Kendi teröristini kendin yarat

26.06.2006 Vatan

    ABD başta olmak üzere Batı ülkeleri, yeni 11 Eylüller yaşamamak için Müslüman kökenlilere vizeleri zorlaştırdı, ayrıca sınır kapılarında olağanüstü tedbirler aldı. En büyük kâbus "uyuyan hücreler"di. El Kaide'nin çok sayıda militanını Batı'ya yerleştirdiği, normal birer hayat süren bu militanların günü gelince çok kanlı eylemler düzenleyeceği paranoyası halen sürüyor. Örneğin "24" adlı tv dizisi geçen yıl, California'da "uyuyan" bir Türk ailenin terörist planlarını anlatıyordu.

11 Mart 2004'deki Madrid bombalamalarıyla işin seyri değişti. Çünkü militanlar yıllardır İspanya'da yaşayan Fas ve Tunus asıllı göçmenlerdi. Batı'da bunun üzerine, "ya sev ya terk et" politikaları iyice abartıldı, göçmenler canlarından bezdirildi. Örneğin çok kişi terör bahanesiyle sınır dışı edildi. 7 Temmuz 2005'deki Londra'da patlayan bombalarsa, eylemcilerin tümünün İngiltere vatandaşı olması nedeniyle "yerli" (İngilizce buna "homegrown", yani "evde yetişmiş" diyorlar) terörist olgusunu gündeme getirdi.

Batılı devletler yeni 7 Temmuzlar yaşamamak için ne yapacaklarını iyice şaşırmış durumdalar. Genellikle aynı mahallelerde yaşayan, aynı camilere giden göçmenlerle Batı ülkeleri vatandaşlarını ayırt etmekte epey zorlanıyorlar. Sonuçta göçmen olsun, vatandaş olsun tüm Müslümanlar için şu formül geçerli oluyor: "Her Müslüman dindar; her dindar İslamcı; her İslamcı radikal; her radikal terörist olabilir."

Av sürüyor

Batı dünyasının dört bir köşesinde üst-üste "yerli terörist" avları düzenleniyor. Örneğin geçen yıl Kasım ayında Avustralya'nın Melbourne ve Sydney şehirlerinde 17 kişi tutuklandı. Bunların hemen hepsi bu ülke vatandaşı genç Müslümanlardı. Bu Haziran başında Kanada'da, beşi 18 yaş altında 17 Kanada vatandaşı Müslüman tutuklandı.

Benzer operasyonlarla değişik Avrupa ülkelerinde de karşılaşıyoruz. Batılı güvenlik birimleri, çok geniş bir kamuoyu desteğine sahipler. Ayrıca temel hak ve özgürlükleri iyice kısıtlayan yasal düzenlemeler sayesinde iyice hoyrat davranıyorlar. Örneğin 2 Haziran günü sabah 4'te 250 polis Londra banliyösünde bir eve baskın yaptı ve Bangladeş asıllı iki kardeşi, üstelik birini yaralayarak, yakaladı, fakat ikisi de kısa sürede serbest bırakıldı. Buna rağmen Başbakan Tony Blair "polis yüzde 101 haklı" diyebildi.

Miami skandalı

Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI) Miami'de yaptığı son operasyon, "yerli terörist" avında en son ve en çarpıcı skandallardan biri olmaya aday. Beşi Amerikan vatandaşı, ikisi Haitili yedi gencin ABD'nin en büyük binası olan Chicago'daki Sears Gökdeleni'ne saldırı yapacakları iddia ediliyor. Olayın aslı şu: Narseal Batiste, etrafında topladığı kendisi gibi yoksul siyah gençlere İslam ile Hıristiyanlık kırması bir inanç aşılıyor. Uzakdoğu sporları çalışan bu gençler ABD'ye öfkeliler. Ve bir gün aralarına bir FBI ajanı sızıyor. Onun temin ettiği postalları giyiyor, onun verdiği kamerayla resmi binaları kaydediyor ve yine onun vereceği silah ve patlayıcılarla eylem yapma hayali kuruyorlar.

Adalet Bakanı Alberto Gonzales, "Amacımız her türlü terör planını başlangıç anında bertaraf etmek ve böylece diğerlerini caydırmak" diyor. Ama bu türden "tuzak" operasyonların daha ciddi terörist eylem hazırlıklarını engellemede ne derece etkili olacağı şüpheli. Hele bu yolla birilerini caydıracaklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlar demektir. Birçok Müslüman bu operasyonların ardında artniyet olduğunu düşünüyor ve Batılı devletlere karşı daha fazla kin ve nefret duyuyor.

Kısacası, Batı bu kafayla bu hayati sorunun üstesinden asla gelemez.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı