Ruşen ÇakırRuşen Çakır Resmi web sitesi
Facebook Paylaş
Gezdik, gördük büyülendik
19.01.2003 Vatan


Erdoğan'a göre, Çin'de siyasi irade gerçekten 'irade' sahibi; işler tıkır tıkır yürüyor... Türkiye'de ise bürokrasiyi aşmak için 'gözü kara' olmak gerekiyor
"Bizdeki bürokratik oligarşiyi burada bulamadık..." AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan, gezinin son gününde işadamlarıyla yaptığı sohbet toplantısında Çin ile Türkiye'yi bu sözlerle kıyasladı. Erdoğan'a göre Çin'de işler çok hızlı ve etkili bir şekilde yürüyordu. Çünkü Türkiye'deki belediye-kaymakamlık ya da belediye-valilik gibi ikili yönetim yerine işler tek bir otorite tarafından görülüyordu. Daha önemlisi siyasi irade gerçekten irade sahibiydi. Bir şeye karar verildiğinde hemen yapılıyordu. Örneğin bir binanın yıkılma kararı alındığında bu ertesi gün yerine getiriliyordu. AKP lideri Türkiye'de ise seçimle gelenlerin sürekli olarak bürokrasinin engellerine takıldığını, bunları aşmak için "gözü kara" olmak gerektiğini söyleyerek kendi belediye başkanlığı dönemini örnek gösterdi.
Çin'in cazibesi Politikacısı, işadamı, gazetecisi olarak en çok Şangay'dan etkilendik. Erdoğan "Bizdeki komünistler gelip bu havayı teneffüs etsinler" sözünü bu şehirde etti. Geziye katılan yaklaşık 150 işadamının büyük bir çoğunluğu da kuşkusuz daha önce komünizm hakkında pek iyi düşünmüyorlardı, fakat onlar da beş gün içinde, Erdoğan'la benzer gerekçelerle Çin'in cazibesine kapıldılar. Burada işler tıkır tıkır yürüyordu; ne bürokrasi vardı ne çevrecilerin baskısı, ne de mahkemeler. Ama farklı düşünenler de yok değildi. Çin'e daha önce gelmiş veya hakkında bir şeyler okumuş olan bu kişilere göre Pekin ve Şangay bu ülkenin makyajıydı; Çin'i beş günde, sadece bu iki ili dolaşarak tanımak mümkün değildi. Onlara göre Çin'de siyasi iradeye ayak bağı olan bir "bürokratik oligarşi" yoktu, çünkü ülkede siyasi irade ile bürokrasi birdi; bu da Komünist Partisi'ydi. En iyimser biçimde "otoriter" olarak nitelenebilecek bir rejimin hakim olduğu Çin'de, örneğin birden fazla çocuk yapmak yasaktı; kırsal kesimden kentlere yolculuk etmek resmi izne tabiydi ve en önemlisi hiçbir şekilde muhalif düşüncelere yer yoktu. 1989'da Tiananmen Meydanı'nda yaşananlar hala hafızalarda tazeydi. Hak ve özgürlüklere ek olarak sosyal adalet de sorun olmak üzereydi.
İşbirliği ve rekabet Kuşkusuz AKP lideri de Çin'in, çoğulculuğu benimsemiş Türkiye'ye model olmasının söz konusu olamayacağını biliyordu. Fakat bu ülkenin yaşadığı büyük ekonomik dönüşümü yerinde gözlemek, özellikle yabancı sermayeyi çekmedeki başarılarının sırrını keşfetmek istiyordu. Bunlara ek olarak bütün resmi temaslarında iki ülke arasındaki ekonomik işbirliği ve alışverişi geliştirmek için çalıştı; fındık tanıttı, turizm propagandası yaptı. Gezi sonunda görüştüğümüz işadamlarının büyük kısmı Erdoğan'ın bu çabalarını övmekle birlikte Çin'de çok verimli temaslar kuramadıklarından yakındılar. Bu arada madalyonun öteki yüzünü gösterdiler: "2008 Olimpiyatları için Türk müteahhitlerine ihale verebileceklerini söylüyorlar ama dünyada bizim inşaat şirketlerimizin en büyük rakibi Çinliler. Tayyip Bey, Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne girmesinden mutlu olduğumuzu söylüyor, ama herkes biliyor ki bu gelişme en çok bizim tekstilimizi zora sokacak."

SON YAZILARIM
Facebook Paylaş
Adres: Metis Yayınları İpek Sok. No: 5 34433 Beyoğlu / İstanbul
Tel: +90 212 245 46 96 E-posta: rusen@rusencakir.com