MHP barajın altında kalır mı?

28.01.2011 Vatan

Başlığa çıkartmış olmama aldanmayın, MHP’nin önümüzdeki genel seçimlerde yüzde 10 barajına takılıp takılmayacağını çok fazla merak etmiyorum. Çünkü böyle bir ihtimali son derece düşük görüyorum. Ama benim kişisel görüşüm, son günlerdeki siyasi tartışmaların dönüp dolaşıp bu soruda odaklandığı ve seçimlere kadar da büyük ölçüde böyle olacağı gerçeğini değiştirmiyor.

Bu sorunun kaynağında iktidar partisinin bulunduğu muhakkak. Zira AKP çok basit ve anlaşılabilir bir nedenle önümüzdeki seçimlerde stratejilerini MHP’yi barajın altına çekme hedefi üzerine inşa etmiş durumda. AKP’liler şöyle bir mantık yürütüyorlar: “Eğer MHP barajın altında kalırsa, bu partinin 2007’de milletvekili çıkartmış olduğu İç ve Doğu Anadolu’da, hatta Karadeniz’de, buralarda CHP
fazla etkili olamadığı için, en fazla, hatta tek kârlı çıkan biz oluruz. Bu da bizim, anayasayı tek başımıza değiştirmeye yetecek 367 milletvekili kazanmamızı sağlayabilir.”

Burada bir parantez açıp, AKP’nin 367 milletvekili hedefine ulaşabilmek için, bağımsız adaylarla seçime girmesine kesin gözüyle bakılan BDP’nin Güneydoğu’dan ve Adana, Mersin, İstanbul gibi büyük illerden olabildiğince az milletvekili çıkarması için de çaba göstereceğini vurgulamalıyız. Çünkü daha önceki deneyimlerden çok
iyi biliyoruz ki, Kürt kökenli seçmenler BDP ve AKP dışında partilere pek yönelmiyorlar.

Asıl soru

Tekrar MHP’ye dönecek olursak: Önümüzdeki seçimlerin
ana sorusunun aslında şu olduğunu, daha doğrusu olması gerektiğini düşünüyorum: “MHP’siz bir Meclis Türkiye için iyi mi olur, kötü mü?” Daha da açarsak: BDP’nin, 2007’de olduğu gibi, en azından grup kuracak kadar milletvekiliyle yer alacağı bir TBMM’de MHP’nin sözcülüğünü yaptığı hassasiyetleri kim temsil edecektir? TBMM’deki AKP grubu içinde yer alması muhtemel olan, “ülkücü” kimliklerinin önüne “eski” veya “bağımsız” sıfatları eklenmiş bazı şahsiyetler bu boşluğu doldurabilir mi? Hiç sanmıyorum.

O zaman şu hayati soru önümüzde duracaktır: MHP ve ülkücü hareketin varlığını “sokak”ta sürdürmek durumunda kaldığı bir Türkiye’de,
yeni, sivil bir anayasa nasıl yapılır ve daha önemlisi Kürt sorunu nasıl çözülebilir? Birbirlerini beslediğini çok iyi bildiğimiz Türk ve Kürt milliyetçilikleri arasında sağlam bir denge tutturamayan ve bunu cumhuriyet ve demokrasinin kalbi TBMM’ye taşıyamayan Türkiye’de istikrar ve barış nasıl mümkün olabilir?

Yeni gerginliklerin eşiğinde

Başlığından itibaren, büyük ölçüde soru cümleleriyle dolu bir yazı kaleme aldığımın farkındayım. Bence bunun hiçbir sakıncası yok. Çünkü son derece hassas bir konuyu tartışıyoruz ve sorularımızın sayısının cevaplarımızdan fazla olması bu tartışmanın verimli gelişmesinin temel şartı gibi gözüküyor.

MHP’nin yüzde 10’un altına düşmesine pek ihtimal vermediğimi söylediğimden hareket edip “O zaman sorun nerede?” diye soranlar çıkacaktır. Bu soruyu şöyle yanıtlayabilirim: AKP’nin ve Başbakan Erdoğan’ın MHP’yi barajın altına çekme gayretleri bu partiyi daha da hırçınlaştırabilir ve seçim kampanyasının beklenmedik ve istenmeyen bir şekilde gergin geçmesine neden olabilir. Ve bu gerginliğin ardından oluşacak yeni TBMM (içinde ister MHP’liler de olsun, ister olmasın) ülkenin en ciddi sorunlarının çözümü için, mesela yeni, sivil bir anayasa yapmak için birlikte hareket etme şansına kolay kolay sahip olamaz.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı