Guantanamo'dan iki farklı tanıklık

10.11.2005 Vatan

Vatan Kitap
Tel örgülerle çevrili bir avluda, tepeden tırnağa portakal renkli giysiler içinde, elleri ve ayakları bağlı, göremeyen ve konuşamayan onlarca kişi. Dehşet verici bu görüntüler ABD’nin“teröre karşi savaş”ta ne derece ciddi, tavizsiz ve zalim olduğunu tüm dünyaya kanıtlamıştı. Afganistan’da yakalanmış yüzlerce kişi, Küba'dan kiralanmış Guantanamo Körfezi'ndeki X-Ray Kampı, Delta Kampı ve Eko Kampı'nda tutuluyor, değişik birimlerden istihbaratçılar tarafından sistemli olarak sorgulanıyorlardı. Ama hiçbiri mahkeme yüzü görmüyordu, göreceğe de benzemiyordu. Çünkü Amerikan yönetimi "yasadışı düşman savaşçi" olarak tanımladığı bu kişileri "savaş esiri" olarak kabul etmiyor, dolayısıyla Cenevre Sözleşmesi'nin sunduğu hakları tanımıyordu. Guantanamo (kısaca Gitmo) ülke sınırları dışında olduğu için tutuklular Amerikan Anayasası'nın sağladığı haklardan da mahrumdular. Irak'taki Ebu Garip Hapishanesi'nde Amerikan askerlerinin genellikle eğlenmek amacıyla yaptıkları işkencelerin ortaya çikmasiyla Gitmo'nun pabucu bir ölçüde dama atıldı denebilir. Ama onca zaman geçmesine, insan hakları savunucuları ve kuruluşlarının onca çabasina, nice diplomatik girişime rağmen Guantanamo'da zulüm aynen devam ediyor. Yeteri kadar hapis yattıkları düşünülen veya artık istihbarat değerleri kalmadığına hükmedilen bazı tutuklular ülkelerine gönderildi ama halen 500'ü aşkın kişi Gitmo'da haksız-hukuksuz ve çogunlukla açlık grevi yaparak sağ kalmaya çabaliyorlar.
Peşpeşe iki kitap Gitmo'da yaşanan insanlık ayıbı üzerine peşpeşe iki kitap yayınlandı. Bunlardan ilki, Aralık 2002-Haziran 2003 arasında Gitmo'da Arapça tercüman olarak görev yapan Çavus Erik R. Saar ile Time dergisi muhabiri Viveca Novak tarafından kaleme alındı. "Tel Örgünün İçinde" (Inside the Wire) adlı kitap, ülkesine, ordusuna güvenen; Başkan George W. Bush'a ve Hz. İsa'ya inanan Çavus Saar'ın altı ayda yaşadığı dönüşümü anlatıyor. "Tanrı ve Vatan İçin" başlıklı (For God and Country) ikinci kitapsa Amerikan ordusunda az sayıdaki "askeri imam"lardan Yüzbaşi James Yee'nin anıları. Ekim 2002-Eylül 2003 arasında Gitmo'da hem tutuklulara, hem de Müslüman askerler ve sivil çalisanlara imamlık yapan Yee daha sonra "casusluk" başta olmak üzere bir dizi suçlamayla tutuklandı, aylar sonra hakkındaki tüm davalar düştü. Yee'nin kitabı terörizme karşi savaşin nasıl kolaylıkla İslam'a karşi savaşa dönüşebildiğini gözler önüne seriyor.
Sorguda cinsellik Saar'ın Gitmo'da ilk karşilaştığı kişilerden biri, adını vermediği bir Türk tercüman. Onun "Aramızda kalsın, kamp tam bir felaket. 11 Eylül'den dolayı öfkeli olan her devlet birimi tutukluları sorgulamak için buraya birilerini yollamış. Bunlar tutukluyu ilk sorgulayan olmak için kavga ediyor. En sonunda da tutuklunun aslında hiçbir şey bilmediği ortaya çikiyor" sözleri Saar'ı çok kızdırıyor. Çünkü o bir istihbarat çavusu olarak, sorgularda yapacağı çevirilerle ülkesinin terörle savaşina katkıda bulunmak istiyor. Ne var ki Çavus Saar ilk aylarda sorgulara alınmıyor, tutuklularla gardiyanlar arasında iletişimi sağlamakla görevlendiriliyor. Ancak Gitmo'da temel strateji tutuklularla mümkün olduğunca iletişim kurmamak. Bu yüzden gardiyanların gözünde o, sırf tutuklularla Arapça konuştuğu için şüphe uyandırıyor. Tutuklular da onu, tabii ki, sırf asker, hatta Amerikalı olduğu için düşman olarak görüyor. Kitap boyunca Saar'ın çok da iyi konuşamadığı Arapçayı, bir süre aralarında yaşamış olduğu Arapları, genel olarak Müslümanları pek fazla sevmediğini anlıyorsunuz. Ama kamptaki zulümün pervasızlığı ve de üstelik anlamsızlığı -o da kısa süre içinde Gitmo'daki sorguların inadına, boşuna ve dostlar alışverişte görsün mantığıyla yapıldığını kavrıyor- Saar'ın dengelerini altüst ediyor. Çavus Saar'ın hayatı, sorgulara katılmaya başladığı andan itibaren tam anlamıyla değişiyor. Orduda görevli bir kadın istihbaratçının, bir Suudi tutukluyu konuşturmak için adet gördüğünü söyleyip, kırmızı bir boyayı adamın yüzüne sürmesinin ardından Saar duygularını şöyle anlatıyor: "Gitmo'ya gitmeden önce biri gelip sorgularda tutukluların Allah'la arasındaki bağı koparmak için kadınları cinsel yönden kullanacağımızı söyleseydi büyük ihtimalle iyi bir fikir olduğunu düşünürdüm. Az önce çiktigim sorguda olanları anlatsalardı heralde onaylardım. Ama o odadan çiktigimda, beş para etmez bir adamla konuştuğumuzu bildiğim halde kendimden nefret ettim. Bir şeyi kaybettiğimi, kaybettiğimizi hissettim. Kendimizi düşürmüştük. Küçük bir bilgi için prensiplerimizi hiçe saymıştık." Saar'ın bu çarpici özelestirisi, hemen ardından gelen "Üstelik bu hiçbir işe yaramamıştı" cümlesiyle anlamını büyük ölçüde yitiriyor. Sonuç olarak "Tel Örgünün İçinde" görünüşte iddialı, ama bir-iki anekdot dışında fazla bir çarpiciligi olmayan, gerçeği biraz olsun aralayan, ama bu arada birçok şeyin üstünü örten başarısız bir kitap.
Kamp imamının çignenen onuru "Tel Örgünün İçinde"nin zayfılığı, "Tanrı ve Vatan İçin"in çikmasiyla daha belirgin bir hal aldı. Çavus Saar kitabında hemen hemen kimsenin gerçek adını kullanmamıştı. Yüzbaşi James Yee ise tam tersini yapmış. Hatta bir yerde Saar'ın askeri savcıya, kendisi ve diğer bazı Müslüman askerler hakkında "tutuklularla çok iyi geçiniyorlar, Filistinli intihar bombacılarını savunuyorlar. Vahhabi inancındalar. Batı'ya ve Yahudilere düşmanlar" diye ifade verdiğini de söylemiş! Yüzbaşi Yee, üçüncü kuşak, orta sınıf, Protestan bir Çinli-Amerikalı aileden geliyor. Westpoint Akademisi'nden mezun olduktan hemen sonra İslam'ı seçen Yee Suriye'de İslam ilimleri okumuş, orda evlenmiş ve ülkesine dönüp orduda yüzbaşi rütbesiyle imamlık yapmaya başlamış. Kısa süre sonra Guantanamo'da görevlendirilen Yee ilk günlerde canla başla kamptaki yaşam koşullarının iyileştirilmesi için çalistigini anlatıyor. Önceleri, yaptıklarının amirleri tarafından takdir edildiğini düşünen Yüzbaşi Yee, zamanla kendisinden ve diğer Müslüman askerlerden şüphe duyulduğunu fark ediyor. Yee'ye göre Gitmo'da mahkumlara karşi kullanılan en etkili silah dindi. "Çünkü" diyor, "Onların nerdeyse tümü için en önemli husus dindi." Ve Yee bize, İslam'a, Kuran'a ve Hz. Muhammed'e yönelik hakaret ve aşağılamalardan bir dizi utanç verici örnek aktarıyor. Onun namaz kılanlarla dalga geçenleri, Kuran'ın içinde silah arayanları uyarması hep aleyhine delil olarak kullanılmış. "Tanrı ve Vatan İçin"in yarısı Yüzbaşi Yee'nin tutukluluk ve yargılanma günlerini anlatıyor ve bu bölüm de neredeyse Gitmo'da yaşanan zulmü anlatan sayfalar kadar ürpertici ve öfkelendirici. Yüzbaşi Yee'nin bütün bu süreçte İslam'a daha sıkı sıkıya bağlanmasını ve her şeye rağmen ABD'ye olan bağlılığını sürdürmeye çalismasini ilgiyle izliyorsunuz. James Yee kitabını şöyle bitiriyor: "Ben bir asker, bir yurttaş ve bir vatanseverim. Ama Amerika'nın herkesi içine alabilmesini kavrayamayan küçük bir azınlığın gözünde ben 'onlar'dan biriyim, herşeyin ötesinde bir Müslümanım."



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı