Ruşen ÇakırRuşen Çakır Resmi web sitesi
Facebook Paylaş
Erdoğan’dan Amerikan Demokratlarına ilk açılım
21.12.2006 Vatan


    İç siyasetin gölgesinde geçtiği için fazla ilgi uyandırmadı ama Başbakan Erdoğan’ın iki günlük New York ziyareti yaptığı özel görüşmeler ve özellikle Ortadoğu konusunda verdiği mesajlar nedeniyle önemliydi. Başbakan, hem ABD’de iktidardaki Cumhuriyetçilerin efsanevi ismi eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, hem her yönetim üzerinde epey etkili olan Musevi kuruluşlarının üst düzey yöneticileri, hem de Kongre’de çoğunluğu ele geçiren Demokratların iki sembol ismiyle ayrı ayrı görüştü. Demokratların sol kanadının etkili senatörlerinden Edward Kennedy görüşmesiyse son anda, zaman uyuşmazlığı nedeniyle gerçekleşmedi.

Kissinger, Amerikan dış politikasında realist çizginin bir numaralı aktörü olduğu için Neo-Conlar tarafından sevilmez, ama Başkan Bush tarafından görüşlerine değer verilir. Hatta Kissinger’ın, Robert Gates’in Savunma Bakanı olmasıyla daha etkili olacağı söyleniyor. Yine de AKP’liler, haklı olarak Kissinger’dan çok Demokratlarla temasları önemsiyorlardı ve bu ilişkilerin artacağını vurguladılar. Gerçekten de Bill Clinton, hem mükemmel sekiz yıllık başkanlık kariyeri, hem de 2008’in en güçlü aday adaylarından Hillary Clinton’ın eşi olması nedeniyle isabetli bir seçimdi. Clinton döneminin en parlak diplomatlarından Richard Holbrooke ise, hem Demokratların iktidara gelmesi durumunda dışişleri bakanlığı için akla ilk gelen isimlerden, hem de Cumhuriyetçilerin bile görüşlerine önem verdiği “merkez” de bir isim.

Zapsu’nun kapıya kadar uğurladığı Holbrooke bize “Çok mükemmel bir görüşme oldu. ABD’yi değil Türkiye’yi konuştuk, ama ne konuştuğumuzu söyleyemem” dedi. Kendisine, kısa süre önce Amerikan askerlerinin Kuzey Irak’a çekilmesini önerdiğini, Erdoğan’ın da hemen buna karşı çıktığını hatırlattığımda “Sözlerimi Türk basını çarpıttı” karşılığını aldım. Basın toplantısında aynı konuyu Erdoğan’a sordum. Şu cevabı verdi: “O, Türkiye ile görüşme, anlaşma kaydını koyarak diyor. O, Kuzey Irak’ın bir güvenli bölge olduğunu ifade ediyor. Biz de, şu anki yapısıyla Kuzey Irak’ın tam aksine güvensiz bölge olduğunu söyledik, terör örgütünün yerleştiği bir bölgenin nasıl güvenli bölge olarak tanımlanabileceğini sorduk.”

Hamas ısrarı

Irak Çalışma Grubu’nun raporuyla birlikte ABD’nin Ortadoğu politikasının iflas etmiş olduğu resmen ilan edilmiş oldu. Galiba bunun da etkisiyle Erdoğan’ı New York’ta, özellikle Irak ve Filistin söz konusu olduğunda daha fazla kendine güvenli gördük. Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın erken seçim çağrısına karşı Hamas’tan yana tavır aldı. AB yolundaki en sadık destekçisi İngiltere Başbakanı Blair’i Ortadoğu misyonunda yalnız bıraktı. Erdoğan Musevilere de hiç alttan almadı. Filistin’de erken seçim olsa bile pek bir şeyin değişmeyeceğini söyledi.

Dün Hamas’ın Ankara ziyaretine kızanlar bugün Erdoğan’ın bu çıkışını da beğenmiyorlar. Kısa süre içinde yine yanıldıklarını anlayacaklarını sanıyorum. Çünkü İsrail ile Batı, Hamas gerçekliğini kabul etmedikçe Ortadoğu’da barış yolunda ciddi ilerlemeler kaydetmek mümkün değil.

Uzun bir süredir neden Türkiye’nin Irak’a hiç bakan yollamadığını bu köşede soruyorum. Sonunda Başbakan’a “bunun siyasi bir nedeni mi var” diye sordum, tek bir cümleyle cevap verdi: “Buna siyasi diyebiliriz ama her an bir adım da atabiliriz.” Anlaşılan Abdullah Gül ve hatta Erdoğan’ı her an Bağdat’ta, hatta Kerkük’te, kimbilir belki Erbil’de de görebiliriz.


SON YAZILARIM
Facebook Paylaş
Adres: Metis Yayınları İpek Sok. No: 5 34433 Beyoğlu / İstanbul
Tel: +90 212 245 46 96 E-posta: rusen@rusencakir.com