Ruşen ÇakırRuşen Çakır Resmi web sitesi
Facebook Paylaş
Nereye Gitti Bu Ülkücüler? 9
21.07.2003 Vatan


ATP ESKİ GENEL BAŞKANI TUĞRUL TÜRKEŞ "ATP olarak 3 Kasım’da yenilmedik" 1997’deki olaylı kongreden sonra MHP’den ayrılıp ATP’yi kuran Tuğrul Türkeş, genel başkanlığı Prof. Ahmet Bican Ercilasun’a devredip bir grup arkadaşıyla DYP listelerinden seçime girdi. Seçimden sonra ATP’ye dönmeyen Türkeş, siyasete ara vermiş gözükse de ülkücü hareketteki gelişmeleri yakından takip ediyor: 3 Kasım’da sadece MHP değil tüm ülkücüler yenildi. Neden? Türkeş: Biz yenilmedik. DYP seçim öncesi kamuoyu yoklamalarında yüzde 7 görünüyordu, ama seçimde yüzde 9.35 oy aldı. Buradaki artı 2.5’i ATP katılımının katkısı olarak tarif etmemiz mümkün. Mehmet Ali Bayar zaten DYP ailesinden olduğu için, onun ekstra bir katkısı olduğunu sanmıyorum. MHP’nin 1999 seçim başarısını neye bağlamıştınız? Türkeş: Ne zamandır Türk halkı, bir zamanların güçlü, karizmatik liderleri yerine, kendine daha yakın hissettiği genel başkanlara yöneliyor. Bu nedenle 1997’de Alpaslan Türkeş’in vefatının ardından MHP camiası, toplumdaki bu genel eğilimin bir uzantısı olarak, kendilerine özdeş buldukları bir genel başkan seçtiler. Sayın Bahçeli’nin bir acemilik dönemi oldu; çok da normaldi bu. 30 yıllık bir liderin ardından hangi lider gelse bir acemilik, onun tabanında bir tatminsizlik olurdu. Ama Türkeş’in ölümü toplumu silkeledi. Bu da 1999 seçimlerine olumlu bir şekilde yansıdı. Türkeş’in sağlığında da bu dalganın geldiğini görüyorduk. Ve bu dalga MHP’yi iktidara taşıdı. Peki 3 Kasım’da neden kaybetti? Türkeş: MHP’nin iktidarda belli ölçülerde yanlışı olmuştur, kendini anlatamamıştır, o ayrı ama önemli olan bu yüzde 18’lik seçmen kitlesini tatmin edecek hiçbir şey yapılmamıştır. Bunun altında otuz yıllık bir emek, birikim ve fikri altyapı var. Bu fikri altyapının güncellenmesi gerektiği ortadayken taş üstüne taş konmamıştır. Türkeş öldükten sonra o çalkantılı dönemi aşabilmek için Atilla Kaya’yı Ülkü Ocakları başkanlığına ben getirdim. Bahçeli yaşı kırkı aşan Kaya’nın yerine bir Ülkü Ocağı başkanı bile atamadı. Bu garip değil mi? Ülkücülüğün güncellenmesi konusunda ne diyorsunuz? Türkeş: Bilgi çağı bütün yaşama standartlarını değiştirdi. Bundan siyasetin etkilenmesi de kaçınılmaz. Milletler realitesi değişmez ama bunun yeniden bir tarifi gerekir. Türkiye’de etnisiteleri öne çıkartan mikro milliyetçiliklerden bahsetmiyorum. Türkeş zamanında ülkücü hareket üniversitelerden çok iyi besleniyordu, artık o da yok. Bir ikinci Erol Güngör’ü, İbrahim Kafesoğlu’nu göremiyorsunuz. Nihal Atsız’la başlayıp Türkeş’le aralanan bu sürecin bir devamı yok. İşi basitleştirmeyelim: Entelektüel seviyede sorun var bir kere. Entelektüel seviyede bir birikim yok ki! MHP kongresi krize çare olamaz mı? Türkeş: Yeni biri gelse ne olacak? Söz konusu adayların: 1) Türk milliyetçiliğiyle, 2) Türk milletiyle, 3) tarih, coğrafya, jeostratejiyle, 4) yarının Türkiyesi ile ilgili bir fikri var mı? Hepsi bir yana, bilgi teknolojisiyle ilgili bir fikri var mı? Şu bilgisayara, korkmadan elini şöyle vurabilecek bir babayiğit var mı? Neticede bir siyasi hareketin yeni önderinden bahsediyoruz. Burada herhangi bir kişiyi örtülü olarak hedef alıyor değilim. “Artık bilgisayar özürlü siyasi parti başkanı olamaz” diyorsunuz... Türkeş: Olmamalı. Tabii ben bunu söyleyince birileri hemen bilgisayar başında resim çektiriyor, ama yetmez. DOÇ. ÖZCAN YENİÇERİ "MHP’ye içerde ve dışarda komplo kuruldu" Ülkücü hareketin önde gelen aydınlarından, Niğde Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Özcan Yeniçeri, “3 Kasım sonuçları Türk milliyetçiliğinin, özel olarak da ülkücü hareketin yenilgisi anlamına mı geliyor?” şeklindeki sorumuzu şöyle yanıtladı: “12 Eylül’ün 19 yıllık öfkesi 1999 seçimlerinde MHP’nin yüzde 18 oy almasında ve büyük beklentiler üretilmesine neden olmuştu. Bugün tek başına iktidar olan AKP’den gerçekleşmesi talep edilmeyen hususlar MHP’nin üçte birlik ortaklığından talep edilmiştir. MHP’ye ‘Apo’yu niye asmadın!’ diyenler bugün Apo’yu ipin uçundan almış, AB uyum yasaları ile siyasete taşımanın yollarını aramaktadırlar. Hükümet Mehmetçik katillerine af çıkaracak yasa hazırlamaktadır. Hatta ‘türban’ konusunda yeri göğü titretenler şimdi TBMM’de ‘türban’ı bir kenara bırakmış sayısı belirsiz ‘uyum yasaları’ ile uğraşmaktadırlar. MHP’ye karşı Almanya’daki toplantılarla başlatılan bir dizi komplo devreye sokuldu. İçeriden TUSİAD ve büyük sermaye, dışarıdan çokuluslu şirketler, AB ve ABD Türkiye’deki milliyetçi hareketi ezmek için elinden geleni yapmışlardır. 57. hükümetin hemen ardından ABD’nin Irak’ta, AB’nin Kıbrıs’ta devreye eşzamanlı girmesi de raslantı değildir. Sonuçta AKP iktidarı ile Türkiye’nin ‘Kerkük/Musul’da, Denktaş’ın Kıbrıs’ta eli-kolu bağlanmış oldu. Milliyetçiler ve ülkücüler MHP’nin iktidarda etkin olamamasına ya da şu veya bu uygulamalarına kırgın ve küskün olsalar da yerli yerinde duruyorlar. Milliyetçilik bayrağı da dalgalanmak için fırsat bekliyor. 3 Kasım bir ikazdır. Hiçbir seçim Türk milliyetçiliğini ya da ülkücülüğü yenemez. Türk milleti var olduğu sürece Türk milliyetçiliği de yükselen değer olmaya devam edecektir. MHP 1999 seçimlerinde şaşırtmıştı, 2002 seçimlerinde de şaşırttı, öyle görünüyor ki önümüzdeki seçimlerde de şaşırtmaya devam edecektir. Yeter ki milliyetçi siyasetçiler Türk milliyetçiliğinin gereklerini göre davransınlar.” ORHAN BIÇAKÇIOĞLU’NDAN SERT SÖZLER: "Bahçeli 9 Işık'ın tüm ışıklarını kararttı" MHP’nin sert ve medyatik isimlerinden, eski Trabzon Milletvekili Orhan Bıçakçıoğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin en keskin muhalifleri arasına katıldı. İşte Bıçakçıoğlu’nun sözleri: “Bırakmaya niyeti ve kararı olan 3 Kasım gecesi bırakır ve kendisini 5 Kasım 2000’de seçmiş olan delegasyonla kongreye giderdi. MHP siyaset sahnesinde varolduğu günden bu yana Bahçeli dönemindeki kadar atalet içinde olmamıştır. Türk milliyetçiliği, ülkücü hareket her cephede gerilemiş, Türk milliyetçileri MHP'de üvey evlat muamelesi görmüştür. Anayasanın 69. maddesi ve siyasi partiler kanununun 4. maddesi ‘Siyasi partilerde organların seçimi ve işlevi demokratik kurallara göre yapılır’ derken maalesef Bahçeli döneminde partinin kongreleri anti-demokratik yöntemlerle yapılmış, ülkücüler birbirlerine kırdırılmıştır. Bu tutum ve davranış kongreler sürecinin yaşandığı şu günlerde devam etmektedir. Partinin üye kayıtları üç yılda iki kez silinmiş, tüm il ve ilçe yönetimleri görevden alınmıştır. 3 Kasım seçimlerine giderken teşkilatçılığıyla övünen bir partinin tüm Türkiye'de teşkilatlarının atıl bir duruma getirildiği unutulmamalıdır. Kadro partisi olarak bilinen MHP'nin tüm kadroları bilerek hareketten uzaklaştırılmış, yeri geldiğinde ihraç edilmiştir. İstişare göz ardı edilip tek adam, tek akıl egemen kılınmıştır. Bahçeli döneminde MHP 9 Işık'ın tüm ışıklarını karartmış, Türk-İslâm ülküsü adına hiçbir söylem ve vizyonu ortaya koymamıştır. Parti programının ve parti tüzüğünün hayata geçirilmesi yönünde bir gayret sarf edilmemiştir. Ne Türk Dünyası Bakanlığı, ne tüzüğün 14 ve 16. maddelerinde geçen gençlik kolları, kadın kolları ve yurtdışı temsilcilikleri kurulmuştur. MHP 12 Ekim kongresinde, tabii eğer yapılırsa, aydınlanaca ve Türkiye kazanacak, ülkücü hareket kaybettiği reflekslerine yeniden kavuşacaktır. Sayın Devlet Bahçeli mutlaka ama mutlaka aday olmalı ve ülkücü delegasyonun önüne çıkıp kendisini savunmalıdır.” TABAN KONUŞUYOR Herkes balkonundan inip birleşsin MHP Kongresinden, BBP ve ATP başta olmak üzere bütün ülkücü siyasi yapılarla birlikte yeni bir oluşum kararı çıkmalıdır. Aksi halde canını kaybeden, okullarından vazgeçen, gençliklerini cezaevlerinde geçirenlerin emeklerine yazık olacaktır. Artık aynı apartmanın ayrı balkonlarından inip birleşme ve birlik olma vaktidir. Hüseyin Cihan-Trabzon İlk kez MHP’ye oy vermedim ANAP döneminde başlayan ve aralıksız devam eden ihale takibi ve kolay yoldan zengin olma hayallerine kapılanlar oldu. MHP’ye oy verip de denemek isteyen isteyenlerin gözleri önünde gerçekleşen bu olaylar, bu insanları MHP’ye oy vermeye çağıran partilileri derinden üzmüştür. Ben de ilk kez bu seçimde MHP’ye oy vermedim. Çünkü geçek çizgisinden saptığını düşünüyorum ve bu düşüncemin değişmesinin de çok zor olduğunu biliyorum. Erdal Taflan Miras paylaşımına girmeyelim Ne zaman ki ülkücüler, mensubu bulundukları davaya hizmetten dolayı karşılık beklediler, işte o gün asırlık, meşakkatli, bir o kadar da gözyaşıyla dolu mücadele sürecinde meydana gelen büyük dava ruhuna ve dinamizmine ihanet etmişlerdir. Canlarını dahil veren o asil dava insanlarının haklarını ödemeden miras paylaşmına girmemiz bizleri daima geri götürecektir. Mustafa Biçer-Çorum Aksiyoner bir lider istiyoruz Küreselleşmeden hiç korkmuyoruz. Çünkü dünya coğrafyasını, siyasetini, etnik kiliğini, inançlarını ele aldığımızda, çeşitli müdahalelere ve geçici durgunluklara rağmen yükselen değer milliyetçilik ve dinciliktir. İhtiyacımız olan, kadrosunda, kendisi gibi duygularına gem vurmuş, aksiyoner, Türk milliyetçiliğine ve ülkücülüğe yakışan bir liderdir. Ata Demirtaş-Aydın Bahçeli bariz hata yapmaz Ülkücü hareketin yeni bir yüze ve kişiliğe ihtiyacı yoktur. Bu demek değildir ki monarşi hakimiyeti olsun ama bence Devlet Bey ile devam edilmeli ve destek olunmalıdır. Çünkü kendisi bir tecrube kazanmıştır. Onun bariz hatalar yapmayacağına ve temkini elden bırakmayacağına emin ve kefilim. Şu anda aday olma pozisyonundaki kişiler de aydın ve bilge kişilerdir. Ama bir cehalet bin cihad çıkarır derler ya, işte bu genç ama deneyimsiz aydınlar bence biraz daha arka planda kalmalı ve halkı örgütlemelidirler. sumeyra61@mynet.com Genç ve halk tipi lider Değişen dünya politikalarında, partiye yeni bir bakış açısı kazandıracak, ortaya çıkan yeni sorunlara değişik çözüm yolları sunacak ve projeler üretecek, partinin hem ideloji, hem de üretim / atılım partisi olmasını sağlayacak, Turan'dan ziyade yeni bir ideal oluşturacak bir lidere ihtiyaç vardır ve bence de bu kişi Devlet Bahçeli değildir. Devlet Bey görevini yapmış ve misyonunu tamamlamıştır. Artık ülkücüleri bir araya toplayıp partiye vizyon kazandıracak halk adamı tabirine yakışır genç bir lidere ihtiyaç vardır. İlker Eraslan-Ankara Fatura kesmekten bıktık Sayın Genel Başkanımız, ‘bakanlarımıza ve vekillerimize kızan ülkücüler faturayı bize kesti’ diyor. Doğrudur ama ne yapılabilirdi? Ülkücüler çoğu bakanı ve miletvekilini teamül yoklamasında seçilemeyecek sıralara getirip bir fatura kesti. Sonuç ne oldu? Sayın Genel Başkanımız bu faturayı görmeyip bu kişileri düştüktleri kuyulardan çıkarıp ta üst sıralara getirdi. Kırgın ülkücüler ne yaptı? 3 Kasım'da bağırlarına taş basıp ikinci bir fatura daha kesip bu kişileri ve bu duruma sebep olanları meclis dışına itti. Ama şimdi görmekteyiz ki bu fatura kesilen bakanları sayın genel başktanımız sanki hiç suçları yokmuş gibi başkanlık divanına taşımış. Şimdi ülkücüler üçüncü bir fatura mı kessinler? Bu mu isteniyor? Yusuf Çakır Tutunacak dal arıyoruz Dokuz yaşından beri ülkücüyüm. Bu benim için kutsal bir görevdir ve mezara kadar devam edecektir. Nereye gitti bu ülkücüler diye sormak yanlış. Ülkücüler burada, orada, her yerde. Lakin uzanacak el, tutunacak dal aramaktalar. Zeki Önal-İzmir Sorun halkla ilişkilerde MHP 3 Kasım seçimlerinde halkla ilişkilerinin kopuk olmasının cezasını çekmiştir. Yaptıklarını anlatamamış ve yapamamadıklarının nedenlerini ortaya koyamamıştır. Bu durum ‘sükut ikrardandır’ atasözünü hatırlatmaktadır. MHP'nin üst düzey yöneticileri halkla ilişkiler, reklam gibi günümüzün en önemli iletişim ve kendini anlatma araçlarının önemini anlayamamıştır. Kıbrıs ve K.Irak konularında bile hala kendilerinden beklenilen tepki ve çıkışları gösterememiştir. Gözaltı krizinde bile etkisiz bir iki eylem yapılmıştır. Recep Gündüz-Uşak Hitabeti güçlü bir lider Seçilecek genel başkan ülkücülere hitap eden, davaya vakıf ve en önemlisi bu hareketi anlatabilecek bir hatiplikte olursa partimiz yeniden büyüyecek. Ancak ülkücülere hitap edemeyen veya Sayın Bahçeli gibi davayı bilip de anlatamayan bir genel başkan seçilirse ülkücüler bitmeyecek ama kendilerine AKP ya da Genç Parti’de yer arayacaklardır. Salih Toker Davadan döndük, kimliğimiz yok MHP’nin vahşi kapitalizme karşı milliyetçi-toplumcu diye çok güzel bir iktisadi doktrini vardı. İthalat yerine sanayii ve tarımda yerli üretim fikri vardı. Batı bloklarına karşı Turan davası vardı.Yozlaşmış Batı kültürlerine karşı milli bir kültür anlayışı vardı. Her çeşit pasifiliğe karşı bir aktivite, bir hareket vardı. Her olumsuzluğa karşı bir olumlu yönümüz, fikrimiz, icraatımız vardı. Eskiden biz adam gibi adamdık, erkektik, heriftik, civandık, merttik, cömerttik, kahramandık, korkusuzduk. Mazlumun yanında, zalimin karşısındaydık. Şimdiki halimize bakın tam tersi! Davadan döndük, kimliğimiz yok, kaybettik. Remzi Yurdunol-İstanbul

SON YAZILARIM
Facebook Paylaş
Adres: Metis Yayınları İpek Sok. No: 5 34433 Beyoğlu / İstanbul
Tel: +90 212 245 46 96 E-posta: rusen@rusencakir.com