Gezdik, gördük büyülendik

19.01.2003 Vatan

Erdoğan'a göre, Çin'de siyasi irade gerçekten 'irade' sahibi; işler tıkır tıkır yürüyor... Türkiye'de ise bürokrasiyi aşmak için 'gözü kara' olmak gerekiyor
"Bizdeki bürokratik oligarşiyi burada bulamadık..." AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan, gezinin son gününde işadamlarıyla yaptığı sohbet toplantısında Çin ile Türkiye'yi bu sözlerle kıyasladı. Erdoğan'a göre Çin'de işler çok hızlı ve etkili bir şekilde yürüyordu. Çünkü Türkiye'deki belediye-kaymakamlık ya da belediye-valilik gibi ikili yönetim yerine işler tek bir otorite tarafından görülüyordu. Daha önemlisi siyasi irade gerçekten irade sahibiydi. Bir şeye karar verildiğinde hemen yapılıyordu. Örneğin bir binanın yıkılma kararı alındığında bu ertesi gün yerine getiriliyordu. AKP lideri Türkiye'de ise seçimle gelenlerin sürekli olarak bürokrasinin engellerine takıldığını, bunları aşmak için "gözü kara" olmak gerektiğini söyleyerek kendi belediye başkanlığı dönemini örnek gösterdi.

Çin'in cazibesi
Politikacısı, işadamı, gazetecisi olarak en çok Şangay'dan etkilendik. Erdoğan "Bizdeki komünistler gelip bu havayı teneffüs etsinler" sözünü bu şehirde etti. Geziye katılan yaklaşık 150 işadamının büyük bir çoğunluğu da kuşkusuz daha önce komünizm hakkında pek iyi düşünmüyorlardı, fakat onlar da beş gün içinde, Erdoğan'la benzer gerekçelerle Çin'in cazibesine kapıldılar. Burada işler tıkır tıkır yürüyordu; ne bürokrasi vardı ne çevrecilerin baskısı, ne de mahkemeler. Ama farklı düşünenler de yok değildi. Çin'e daha önce gelmiş veya hakkında bir şeyler okumuş olan bu kişilere göre Pekin ve Şangay bu ülkenin makyajıydı; Çin'i beş günde, sadece bu iki ili dolaşarak tanımak mümkün değildi. Onlara göre Çin'de siyasi iradeye ayak bağı olan bir "bürokratik oligarşi" yoktu, çünkü ülkede siyasi irade ile bürokrasi birdi; bu da Komünist Partisi'ydi. En iyimser biçimde "otoriter" olarak nitelenebilecek bir rejimin hakim olduğu Çin'de, örneğin birden fazla çocuk yapmak yasaktı; kırsal kesimden kentlere yolculuk etmek resmi izne tabiydi ve en önemlisi hiçbir şekilde muhalif düşüncelere yer yoktu. 1989'da Tiananmen Meydanı'nda yaşananlar hala hafızalarda tazeydi. Hak ve özgürlüklere ek olarak sosyal adalet de sorun olmak üzereydi.

İşbirliği ve rekabet
Kuşkusuz AKP lideri de Çin'in, çoğulculuğu benimsemiş Türkiye'ye model olmasının söz konusu olamayacağını biliyordu. Fakat bu ülkenin yaşadığı büyük ekonomik dönüşümü yerinde gözlemek, özellikle yabancı sermayeyi çekmedeki başarılarının sırrını keşfetmek istiyordu. Bunlara ek olarak bütün resmi temaslarında iki ülke arasındaki ekonomik işbirliği ve alışverişi geliştirmek için çalıştı; fındık tanıttı, turizm propagandası yaptı. Gezi sonunda görüştüğümüz işadamlarının büyük kısmı Erdoğan'ın bu çabalarını övmekle birlikte Çin'de çok verimli temaslar kuramadıklarından yakındılar. Bu arada madalyonun öteki yüzünü gösterdiler: "2008 Olimpiyatları için Türk müteahhitlerine ihale verebileceklerini söylüyorlar ama dünyada bizim inşaat şirketlerimizin en büyük rakibi Çinliler. Tayyip Bey, Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne girmesinden mutlu olduğumuzu söylüyor, ama herkes biliyor ki bu gelişme en çok bizim tekstilimizi zora sokacak."



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı