Elveda demokrasi elveda istikrar elveda Butto

28.12.2007 Vatan

Benazir Butto’yu ilk ve son kez, 3 Aralık Pazartesi günü öğleden sonra, İslamabad’daki Serena Otel’in lobisinde gördüm. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmeden çıkmıştı. Etrafı önce Pakistanlı gazeteciler tarafından kuşatıldı. Sonra birkaç meslektaşımla yanına gittik. Türk gazeteciler olduğumuzu söylediğimizde sevindi ve uzun uzun Türkiye’yi ne kadar sevdiğini anlattı. Bu sevgisini, diktatör Ziya ül Hak’ın idam ettiği babası Zülfikar Ali Butto’dan miras almış olduğunun altını ısrarla çizdi.

Yıllar sonra ülkesine ve aktif siyasi yaşama dönmüştü, dolayısıyla heyecanlıydı. Yakın bir zamanda kanlı bir saldırıyı atlatmıştı, dolayısıyla tedirgindi. Seçimlerin yapılıp yapılmayacağı, adil olup olmayacağı belli değildi, yani gergindi. Gül’ün, Devlet Başkanı Perviz Müşerref ile muhalefet partileri arasında arabuluculuk yapma girişimini “pozitif” bir adım olarak niteliyordu. “Laik” bilinmesine rağmen, “İslamcı” bilinen AKP’yi yakından ve takdirle izlediğini söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Demokrasiye geçişte Türkiye’yi ve AKP’yi kendimize örnek almak istiyoruz. Cumhurbaşkanı Gül ile bunları da konuştuk.”

Her türlü bela sırada

Ülkesine, “demokrasiyi geri getirmek” misyonuyla geri döndüğünü söyleyen Benazir Butto’nun yolculuğu yarım kaldı. Onun katledilmesinin sembolik anlamı öylesine yüklü ki bundan böyle bir başka Pakistanlı siyasetçinin “demokrasiye geçişte Türkiye’yi örnek alma” iddiasını dile getirme şansı kalmayacağa benziyor. Zira uzun bir süre Pakistan’da demokrasiye dönüşün hayalini kurmak bile imkansızlaşabilir. Zaten çok hassas ve kırılgan dengeler üzerinde yol alan Pakistan çok daha kötü noktalara sürüklenebilir. Bu suikastın arkasında gerçekten Taliban ve/veya El Kaide ile doğrudan ya da dolaylı ilişki içinde bazı radikal İslamcı gruplar da çıkabilir, bazı “derin” odaklar da. Pek bir önemi yok. Çünkü kim, neden yapmış olursa olsun Pandora’nın kutusu sonuna kadar açılmış durumda:

Laik-İslamcı çatışması:

Her ne kadar Pakistan’ın harcı İslam ile karılmış ve adı “İslam cumhuriyeti” olsa da ülkede çok güçlü bir laik gelenek ve laik orta sınıf mevcut. Butto’nun bir tür “laiklik sembolü” olduğu düşünülürse bu suikast laik-İslamcı çatışmasını tetikleyebilir.

Sünni-Şii çatışması:

Her ne kadar Butto öne çıkarmamaya çalışsa da köken olarak Şiidir. Onun öldürülmesi, zaten yıllardır süren Sünni-Şii çatışmasını tırmandırma riski mevcut.

Asker-sivil çatışması:

Üniformasını çıkarmaya zorlukla ikna edilen Devlet Başkanı Perviz Müşerref ve güçlü Pakistan ordusunun bu suikast nedeniyle demokrasiye geçişi, vaat ettiklerinin aksine erteleyebilirler. Bu da son dönemde patlak veren asker-sivil gerginliğini zirveye çıkarabilir.

El Kaide’nin yayılması:

Butto’nun en büyük iddiası, sınır bölgelerinde etkili olan Taliban/El Kaide unsurlarına karşı daha etkili bir mücadele yürütmekti. Bu sayede Washington’dan da epey destek alıyordu. Bu yüzden onun öldürülmesi radikal İslamcıların lehine ve ABD’nin aleyhine olmuştur. Pakistan iyice istikrarsızlaşırsa Taliban/El Kaide tüm ülkeye yayılabilir ve burası teröristler için tam anlamıyla “güvenli bir bölge” haline gelebilir.

Etnik çatışmalar:

Tam bir mozayik olan ülkede etnik boğazlaşmalar yaşanabilir.

Dış çatışmalar:

Pakistan’ın Afganistan ve Hindistan’la olan anlaşmazlıkları, farklı odaklar tarafından provoke edilebilir ve ülke kendini dış çatışmaların ortasında bulabilir.

Müslümanların imajı

Yaklaşık 170 milyon nüfuslu, atom bombasına sahip bir ülkenin “iç savaş” benzeri bir ortama sürüklenmesi sadece bölgeyi etkilemeyecektir. Her şey bir yana bu suikast, İslam dini ve Müslümanların, dünyanın diğer kesimindeki imajını iyice yerle bir etti.

Örneğin düne kadar kendi içinden, 35 yaşında bir kadın başbakan çıkartabilmenin gururunu yaşayan İslam dünyası, bundan böyle 55 yaşında muhalif bir kadın liderin katlinin ayıbını taşıyacak.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı