İdam kavgasında ipler Bahçeli'nin elinde

02.07.2007 Vatan

Önceki gün Kayseri’de AKP mitingindeydim. MHP lideri Devlet Bahçeli aynı saatlerde Erzurum mitinginde kürsüden “Apo’yu asmaları için” AKP’liler ip atmış. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e bunu söylediğimde “zamanında, hükümet olduklarında ip arasalardı onlara veren çok kişi çıkardı” diye tepkisini gösterdi. Başbakan Erdoğan dün Mersin’de Bahçeli’ye benzer bir cevap verdi. Dün Trabzon’da MHP’nin mitingini izlemeye gelen gazeteciler olarak Bahçeli’nin ip polemiğini sürdüreceğine, Erdoğan’ın cevabına cevap vereceğine emindik, hatta şaka yollu olarak “belki bu sefer kürsüye darağacı kurar” diyenlerimiz de oldu. Yanıldık. MHP lideri şaşırtıcı şekilde ip konusunu kapattı. Hatta Öcalan’ın asılması konusunu, önceki mitinglerin aksine hiç dile getirmedi.

Peki neden böyle yaptı? Geri adım mı attı? Sanmıyorum. Tam tersine inisiyatifi ele geçirmiş olmanın verdiği güven duygusuyla ipleri bilerek gevşettiğini düşünüyorum.

Seçim kararı alındıktan sonra MHP hakkında iki yazı kaleme almıştım. İlkinde “Medyaya bakmayın MHP’yi ciddiye alın” demiş ve bu partinin barajı rahatlıkla geçebileceğini ileri sürmüştüm. Bir ay sonra da, partinin ileri gelenleriyle de görüşerek MHP’nin çıtayı 1999 seçimleri, yani yüzde 18 olarak belirlediğini belirttim. Trabzon mitingi benim için öngörülerimin sınanacağı ilk olay olacaktı. Partililer, kent tarihindeki en görkemli MHP mitinginin bu olduğunu söylediler ama açıkçası tahminlerimin altında bir kalabalık ve coşkuyla karşılaştım. MHP’nin Karadeniz’de yaşadığı söylenen tırmanışın dün meydana tam yansımadığı açıktı. Daha önce Batman, Elazığ, Malatya, Diyarbakır ve Kayseri’de izlediğim AKP mitingleriyle kıyaslandığımda MHP’lilerin dillere destan örgütçülük ve aktivizminin büyük ölçüde aşınmış olduğunu söyleyebilirim.

Bu gözlemlerden hareketle MHP’yi küçümsemek yanlış olur. Ülkücü hareketi en iyi bilen gazetecilerden, NTV’den Kemal Can, daha önce izlediği dört mitingte rastladığı bir olgunun Trabzon için de geçerli olduğunu söylüyor. Kemal şu noktaya dikkat çekiyor: “Geleneksel ülkücü profiline pek uymayan, belli ki kendi başlarına alanlara gelen çok sayıda kadın ve genç var.”

İşte günümüzdeki MHP’yi kavrayabilmek için bu tip yeni ve örgütsüz milliyetçilere bakmak gerekiyor. Bir de, belki hayatında hiçbir MHP mitingine katılmayacak olup bu partiye oy vermeyi düşünenlere. Bu noktada, Bahçeli’nin medyaya kapılarını kapatma stratejisi, bu kesimlere ulaşmasını engelleyebilir, dolayısıyla aleyhine işleyebilir.

Bahçeli’nin tek muhatabı Erdoğan

MHP liderinin daha önceki miting konuşmalarının tümünü medyadan takip etmiş olduğum için Trabzon’da çok fazla yeni bir şey söylediğine tanık olmadım. Ancak yine de onu 50 dakika, binlerce ülkücüyle birlikte dinlemek ilginç bir deneyimdi. Ekonomik konulara çok az değinen Bahçeli alabildiğine siyasi bir konuşma yaptı. Konuşmasının nerdeyse tümünde saedece Başbakan Erdoğan’ı muhatap aldı. Ona ikinci tekil şahıs kipiyle, yani “sen” diye hitap etti. AKP liderini sık sık azarladı, bazen ona öğütler verdi, kimi zaman da Yüce Divan’la tehdit etti. Uzun uzun milliyetçiliğin ne olduğunu ve Erdoğan’ın neden milliyetçi olamayacağını anlattı.

MHP liderinin Cumhurbaşkanı Sezer’e sahip çıkmada gösterdiği özen dikkat çekiciydi. Dönemin Başbakanı Ecevit’in, Sezer’in adaylığını açıklamasından sonra Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Cemil Çiçek’in kendisini tebrik edip “oyumuz Sezer’e” demiş olduklarını gazete arşivlerinden hareketle hatırlatmasıysa iyi bir buluştu.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı