MHP cephesinde yeni bir şey yok

08.11.2009 Vatan

MHP, 9. Olağan Kongresi’ne yine “olağan” bir şekilde giriyor. Yani Genel Başkan Devlet Bahçeli yeniden aday oluyor, karşısına Hakkı Şafak Ses ve Ahmet Reyiz Yılmaz rakip olarak çıkıyor ve seçilme şanslarının hiç olmadığını kestirmenin güç olmadığı bu iki ismin kongre salonuna girip giremeyecekleri bile meçhul. Zira Bahçeli ve onu destekleyen parti teşkilatının ezici bir çoğunluğuyla, yine onun denetimindeki Ülkü Ocakları, daha önceki kongrelerde de sık sık yaşandığı gibi diğer genel başkan adaylarının ülkücülüğünü, “dava” ya bağlılığını sorgulama hakkına sahip olduklarını düşünüyorlar. Yine daha önce defalarca tanık olduğumuz gibi, adayların şu ya da bu (iç ya da dış veya ikisi birden) odaklarla ilişki içinde oldukları yolunda söylentiler çıkarılıyor. Yalnız bu sefer belirgin bir fark var gibi: Daha önceki kongrelerde, bazı adayların (aslında çoğu aday bile olamadıkları için “aday adayları” demek daha doğru olur) karanlık ilişkileri olduğuna inanılır ve MHP’nin “derin devlet” in partisi olmasına izin verilmeyeceği söylenirdi. Kendisini “Kemalist bozkurt” olarak tanıtan Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Genel Başkanı Taner Ünal’ın 2003’te genel başkan adayı olmak isteyip ülkücü gençlerce engellenmiş olduğunu ve sonradan Ergenekon kapsamında tutuklanmış olduğunu hatırlarsak bu kaygılar pek de asılsız değildi. Ne var ki Bahçeli’nin kendisi ve yakın çevresi, partilerine “sızma”, daha doğrusu onu “ele geçirme” hesaplarının AKP tarafından yapıldığını ima ediyorlar ki bu kanıtlanması hayli zor bir iddia.

Sonuçta bugün yine “olaylı” bir MHP kongresi yaşayacağa benziyoruz. Bu türden gerilimlerin, bu partinin zaten sorunlu olan imajını iyice zedelediği ortadadır. Ancak olaya bir de şu açıdan bakmak isabetli olacaktır: En azından MHP’de birileri genel başkan adaylığına “aday adayı” olabiliyorlar, fakat örneğin AKP’de Erdoğan’ın karşısına kimse çıkmaya yeltenmiyor bile.

Ülkenin bekası

MHP’nin kongre sloganı “Var ol Türkiye”. İlk bakışta MHP için çok normal bir slogan olarak gözükebilir fakat yakın bir zamana kadar temel stratejisini “devletin bekası” , yani varkalması perspektifinde inşa etmiş olan bir siyasi hareketin bunun yerine “ülkenin bekası”nı koymuş olması küçümsenmeyecek bir gelişmedir.

Dolayısıyla MHP’nin bugünkü kongresine hükümetin “Kürt açılımı”nın damga vurması kaçınılmaz bir şey. Zira MHP bu açılımın ülkenin varlığına yönelik bir proje olduğuna inanıyor ve kamuoyunu da buna ikna etmeye çalışıyor. Nitekim Bahçeli daha açılımın telaffuz edildiği andan itibaren buna çok net bir şekilde karşı çıktı ve dilini her geçen gün daha da sertleştirdi. Dolayısıyla bugünkü kongre konuşmasının ağırlığının yine açılım olması ve şu ana kadar geliştirdiği tepki, itiraz, eleştiri ve tehditlerin karmasından alabildiğine sert ve uzlaşmaz bir tavır geliştireceğini tahmin edebiliriz.

MHP’nin açılım konusuna bu kadar ağırlık vermelerinin bir diğer nedeni de hiç kuşkusuz bu yolla daha önce AKP’ye oy vermiş seçmenlerin bir bölümünü bu şekilde kazanma hesabı yapmaları. Ancak bu hesabın tutmasının, açılımın başarısız olmasıyla mümkün olabileceğini unutmamak gerek. İlk ülkeye dönüşlerde yaşanan sorunlar nedeniyle açılım şimdilik aksamış görünse de hükümetin elindeki kozları henüz masaya sürmemiş olduğu düşünülürse MHP ve onunkine benzer stratejiler geliştirenlerin hesap hatası yapmış olma ihtimalleri de ortaya çıkıyor.

Dolayısıyla bugünkü MHP Kongresi’nden bir kez daha genel başkan olarak çıkmasına kesin gözüyle baktığımız Devlet Bahçeli ve kurmaylarının, bunun vereceği moralle Salı ve Perşembe günleri TBMM’de nasıl bir performans sergileyecekleri daha fazla önem taşıyor.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı