Çok kötü kaybediyoruz

16.11.2005 Vatan

Ürdünlü 32 yaşındaki Raid Mensur el Benna, 28 Şubat 2005 günü Irak'ın Hille kentindeki bir pazar yerinde gerçekleştirdiği intihar eyleminde kendisiyle birlikte hemen hemen hepsi Şii olan 132 Iraklı'yı öldürdü. Mensur'un ailesi 10 gün sonra tanıdık tanımadık herkesi davet ederek oğullarının "şehadet"ini kutladılar. Bunun üzerine Iraklı Şiiler de Bağdat'ta Ürdün Büyükelçiliği önünde protesto gösterisi düzenleyerek bu ülkenin bayrağını yaktı. Aylar sonra, 7 Kasım 2005'te, üç Iraklı intihar eylemcisi nerdeyse eşzamanlı bir şekilde Ürdün'ün başkenti Amman'daki üç büyük oteli kana buladı. Çoğu Müslüman 57 kişi hayatını kaybetti. Bu sefer Ürdünlüler Iraklılar'a öfke kustu. Sanılacağının tersine, ikincisi birinci eylemin misillemesi değil. Her ikisi de Ebu Musab el Zerkavi liderliğindeki Irak El Kaidesi tarafından üstlenildi ve abes komplo teorileri bir kenara bırakılacak olursa galiba işin gerçeği de bu. Hille ve Amman eylemleri global terörizm olgusunun geldiği aşamayı çok net gözler önüne seriyor. Birkaç ilginç noktanın altını çizelim: 1) Artık terör denince akla nerdeyse sadece intihar eylemleri geliyor. 2) İntihar eylemleri sıradanlaştıkça eylemciler çeşitleniyor. Mensur el Benna hukuk okumuş, Kaliforniya'da yaşamış orta sınıftan biriydi. Amman'daysa 35 yaşındaki Sacide el Rişavi, eşi Ali ile birlikte ölüme gitti, ama beceremedi. 3) Eskiden sivillere mümkün olduğunca az zarar verilmeye çalışılırdı, şimdiyse tam tersi bir durum söz konusu. El Kaideciler daha fazla sivil öldürmek için pazar yerlerini, düğünleri özellikle seçiyorlar. 4) Her iki eylem de sıradan insanların büyük çoğunluğunun nefretini topladı. Ama El Kaide'nin şu aşamada kitleselleşme diye bir derdi yok. Öte yandan Hille'de Şiileri katlederken mesela Ürdün'de; Amman'da otel havaya uçururken de mesela Irak'ta propaganda yapmayı hedefliyor.
"Bir sonraki saldırı" Bill Clinton'ın başkanlığı döneminde Ulusal Güvenlik Kurulu'nda görev yapan Daniel Benjamin ve Steven Simon'ın, "Kutsal Terör Çağı" adlı kitaplarından sonra iki hafta önce çıkan yeni eserleri "Bir Sonraki Saldırı"nın (The Next Attack) ilk cümlesi şu: "Kaybediyoruz." Yazarların bu tespitte geç kaldıkları bile söylenebilir. ABD kaybetmeye Clinton, hatta Reagan döneminde başlamıştı. Amerikalılar kaybediyor ama bizler, İslam dünyası da kazanıyor filan değiliz. Hatta faturanın en ağırını bizlerin ödediği söylenebilir. Benjamin ve Simon global terörü "New York, Bali, Madrid, Londra" diye sıralamışlar. Ne Kazablanka var, ne Cerbe Adası, ne İstanbul, ne de Irak... En azından Bali'yi, yani İslam topraklarındaki bir saldırıyı eklemiş oldukları için kendilerini kutlamak bile gerekebilir, çünkü Batılı "terör uzmanları" onu bile yapmıyorlar. Olayın ciddiyetini vurgulamak için "global terör" diyen Batı ya biz Müslümanları yerküre içine dahil etmiyor, ya bizim topraklarımızdaki saldırıları önemsemiyor ya da dolaylı da olsa "bizim topraklarımıza gelmesinler de..." mantığıyla seslerini fazla çıkarmıyorlar.
Bir arpa boyu Kısacası iş başa düşüyor. Ama 15-20 Kasım 2003 İstanbul eylemlerine toplum ve devlet olarak ayrı ayrı ve hep birlikte verdiğimiz, daha doğrusu vermediğimiz tepki durumun hiç de içaçıcı olmadığının kanıtı. Katliamların birinci yıldönümünü sessiz geçirdik, bu yıl da unutma talimlerine devam ediyoruz. Global terör gerçeğiyle hep birlikte yüzleşmemiz ve hesaplaşmamız elzem. Aksi takdirde yeni bir saldırı, zaten epey gevşek olan toplumsal bağlarımızı iyice tehlikeye atabilir. Evet kaybediyoruz. Hem de çok kötü.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı