Obama’nın Afganistan hayalleri ve biz

03.12.2009 Vatan

ABD Başkanı Barack Obama’nın dış politikada önceliği Irak’tan Afganistan’a devretmek istediğini biliyorduk. Çok yakın çevresinden güçlü itirazlara rağmen Obama bu stratejik değişikliği nihayet hayata geçiriyor ve Türkiye dahil NATO’daki müttefiklerinden geniş çaplı destek talep ediyor.

Önce Obama’nın Afganistan konusundaki ısrarını irdeleyelim: Aslında Obama, kendinden önceki Başkan George W. Bush’un çok kritik olduğu iyice alenileşen bir hatasını tamir etmek istiyor. Hatırlayalım, Bush 11 Eylül 2001 terör saldırılarının ardından uluslararası kamuoyunun da yoğun desteğini alarak Afganistan’da hem Taliban rejimine, hem de bu ülkede üslenmiş olan El Kaide’ye savaş açmıştı. Bush kısa süre içinde Afganistan’da iktidara kendi işbirlikçilerini getirmesine rağmen ne Taliban, ne de El Kaide’nin üst düzey kadrolarını ele geçirebildi. Ve birdenbire Afganistan’ı büyük ölçüde terk edip bir dizi yalanla Irak’ı işgal etti. Doğal olarak kısa süre sonra Afganistan’da büyük bir boşluk oluştu ve beli gerçek anlamda kırılmamış olan Taliban, işbirlikçi Hamid Karzai rejiminin kokuşmuşluğundan da geniş olarak istifade ederek yeniden güçlendi ve bu boşluğu bir ölçüde doldurdu.

Pakistan sorunu

Afganistan sorununun bir diğer ayağı da Pakistan’dır. Gerek Taliban, gerekse El Kaide, başta istihbarat servisi ISI olmak üzere Pakistan derin devletinden ve bu ülkede her geçen gün güçlenen radikal İslamcı hareketlerin koruması altında olmuşlardı. 2000’li yılların ortalarından itibaren çok çarpıcı bir gelişmeye, Pakistan’ın özellikle sınır bölgelerinin Talibanlaşmasına tanık olmaya başladık.

İşte Obama, Bush’un yarım bırakmış olduğu ameliyatı tamamlamak ve Afganistan’dan radikal İslami hareketleri temizlemek istiyor. Tabii bunu sadece Afganistan’ı değil, nükleer silaha sahip olması nedeniyle bölgedeki stratejik önemi katlanarak artmış olan Pakistan’ı da düşündüğünden yapmak istiyor.

Obama’nın bu projesinin gerçekleşme şansı ne kadar? İstediği kadar asker yığsın, istediği kadar para akıtsın bu tren çoktan kaçtı. Her şeyden önce askeri yöntemlerle bir sonuca varma imkanı dün yoktu, bugün hiç yok. Washington yönetimi eğer Taliban’ın El Kaide ile bağlarını koparıp içlerinden nispeten “ılımlı” olarak görülebilecek kadrolarını Afganistan yönetimine katabilirse belli bir başarı yakalamış olur. Tabii bu arada Pakistan’ın istikrarsızlaşmasının önünü bir şekilde alabilmeleri şart. Aksi takdirde iki ülkeyi birden kaybedebilirler.

Türkiye’ye biçilen rol

Obama göreve geldiği andan itibaren kafasındaki bu anlamsız projeye Türkiye’yi de dahil etmek istiyor ve bu yüzden Washington ile Ankara arasında bir süredir bir Afganistan satrancı oynanıyor. Obama’nın beklentisi açık: Neredeyse başından beri Afganistan’da varolan Türkiye’nin daha fazla asker, daha fazla imkan ve enerjiyle bu hayati sorunlarına doğrudan dahil olması. Zira Türk askerleri Afganistan’da hiçbir zaman “terörle mücadele, uyuşturucu ile mücadele, mayın temizleme” gibi riskli ve bu ülke vatandaşlarıyla karşı karşıya gelmelerine yol açabilecek görevlere ellerini sürmediler. Son MGK toplantısında da aynı konu etraflıca ele alındı ve TSK’nın riskli alanlara girmeme kararlılığının altı bir kez daha kalın bir şekilde çizildi.

Dolayısıyla Başbakan Erdoğan’la Başkan Obama’nın buluşmasında çok ciddi pazarlıklar yaşanması şaşırtıcı olmayacak. Türkiye’nin asker sayısını kısmen artırsa da terörle mücadele gibi konulara bulaşmak istemeyeceği kesin. Obama’nın bu durumdan memnun olmayacağı ve Erdoğan’ı ikna edebilmek için elindeki her türlü kartı masaya sürmesi muhtemel. Afganistan pazarlığının Irak’la doğrudan ilgisi olduğunu da akılda tutmak şart. Çünkü Obama Irak’ı terk edip güçlerini esas olarak Afganistan’a taşımak istiyor. ABD’nin Irak’ı gerekli önlemleri almadan boşaltması halinde Türkiye’nin iyice risk altında kalacağı da sır değil. Bir diğer aşikâr olan husus da hükümetin “Kürt açılımı”nın doğrudan bu süreçlerle ilişkili olması. Özetle Obama’nın Afganistan planları bizlerin kaderini doğrudan ilgilendiriyor.

Türkiye Irak bataklığına saplanmaktan son anda, kılpayı kurtulmuştu. Bakalım Bush’un yapamadığını Obama becerebilecek mi? Türkiye’yi de kendisiyle beraber Afganistan batağına çekebilecek mi?




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı