Ruşen ÇakırRuşen Çakır Resmi web sitesi
Facebook Paylaş
Pakistan neden önemli?
04.12.2007 Vatan


İslamabad'ın en şık otellerinden Serena Otel dün öğleden sonra yoğun bir trafiğe sahne oldu. Pakistan siyasetinin bir dizi üst düzey ismi otele girip çıktı. Pakistan Büyükelçimiz Engin Soysal ilk olarak Pakistan Halk Partisi lideri Butto’yu dördüncü katta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün süitine çıkardı. Butto oteli terk ettikten sonra Tehrik-i İnsaf partisinin lideri, ünlü kriket oyuncusu ve uluslararası playboy İmran Han, Gül’ün yanına çıktı. O gitti, geçen hafta sürgünden dönen Müslümanlar Birliği lideri, eski Başbakan Navaz Şerif kapıda gözüktü. Yarım saat sonra sırayı Cemaat-i İslami Partisi’nin ve Meclis’teki İslamcı partiler bloğunun lideri Gazi Hüseyin Ahmed aldı. Müslümanlar Birliği’nin Müşerref yanlısı kolunun lideri Şucat Hüseyin de yarım saat görüştü.

Demokrasiye katkı

Bütün bu yoğun trafiği şöyle özetleyebiliriz: Gül son birkaç aydır epey zor bir dönemden geçen Pakistan’a, demokrasiye yeniden geçiş sürecinde yardımcı olmak için çaba gösteriyor. Çünkü Pervez Müşerref asker üniformasını çıkarttı ancak muhalefeti tatmin edebilmiş değil. İmran Han ve Navaz Şerif, 8 Ocak’ta yapılacak seçimleri boykot edeceklerini söylüyor, Butto net bir pozisyon almıyor, İslamcılarınsa ne yapacakları tam olarak kestirilemiyor. Eğer 8 Ocak seçimlerinin meşruiyetine gölge düşerse Pakistan’ın geleceği tehlikeye girebilir. Gül dün sabah Müşerref’le yaptığı görüşmenin ardından basın toplantısında tüm Pakistanlıların ayrıntılara takılmayıp büyük resme bakmalarını ve Pakistan’ın geleceğinin tüm bölge için ne kadar hayati olduğuna dikkat etmelerini diledi. Müşerref de bir soru üzerine “kardeşim” olarak nitelendirdiği Gül’ün yaklaşımını son derece “pozitif” bulduğunu vurguladı.

Pozitif ama...

Serena Otel’de Pakistanlı liderlerin çoğuyla sohbet etme imkanı buldum. Hepsi uzun uzun Türkiye’yi ne kadar sevdiklerini anlattıktan sonra Gül’ün “demokrasiyi teşvik” girişimi için aynı sıfatı tekrarladı: “Pozitif.” Ancak örneğin Müşerref’e karşı en sert muhalefeti yürüten isimlerden İmran Han, artık kendisinin seçimlere katılmasının mümkün olmadığının altını çizerken sanki Gül’ün çabalarının meyve vermeyeceğini ima ediyordu.
Benzer bir şekilde Navaz Şerif de çok heyecanlı gözükmüyordu. Halbuki sürgünden döndükten sonra İslamabad’a ilk kez Gül’ü görmek için gelmiş olması bu buluşmaya verdiği önemi gösteriyordu. Şerif’in şu sözleri özellikle dikkat çekiydi: “Türkiye’yi yakından takip ediyorum. Siz dün ne yaşadıysanız bugün biz de aynısını yaşıyoruz.”
Benzer sözleri daha önce Benazir Butto da etmişti. Uzun uzun Türkiye sevgisini babası Zülfikar Ali Butto’dan aldığını, AKP’yi yakından ve takdirle izlediğini belirtip şöyle devam etmişti: “Demokrasiye geçişte Türkiye’yi ve AKP’yi kendimize örnek almak istiyoruz. Cumhurbaşkanı Gül ile bunları da konuştuk.” “Türkiye örneği”ne değinen bir başka isim de İmran Han’dı. “Batı’da İslam karşıtları İslam ile demokrasinin bağdaşmadığını söylüyorlar. Bugüne kadar Malezya aksi örnek olarak verilirdi. Halbuki esas model Türkiye’dir.”
Gül’ü ziyaret edenler arasında bir de “eski dost” vardı. Cemaat-i İslami lideri Gazi Hüseyin Ahmed, Refah Partisi yıllarından tanıdığı Gül ile sıcak bir sohbet geliştirdi. Ancak Ahmed, AKP’ye mesafeli olduğunu ve Türkiye’de en sevdiği siyasetçinin Erbakan olduğunu gizlemeyen biri.
Gül, son olarak daha önce belirtilmemesine rağmen Pakistan’daki İslamcı partilerin en radikali olan Pakistan Ulema Cemaati lideri Mevlana Fazlurrahman’ı da kabul etti. Temasların ardından Müşerref, Gül’ün onuruna ikinci bir akşam yemeği verdi. İki devlet adamı gün boyu gerçekleşen “mekik diplomasisi”ni görüştüler. Bakalım Gül’ün çabaları Pakistan’da iç barışın ve demokrasinin yeniden tesisi konusunda ne ölçüde katkıda bulunabilecek.

Pakistan neden
bu kadar önemli?


YaklaŞIk 170 milyonluk bir nüfusa sahip olan Pakistan, atom bombasına sahip ilk Müslüman ülke olarak dikkat çekiyor. Pakistan’daki bir istikrarsızlık tüm bölgeyi ateşe verebilir. Çünkü:
1) Afganistan yönetimi, Taliban’ın yeniden güç kazanmasından ve ülkede gerçekleştirilen intihar eylemlerinden, doğrudan Pakistan’ı sorumlu tutuyor;
2) Taliban’ın Pakistan’ın aşiretlerin denetimindeki ve devletin fazla bulaşamadığı sınır bölgelerinde üslendiği bir sır değil. El Kaide’nin de yıllardır aynı bölgelerde varlık göstermesi ABD’yi çileden çıkarıyor. Müşerref, Taliban ve El Kaide’ye alttan alta destek veren kendi subaylarıyla (özellikle istihbaratçılar) Washington arasında sıkışmış durumda.
3) Aynı bölgede, aşiretlerle yabancı savaşçıların (şu anda çoğunlu Özbekistan İslami Hareketi adlı gruba bağlı) çatışmaları ayrı bir istikrarsızlık unsuru.
4) Pakistanlı radikal İslamcılar seslerini yükseltiyor ve kuruluşundaki tek çimento İslam dini olan ve şeriatla yönetildiği söylenen bu ülkeye Talibanvari bir rejim getirmeye çalışıyorlar.
5) Bu arada Pakistan’la Hindistan arasında Keşmir anlaşmazlığının sürdüğünü, her iki tarafın da atom bombası sahibi olması nedeniyle gerginliğin savaşa dönüşmemesi için uluslararası güçler epey çaba harcıyor.

SON YAZILARIM
Facebook Paylaş
Adres: Metis Yayınları İpek Sok. No: 5 34433 Beyoğlu / İstanbul
Tel: +90 212 245 46 96 E-posta: rusen@rusencakir.com