MHP’nin kaçırdığı fırsatlar

28.09.2008 Vatan

Seçimlerden bir hafta sonra kaleme aldığım bir yazıda MHP’nin önünde beş fırsat bulunduğunu ve MHP’nin, eğer bunları iyi değerlendirebilirse, hem dağılan merkez sağdan, hem AKP’ye oy verdiklerine pişman olacaklardan, hem de CHP defterini tamamen kapayacak eski solculardan yönelişlerle bir sonraki seçimlere çok daha güçlü girebileceğini ileri sürmüştüm. Yazımı “aksi takdirde yine bu partinin yüzde 10’u aşıp aşamayacağını tartışır oluruz” diye bitirmiştim.

Bir yıldan fazla zaman geçti ve yerel seçimlere çok az kaldı. Artık MHP üzerine bütünlüklü bir değerlendirme yapmanın zamanıdır. Bu süreçte olabildiğince yakından izlemeye çalıştığım MHP’nin önündeki fırsatlardan istifade etmediğini veya kimi durumda edemediğini gözledim. Bunun sonucunda “siyasi bir çekim merkezi” olamadı. Öte yandan MHP’nin kendisine oy vermiş kitlelerde mutlak bir hayal kırıklığı yarattığını da söyleyemeyiz. Dolayısıyla MHP’nin seçimden bu yana performansını kısaca “yerinde saymak” olarak tanımlayabiliriz.

Geçmişin gölgesi

Halbuki seçimlerin hemen ardından MHP parlak bir başlangıç yapmıştı. Bahçeli, CHP’yi laiklik ekseninde gerilim tırmandırma stratejisinde yalnız bırakacağını net bir şekilde ilan etmişti. Buna bağlı olarak MHP 367 oyununa gelmeyip Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkmasına zemin hazırladı. Daha sonra da Erdoğan’a üniversitelerdeki başörtüsü yasağını kaldırması için destek vererek AKP’nin muhafazakâr kitleler üzerindekini tekel ve ipoteğini kırma yolunda ciddi bir adım attı. Bu arada TBMM’nin ilk gününde Bahçeli DTP’lilerin uzattığı eli sıkarak ezberleri bozmuştu. Fakat MHP bütün sözünü ettiğimiz ve benzeri adımların ne devamını getirebildi, ne de bu adımlarla bağlantılı bir şekilde patlak veren siyasi krizlerde belirleyici bir rol oynayabildi hatta etkili bile olduğunu söyleyemeyiz.

Neden böyle oldu? Öncelikle şunu hatırlayalım: MHP, CHP’den çok önce AKP’nin yumuşak karnının “yolsuzluk” olduğunu saptamıştı. Bahçeli seçim kampanyasında terörden sonra en çok yolsuzluk konusunu işlemişti ve Meclis açıldıktan sonra da aynı şekilde yoluna devam etti. Ne var ki, bürokrasi içinde hâlâ çok güçlü bağları olan MHP’liler her nasılsa AKP aleyhine yolsuzluk dosyaları çıkaramadılar. Öte yandan bazı MHP’li bakanlar hakkında gündeme getirilmiş olan yolsuzluk iddiaları ve süren davalar bu partinin elini kolunu bağlıyordu. Kısacası MHP’nin en büyük handikapı, DSP ve ANAP ile yaptığı koalisyonun travmasını hâlâ atlatamamış olmasıydı.

İkinci olarak, Erdoğan ile Baykal’ın siyasi gündemi birbirleriyle didişerek işgal etmelerine son verecek açılımları bir türlü gerçekleştiremeyen MHP sürekli olarak AKP ile CHP’nin arasında kaldı.

Üçüncü olarak, MHP’nin enerji ve dikkatinin büyük bölümünü “devlet partisi”, hatta “derin devletin siyasi kolu” imajından kurtulmak için harcadığını belirtmeliyiz. Bu yıpratıcı çaba sayesinde MHP son dönemdeki siyasi cinayetlerle ve daha önemlisi Ergenekon soruşturmasıyla ilintilendirilmekten büyük ölçüde kurtuldu ancak bu belaları başından savmakla uğraşırken asıl fonksiyonunu tam olarak yerine getiremedi. Benzer bir şekilde ülkücü gençliğin sokağa çekilmesi ihtimali Bahçeli başta olmak üzere MHP yöneticilerini hayli meşgul etti ve zorlanarak da olsa bu tehlikeyi bertaraf ettiler.

CHP’nin dönüşü

Artık CHP, Kemal Kılıçdaroğlu gibi bir joker sayesinde etkili bir muhalefet stratejisi izliyor. Bu sayede seçimden sonra MHP’ye devretmiş olduğu “ana muhalefet” misyonunu geri almışa benziyor. MHP bugüne kadar AKP ile CHP’nin birbirlerini yıpratmasından istifade edemedi, bundan sonra edebileceğe de benzemiyor. Dolayısıyla yerel seçimlerde sıçrama yapabilmesi için kendine yepyeni alanlar açabilmesi, yeni projeler geliştirmesi ve bünyesine yeni isimler katabilmesi gerekiyor?

Dünün fırsatlarını şu ya da bu nedenle kaçırmış olan MHP’nin yarın değerlendirebileceği pek fırsat gözükmüyor veya var da ben görmüyorum, göremiyorum.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı