Müşerref istifa etmeyebilir miydi?

19.08.2008 Vatan

Son ana kadar Müşerref’in istifa etmeyeceği ve elindeki son kozları oynamaya çalışacağı düşünülüyordu. Fakat Pakistan kamuoyunun desteğini kaybetmesine paralel olarak ABD, İngiltere ve Suudi Arabistan gibi en önde gelen dış destekçilerinin de eskisi kadar arkasında olmadığını fark etti. Öte yandan Genelkurmay Başkanlığı’nı bırakmasından sonra ordu üzerindeki egemenliğini de büyük ölçüde yitirmiş durumda. Kaldı ki direnmeyi seçmiş olsaydı bile iktidarını çok uzun bir süre koruması kesinlikle imkansızdı. Bu süreçte ülke daha beter bir istikrarsızlığa sürüklenebilir ve Müşerref arkasına bakmadan kaçmak zorunda kalabilirdi.

Pakistan’ı terk edecek mi?

İlk işaretlere göre Müşerref’in ülkesini terk etmeye hiç niyeti yok gibi. Ancak çok geçmeden, daha önceki çok sayıdaki Pakistanlı siyasi lider gibi -ki bir kısmını bizzat o sürgüne yollamıştı- ister gönüllü, ister gönülsüz bir şekilde sürgüne gideceğini öngörebiliriz. Bunun birinci nedeni hiç kuşkusuz iç siyasi dengeler. Müşerref’in istifasından bir süre sonra koalisyon partilerinin birbirlerine düşmesi ve Pakistan’ın yeniden siyasi istikrarsızlığa sürüklenmesi olasılığı çok yüksek olduğu için, hiçbir siyasi parti ve lider, onun ayak altında durup daha da istikrarsızlaştırıcı bir öğe olmasını istemeyecektir. İkinci noktaysa hiç tartışmasız can güvenliği. Çok sayıda suikast girişimini atlatmış olan Müşerref’in istifadan sonra bugünkü gibi olağanüstü yöntemlerle korunması söz konusu olmayacaktır. Özellikle İslamcı militanların onu öldürmek için birbirleriyle yarışacaklarını ve Benazir Butto’nun ölümünden bir şekilde onu sorumlu tutan iktidar partilerinin de kendisini korumaya fazla hevesli olmayacaklarını kestirebiliriz.

Türkiye’ye gelebilir mi?

Müşerref eğer sürgüne giderse Türkiye kesinlikle seçenekler içinde yer alacaktır. ABD ve İngiltere gibi Batılı ülkelerin onu kabul etmeye pek yanaşmayacaklarını anlıyoruz. Geriye Suudi Arabistan ve Türkiye gibi ülkeler kalıyor. Müşerref (ve ailesi) böylesi bir durumda daha modern, Batılı ve gerçekten çok sevdikleri Türkiye’yi tercih edeceklerdir. Henüz böyle bir başvuru olmamakla birlikte Pakistan ve Batı basınında Türkiye’nin adı sıklıkla geçiyor. Müşerref’in böylesi bir talepte bulunması durumunda Ankara’nın onu geri çevirmesi kesinlikle söz konusu olmayacaktır.

Pakistan’ı nasıl gelecek bekliyor?

Benazir Butto’nun katledilmesi ciddi bir dönüm noktasıydı ama Pakistan demokrasisi bu badireden şaşırtıcı bir şekilde güçlenerek çıktı. En azından Müşerref istifaya mecbur kaldı. Bundan sonrasıysa iyice belirsiz çünkü bu devasa ülke çok çetrefil ve içiçe geçmiş bir dizi sorunla boğuşuyor. Bunların bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

1) Muazzam bir gelir eşitsizliği ve buna bağlı olarak yoksulluk, mahrumiyet ve her türden geri kalmışlık

2) Bir zamanlar Afganistan’a ihraç edilen Taliban’ın bir bumerang gibi gelip Pakistan’ı vurması ülkede Taliban anlayışının hızla yaygınlaşması

3) Buna paralel olarak kırsal alanlardan büyük kentlere taşınan ve giderek tırmanan terör eylemleri

4) Bitmek bilmeyen mezhep savaşları

5) Afganistan ile yaşanan ihtilaflar

6) Hindistan’la süren başta Keşmir olmak üzere anlaşmazlıklar ve nükleer gerilim.

Mevcut siyasi parti ve liderlerin hiçbiri bu sorunları çözme konusunda tam olarak güven vermiyor. Bu nedenle devlet başkanının alabildiğine artırılan yetkilerinin azaltılıp Meclis ve hükümetin güçlendirilmesi ordu ve istihbarat servislerinin siyasete müdahaleden veazgeçmeleri Müşerref’in yerine partilerüstü bir ismin bulunup seçilmesi siyasi partilerin geniş bir toplumsal mutabakat zemininde buluşmaları gibi kritik adımlar gerekiyor.

Özetle Müşerref’in istifası hayırlı oldu ancak Pakistan’ın işi yine de çok zor.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı