Hani her şeyi konuşacaktık!

09.11.2011 Vatan
Read in English

Geçtiğimiz günlerde Meclis kulisinde sohbet ettiğim bir MHP yöneticisi “Açılım konusunda çok heveslenmiştiniz ama hükümet sonunda bizim çizgimize geldi. Zaten böyle olacağı da belliydi” demişti. İki tespitinde de haklı görünmekle birlikte böyle olmadığı kanısındayım. Yani ne AKP hükümeti Kürt sorununda MHP çizgisine geldi, ne de açılımın daha başlar başlamaz biteceği belliydi.

Kuşkusuz şu son günlerde yaşadığımız ve her geçen gün daha da tırmanan gerilim atmosferinde bir “açılım”dan söz etmek mümkün değildir. Ama gerek PKK, gerekse devletin karşılıklı olarak “topyekûn savaş” stratejisi uyguluyor olmaları, illa ülke olarak bir felakete doğru koştuğumuz anlamına gelmez. 14 Eylül’de kaleme aldığım yazıda, içinden geçtiğimiz süreci “Nihai çözüm öncesi büyük kapışma” olarak tanımlamıştım (http://rusencakir.com/Nihai-cozum-oncesi-buyuk-kapisma/1571 ) ve bu sürede yaşanan onca ek olumsuzluk ve tatsızlığa rağmen bu yaklaşımımı koruyorum. Tarafların hiçbirinin bu “topyekûn savaş”ı gidebileceği en uç noktaya kadar götüremeyeceğini, çünkü böylesi bir durumun net şekilde “kazananı olmayan savaş” anlamına geleceğini bildiklerini düşünüyorum.

Konuşmamak mümkün değil

Benim gibi düşünen, yani çok geçmeden Kürt sorununda yeniden “barışçı çözüm” arayışlarının öne çıkacağına inanan birinin normal şartlarda bir kenara çekilip, o ana kadar yaşanacak olanları sessizce izlemesi beklenir. Ama bu “geçiş dönemi” o kadar sert ve acımasız yaşanıyor ki suskunluk vicdansızlıkla eşdeğer hale geliyor.

Önce PKK’ya bakalım: Kırsal alanda karakol baskını, pusu, mayın tuzağı gibi kalleşliklerle can almayı sürdürüyor. Kentlerde başta polisler olmak üzere güvenlik güçlerine yönelik olarak geçmişte Hizbullah’ın infazlarına benzer katliamlar tezgahlıyor ve bu arada kadın-erkek, genç-yaşlı demeden masum sivilleri de katlediyor.

Devlete gelince, kırsal kesimde PKK’ya karşı mücadele ederken halkı da karşısına alan, diğer bir deyişle PKK eylemlerinin hıncını bölge halkından çıkaran devletin maziye karışmış olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak devlet kentlerde, bir zamanların olağanüstü hallerini andırır bir strateji izlemekten çekinmiyor. Tabii ki KCK operasyonlarını kastediyorum. Ama Başbakan Erdoğan’ın bu operasyonların eleştirilmesine tahammül edememesi, bu operasyonlardan daha vahim bir duruma işaret ediyor. 1990’lı yıllarda bizlerden “Mehmetçik gazeteci” olmamız istenirdi. Yani PKK’ya karşı devletin her yapıp ettiğini kayıtsız şartsız desteklememiz. Eğer bugün Türkiye’de demokrasiden bahsediliyorsa, bunda, birçok gazetecinin, birçok açık riske rağmen “Mehmetçik gazeteci” dayatmasına direnmelerinin payı yadsınamaz.

Açılım döneminden iki güzel slogan hatırlıyorum: “Analar ağlamasın” ve “Her şey konuşulsun.”

Maalesef bugünlerin sloganı “herkes ne konuştuğuna dikkat etsin” oldu. Peki etmezsek, sanki açılım sürüyormuş gibi konuşmayı sürdürsek ne olacak?

Bekleyelim, görelim.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı