Kerkük’e girmişken bari Bağdat’ı da alın

11.01.2007 Vatan

    Dünyanın çatışmalı bölgeleri hakkında tarafsız çalışmalar yapan Uluslararası Kriz Grubu uzun zamandır Kerkük’teki gelişmeleri yakından takibe alıyor ve gerek Irak’taki grupları, gerekse Amerikan yönetimini bu kentte bir oldubittiye izin vermemesi için uyarıyor. Partilerüstü Irak Çalışma Grubu da raporunda da Kerkük’ten “patlamaya hazır” bir sorun olarak söz etti ve 2007 bitene kadar yapılması gereken, Kerkük’ün geleceğini belirleyecek referandumun ertelenmesini önerdi. Ancak Bush yönetimi ve Irak hükümeti geri adım atmayınca Kerkük konusu Türkiye’nin gündemine tamamıyla yerleşti.

Artık Türkiye’de Irak denilince akla ilk olarak PKK, ardından Kerkük ile Türkmenler ve nihayet Sünni Araplar geliyor. Ne var ki ortada çok sorunlu bir durum var: Ankara Kerkük hassasiyetine hep Irak’ın toprak bütünlüğü kaygısını gerekçe gösterdi ve Kerkük referandumunun buna zarar vereceğini savundu. Fakat Saddam’ın asılmasıyla birlikte Irak’ın tek parça halinde kalmasının mümkün olmadığı iyice netleşince Türkiye’nin kendine yeni bir dayanak bulması zorlaştı. İşte bu sıkıntılı durumdan hareketle bazıları, “Nasılsa Irak bölünüyor, Kerkük’ü niye Kürtlere bırakalım, biz alalım” deyip “Kim ne karışacak ki!” diye meydan okumaya başladılar.

Dünya ayağa kalkar

Tabii ki öncelikle Irak Kürtlerinin hamisi ABD karışacak. Ankara’nın Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı operasyon yapmasına bile onay vermeyen Bush yönetiminin Türk ordusunun Kerkük’e yürümesine itiraz etmeyeceği düşünebilir mi? İki ülkenin Kerkük yüzünden çatışması gibi bir kâbus senaryosunu bir kenara bırakalım, sırf Vatan Gazetesi’nde Necati Doğru’nun günlerdir F-16’lar üzerine yazdıklarını okuyanlar bile, ABD’nin olumsuz bir tutum takınması durumunda Türkiye’nin savaş kabiliyetini ne ölçüde yitireceğinin herhalde farkındadırlar.

Ardından kuşkusuz AB devreye girecektir. Kerkük yoluna koyulacak ilk Türk birliğiyle birlikte yılların Avrupa rüyasının da sona ereceği aşikârdır. AB’nin muhtemel yaptırımları da cabası. Rusya, Çin, hatta İsrail gibi güçlerin de, Ortadoğu’yu iyice altüst edecek böylesi bir adıma karşı çıkmaları kuvvetle muhtemeldir. Bunun anlamı BM Güvenlik Konseyi’nden hızla aleyhte bir karar çıkmasıdır.

Kürtleri yabana atmayın

Türkmenler dışında Irak’taki hiçbir gücün de böyle bir niyete onay vermesi beklenemez. Öncelikle Kürtler, ardından Şii-Sünni fark etmez Araplardan çok ciddi bir direniş gelmesi kaçınılmazdır. Kimse Irak Kürtlerini küçümsemeye kalkmasın. Yıllarca Baas rejimine karşı mücadele ettiler. Ardından Birinci Körfez Savaşı’yla birlikte adım adım devletlerini örgütlediler. Nihayet Irak’ın işgaliyle birlikte, Şii ve Sünnilerin birbirlerini tükettiği iç savaşı uzaktan izleyip iyice güçlendiler. Düne kadar alay konusu edilen Peşmergeler, sayıları katlanmış, iyi eğitilmiş ve donatılmış düzenli bir orduya dönüştü. Gerek PKK’nın, gerekse Kuzey Irak’ta üslenen diğer PKK artıklarının böylesi bir çatışma durumunda kimlerle birlikte hareket edeceği de ortadadır.

İran, Suudi Arabistan, Mısır gibi bölge ülkelerinin de Türkiye’nin Kerkük’ü ilhakına ve böylece ekonomik ve siyasi açıdan iyice güçlenmesine, bölgenin süper gücü olmasına razı olmasıysa herhalde hayal bile edilemez.

Kuyuya atılan taşı çıkartmak için daha fazla çabaya gerek yok. “Kerkük’e girelim” diyenlere aslında söylenecek tek şey var: Bari Bağdat’ı da alın, hatta oldu olacak Basra’ya da uzanın.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı