çok da fark olmadığı doğru, ama Bush’dan daha kötüsü olabilir mi?
Bush kılpayı yeniden seçildiğinde bunu politikalarının onaylanması olarak göstermişti. Bir kez daha yanıldığını anlaması için bariz bir seçim yenilgisi tatması iyi olmaz mı?