Maliki, PKK’yı temizleyebilir mi?
07.08.2007 Vatan
22 Temmuz seçimlerinin ardından Ankara’yı ziyaret eden ilk yabancı liderin Irak Başbakanı Nuri el Maliki olmasının sembolik anlamı çok yüksek. Ama bu bir günlük ziyaretten, Kuzey Irak’taki PKK varlığı konusunda çok fazla şey beklemek de gerçekçi olmaz. Kaldı ki, Maliki’nin PKK konusunda çok açık ve net, bağlayıcı açıklamalar yaptığını, hatta Ankara’da bazı anlaşmalara imza attığını varsaysak bile bunları nasıl ve kiminle hayata geçireceği şüpheli. Çünkü yeniden inşa sürecinde başarısız bir şekilde yol alan işgal altındaki Irak’ta bir dizi farklı iktidar odağı var. Başbakanların yetki ve etkisiyse hayli sınırlı. Maliki gibi Dava Partisi’nden olan bir önceki başbakan İbrahim Caferi bütün siyasi birikimine rağmen bu koltukta bir yıldan biraz fazla kalabilmişti. 20 Mayıs 2006’da görevi ondan devralan Maliki ise sürekli devrilme kaygısıyla hareket ettiği için bugüne kadar çok parlak bir performans sergileyemedi.
Üstelik Maliki Türkiye’yi tam da çok zayıf olduğu bir dönemde ziyaret ediyor. Öncelikle Başbakan Yardımcısı Selam el Zubayi öncülüğünde altı Sünni bakan görevlerinden istifa etti, ancak Maliki bu kararı uygun bulmadı.
İkinci olarak, Maliki’nin ABD ile arası giderek bozuluyor. Krizin altında, Irak’taki Amerikan kuvvetlerinin başı General David Petraeus’un, El Kaide’ye karşı Sünni direnişçileri silahlandırma stratejisi yatıyor. Özellikle Mukteda el Sadr’a bağlı Şii gruplar, “o zaman biz de kendi milislerimizi silahlandırırız” diye isyan ediyor, kendisi de Şii olan Maliki de benzer açıklamalar yapıyor. Maliki’nin Şiiler arasındaki otoritesi de tehdit altında.
Son olarak, Maliki, ABD’liler ve Suudi Arabistan, Mısır gibi bölge güçlerini tedirgin etmemek için sırtını tam olarak İran’a dayayamıyor. Zaten Tahran rejimi de Maliki’den çok rakip Şii partisi Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi’ni ve hatta Mukteda Sadr’ı destekliyor.
İkili temaslarda Maliki’nin önüne esas olarak PKK konusu konulacak. Referandum için gerekli olan asgari şartların öngörülen tarihe kadar tamamlanamaması nedeniyle Kerkük konusu aciliyetini kaybettiği için ikinci planda kalacağa benziyor. Maliki’nin de Sünnilerin hükümete girmesinde epey etkili olmuş olan Ankara’nın, bu sefer istifaların geri alınması için yardımcı olmasını; hatta bugüne kadar dışarıda kalmış grupların da sürece katılmasını istemesi bekleniyor. Ancak Türkiye, Sünnilerin ayrılma gerekçelerinde büyük ölçüde haklı olduklarına inanıyor ve bu nedenle Maliki’den onları tatmin edecek adımlar atması istenecek.
Maliki Ankara’dan Tahran’a gidecek. Bu da “Türkiye’yi ziyaretini affettirmek için mi gidiyor?” sorularına yol açmış durumda. Hükümete yakın kaynak “Tam tersi” diye cevap veriyor: “Uzun zamandır İran’a gitmiyordu. Sadece İran’a gidiyor gözükmemek için bize de geldiğini söylemek daha doğru olur.”
|