İdeolojiler değil insanlık öldü

07.09.2005 Vatan

Komünist sistemin çöküşünden sonra "İdeolojiler öldü", "Artık sağ-sol kalmadı" klişeleri egemen oldu, ülkemizde de benimsendi. Ama bu önermelerin kaynağı olan ABD'de insanlar hâlâ birbirlerini çok rahat ve yaygın bir şekilde "sağcı" ya da "solcu" olarak tanımlıyorlar. Çünkü kapitalizmin kalbi ve beyninde sınıf çatışması tüm şiddetiyle sürüyor.
Katrina Kasırgası ile buna bir kez daha tanık olduk. Amerikan medyası ilk günden itibaren kasırganın ekonomiye muhtemel etkilerini yorumlattı, yansıttı. Milyar dolarlar konuşulurken can kayıplarına bir türlü sıra gelmedi. Yardımların gecikmesi ve yetersizliği eleştiri konusu yapılmadan ısrarla yağma olaylarına vurgu yapıldı. Tam da burada, sınıf çatışmasının yanına mutlaka ırkçılığı veya daha hafif tabiriyle "ırk ayrımcılığı"nı da eklemeliyiz. Örneğin Amerikan Başkanı George W. Bush yine gecikmeli olarak felaket bölgesini gezdi. Washington Post ve New York Times'ın seçtiği karelerde onu hep beyaz vatandaşlarını teselli ederken gördük.
İşte iki fotoğraf karesi: 1) Bir siyah delikanlı, belini geçen suların içinde belli ki yiyecek ve içecek dolu poşetleri taşıyor. Amerikan AP ajansı bu gence "yağmacı" damgasını basmaktan çekinmiyor. 2) Fransız AFP ajansıysa yine sular içindeki beyaz bir çifti çekmiş. Onlar da meşrubat ve belli ki yiyecek dolu bir poşet taşıyorlar. Ama resimaltı farklı: "Yiyecek arayan felaketzedeler."
ABD 1992 Nisan sonundaki Los Angeles olaylarında direkten dönmüştü. Şimdi siyahlar kadar "Hispanik" olarak adlandırılan Latin Amerika kökenli göçmenler de patlamaya hazır bir bomba gibi. Özellikle güneydeki sınır eyaletlerinde "beyaz Amerikalılar"ın oluşturduğu, kaçak göçmenlere karşı gönüllü devriyeler ülkeyi yangın yerine çevirebilecek kıvılcımlar çakabilirler.

Komplo teorileri

Marmara Depremi'nden, Asya'daki tsunamiden Washington'u sorumlu tutanlar herhalde Kartina'ya da bir açıklama bulmuşlardır. Halbuki Katrina, tıpkı 11 Eylül 2001 terör saldırıları gibi, ABD'nin o kadar da güçlü olmadığını bizlere bir kez daha gösterdi.
Tıpkı doğa olayları gibi, geniş çaplı toplumsal hareketler de basit gerekçelerle, hele komplo teorileriyle açıklanamıyor. Bu bakımdan son günlerde Türkiye'de yaşanan kargaşayı "tahrik" olarak tanımlamak yetmiyor, işe yaramıyor. PKK çevresi bu faaliyetleri aylar, hatta yıllardır planlıyordu. Abdullah Öcalan İmralı'daki hücresinde şeklillendirdiği "sivil itaatsizlik" kampanyasını avukatları aracılığıyla örgüte dayatmıştı. Bunun bütün detaylarını, avukat görüşmelerinin yayınlandığı internet sitelerini takip edenler biliyordu.
Yani tıpkı Katrina gibi hiçbir şey sürpriz değil. Sürpriz olan devletin, tıpkı ABD'de olduğu gibi hazırlıksız yakalanmış olması. Yakın zamana kadar PKK'nın "sivil itaatsizlik" eylemleri önceden tespit edilir ve elebaşları daha eyleme geçmeden tutuklanırdı. Son günlerdeki etkili eylemlerin engellenememiş olması şaşırtıcı ve yadırgatıcı.
Marmara Depremi'nde iliklerimize kadar yaşadığımız o muazzam toplumsal seferberliğe burada bir nebze olsun tanık olamadık. Yani Katrina'da sadece Amerikan yönetimi değil, Amerikan toplumu da sınıfta kaldı. Bizde durum pekala farklı olabilir. Birilerinin çok hoşuna gidecek olan Türkiye'deki bir iç çatışmayı, ülkemizdeki sivil toplum dinamiklerinin mümkün kılmayacağını tahmin ve temenni edebiliriz.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı