Bush-Erdoğan görüşmesi, Türk iç politikasının gölgesinde gerçekleşti. Kuvvet komutanlarının çıkışlarına karşılık Erdoğan “irtica yok” demişti. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt ise ayrı ayrı kendisine karşı çıktılar. Hepimiz dün merakla Başbakan’ın cevabını bekledik ama o sessizliği tercih etti. Daha önemlisi Beyaz Saray’ı “irtica” tartışmalarını gölgede bırakabilecek bir kazanımla terk edemedi. Erdoğan’ın Beyaz Saray ziyaretinin en dikkat çekici noktalarını şöyle sıralayabiliriz:
1)Bir saat olarak öngörülen görüşmenin yarım saatten daha fazla uzaması;
2)Bush’un görüşme sonrası basın mensuplarına yaptığı açıklamada ne PKK’nın adını anması, ne de Türkiye’nin terör konusundaki hassasiyetlerine özel olarak değinmemesi;
3)Bush’un Erdoğan’dan “dostum” ve “barış insanı” olarak söz etmesi;
4)Erdoğan’ın basın toplantısında Org. Büyükanıt’ın konuşması hakkında görüşü sorulması üzerine “O buranın konusu değil, dönünce konuşuruz” demesi;
5)First lady Laura Bush’un Emine Erdoğan, kızı Sümeyye Albayrak ve Hayrünisa Gül’ü “çay”a davet etmesi; Ramazan nedeniyle konuklara servis yapılmaması ve grubun ağırlıklı olarak Mevlana, onun eseri Mesnevi üzerine konuşmaları...
Çok konuşup az anlattılar
Peki iki lider bir buçuk saati aşkın süre ciddi ve önemli hiçbir şey konuşmadılar mı? Tabii ki konuştular. Şunu söylemek mümkün: Bush ile Erdoğan çok konuştular, ama medyaya, en azından şimdilik çok az şey anlattılar. Önümüzdeki günlerde her iki tarafın da görüşmeyle ilgili birtakım bilgileri sızdırmaları muhtmel. Sonuçta iki liderin birçok sorunda bazı somut ortak adımlar konusunda anlaştıklarını, ama bazı noktalarda da tam uyuşamadıklarını öğrenebiliriz. Örneğin Bush “İran ve Irak konusunda önemli tartışmalar yaptık” derken, Erdoğan basın toplantısında Kerkük’ün statüsü konusundaki kaygılarını ilettiklerini özellikle vurguladı. Öğrendiğimize göre Bush, İran konusunda diplomatik adımların sonuçsuz kaldığına karar vermesi durumunda yeni stratejiler geliştirirse, Ankara’yı yanında görüp görmeyeceğini merak ediyor.
Yine PKK belirsizliği
Kuşkusuz görüşmenin en önemli gündem maddesi PKK oldu. Erdoğan, Bush’u bu konuda önceki buluşmalara kıyasla daha kararlı gördüğünü belirtti, ama somut olarak hiçbir şey söylemedi. Bunun iki anlamı olabilir: Ya daha önce olduğu gibi hiçbir somut adım atılmayacak ya da çok yakında Türk kamuoyunu bir ölçüde tatmin edebilecek bazı operasyonlara tanık olacağız. ABD ve Türkiye’nin atadığı özel temsilciler ve onların kısa sürede belirgin ilerlemeler katetmesi ikinci şıkkı kuvvetlendiriyor. Erdoğan’ın “süreç başladı” demesi de bu açıdan çok önemli. Ama şunu hatırlatmak şart: Bu kez de PKK konusunda Washington’ın açık ve net çabaları görülmezse Türk-Amerikan ilişkileri iyice krize girebilir.