Ruşen ÇakırRuşen Çakır Resmi web sitesi
Facebook Paylaş
Global teröre sivil cevap
26.01.2006 Vatan


George W. Bush 11 Eylül 2001'in hemen ardından olayın adını "terörle savaş" koydu ve büyük bir yanlış yaptı. O günden bu yana ABD'nin tüm imkanları, en yeni teknolojiler, binlerce insan, milyarlarca dolar bu savaşa aktarıldı. Önce Afganistan, ardından Irak işgal edildi. Ebu Garip, Guantanamo, toplu gözaltılar, adam kaçırmalar, işkenceler, gizli hapishaneler, CIA uçakları... Birçok uluslararası savaş ve hukuk kuralı çiğnendi ama ortada kocaman bir fiyaskodan başka bir şey yok. Pakistan'ın Afganistan sınırındaki Damadola köyünde yaşananlar çok öğretici: CIA, El Kaide'nin gerçek beyni olan Mısırlı Eymen el Zevahiri'nin akşam yemeğine konuk olacağı evi saptıyor, orayı "predator" adı verilen insansız uçakla yerle bir ediyor ama Zevahiri nasıl oluyorsa yemeğe gitmiyor. Sonuç: CIA profesyonel ama El Kaide de öyle, hatta belki daha fazla.
El Kaide'yi anlamak 1988'de Afganistan'da Usame bin Ladin ve bir avuç Arap asıllı İslamcı tarafından kurulan El Kaide 18 yılda birçok aşamadan geçti; kendini sürekli yeniledi, değişti. Bu dönüşümün ne kadarının bilinçli, ne kadarının olayların gidişinin sonucu olduğu tartışılabilir, ama şurası kesin: El Kaide ile savaşma iddiasındakiler hâlâ bu olguyu (örgütü ve/veya şebekeyi) ve onun dinamizmini tam olarak anlayabilmiş değiller. Örneğin ABD'de El Kaide üzerine sürekli yeni kitaplar çıkıyor ama bunların ezici bir çoğunluğu zaman aşımına uğramış klişeleri tekrarlamaktan öteye gidemiyorlar. Pekala şöyle söyleyebiliriz: El Kaide'yi çok geriden takip ediyor, kendisi izin verdiği ölçüde tanıyor, biliyoruz. Örneğin nice uzman, bir yıldan fazla zamandır sesi çıkmadı diye bin Ladin'e binbir türlü ölüm biçmişti. Bir ses kaseti bütün hayalleri yerle bir etti. Ve bu kaset dünyanın -en azından Amerikalıların- gündemini değiştirdi. Onun ABD'de yeni terör eylemi düzenleme tehdidine kimse "Hadi canım sende!" diyemiyor. Daha önemlisi yaptığı ateşkes çağrısı kafaları karıştırabiliyor. Çünkü "kör terör" olarak görülen, gösterilmek istenen El Kaide olgusu, hem ABD başta olmak üzere Batılı devletlerin beceriksizliği, hem de İslam dünyasının çaresizliği nedeniyle her geçen gün siyasallaşıyor ve -bazılarına biraz aşırı gelebilir ama- meşruiyet zeminini genişletiyor. Bin Ladin'in alıntı yaptığı kitabın peynir ekmek gibi satması, onun dinlendiğini ve söylediklerine bir şekilde değer verildiğini gösteriyor.
Daha fazla fatura ödemeyelim Başkan Bush Amerikalılardan yabancı dil (tabii en çok İslam ülkelerinde konuşulanlar) öğrenmelerini istiyor. Condoleezza Rice, Batı'daki diplomatların önemli bir bölümünü Doğu'ya kaydırıyor. Bunlar ilginç adımlar, ama yaraya merhem olmaları çok zor. Daha fazla zaman kaybetmeden Washington'in global teröre karşı tek başına mücadele etme iddiasına son vermek şart. Türkiye, Pakistan, Endonezya, Suudi Arabistan, Polonya, Ukrayna, İngiltere, İtalya ve daha nice ülke, CIA başta olmak üzere Amerikalıların "teröre karşı işbirliği" dayatmalarından bunalmış durumdalar. Kimse Amerikan yönetiminin yanlış strateji ve taktiklerinin faturasını ödemek, global terörün hedefi olmak istemiyor. Peki ne yapılabilir? Uluslarötesi (transnasyonal) bir şebeke olan El Kaide'nin karşısına aynı şekilde uluslarötesi -özellikle İslam topluluklarının aktif olduğu- bir yapıyla çıkmak gerekiyor. Birleşmiş Milletler, NATO, İnterpol, gibi kurumların böyle bir görevi yüklenmesi zor olabilir, o zaman yenilerine bakılabilir. Ama her şeyden önce, hep birlikte global teröre karşı askeri değil sivil bir cevap aramak zorundayız.

SON YAZILARIM
Facebook Paylaş
Adres: Metis Yayınları İpek Sok. No: 5 34433 Beyoğlu / İstanbul
Tel: +90 212 245 46 96 E-posta: rusen@rusencakir.com