Peki Hizbullah bu işe ne diyor?

25.01.2011 Vatan

CHP ile AKP, Kılıçdaroğlu ile Erdoğan arasındaki Hizbullah polemiği tırmanarak sürüyor ve ucunda adliye koridorları gözüküyor. Önce polemiği kısaca hatırlayalım: Başbakan Batman’da adını vermeden Hizbullah’ı eleştirdikten çok kısa bir süre sonra CHP Lideri AKP’yi Güneydoğu’da Hizbullah ile işbirliği yapmakla suçladı. Bunun üzerine Erdoğan ana muhalefet liderini “densiz, terbiyesiz ve namert” olarak niteledi.

Peki tartışmada kim haklı? Hizbullah’ı uzun süredir yakından takip etmeye çalışan bir gazeteci olarak örgütün siyasi partilere ve yasal siyasi faaliyet konusuna bakışı hakkında birçok kez değerlendirmeler yapmıştım. Bunların üzerinden geçmeden önce, bilgilerimi kontrol etmek için Hizbullah hareketine yakın bir isimle sohbet ettim ve başlıktaki soruyu sordum: Peki Hizbullah bu işe ne diyor?
Muhatabımın cevabı “Hizbullah bu tartışmanın hiçbir yerinde yer almıyor” şeklinde özetlemek mümkün. Ona göre Hizbullah’ın acil gündeminde siyasi partilere karşı nasıl tavır alınması, yaklaşan genel seçimlerde nasıl bir strateji izlenmesi gerektiği tartışmaları yer almıyor. Muhatabım, bazı yayın organlarında Hizbullah’ın önümüzdeki seçimlerde bağımsız adaylar çıkartacağının kesin bir dille ilan edilmesini, hatta daha ileri gidip, seçilecek Hizbullah yanlısı isimler nedeniyle TBMM’de yemin krizi yaşanacağından söz edilmesini hayretle izlediklerini vurguladı.

Normalde “reklamın iyisi kötüsü olmaz” mantığıyla Hizbullah’ın bu son tartışmadan son derece memnun olması beklenebilir ama gözlemlerime göre örgüt bu durumdan epey rahatsız. Rahatsızlığın temelinde de Hizbullah’ın, şu ya da bu partinin (şu anki tartışmalarda AKP’nin) kuyruğunda sürüklenen, kendi bağımsız çizgisi olmayan bir hareket olarak betimlenmesi yatıyor.

Üç eğilim

“Peki Hizbullah yaklaşan seçimlerde ne yapacak?” sorusuna dönecek olursak, örgütün şu anki temel meselesi bu soru etrafında şekillenmediği için, bunu “ne yapabilir?” diye değiştirirsek bazı değerlendirme ve öngörülerde bulunabiliriz. Şöyle ki, Hüseyin Velioğlu’nun ölümünden sonra yeni bir evreye giren Hizbullah (ki ben bu dönemi “İkinci Hizbullah” olarak adalndırıyorum) içinde her seçim ve halk oylaması öncesi bu soru gündeme gelmiş ve kabaca üç eğilim ortaya çıkmıştı: 1) Eski dönemde olduğu gibi yasal siyasete zinhar dokunmamada ısrar; 2) Varolan siyasi partiler ya da ortaya çıkan bazı adaylar arasında tercih; 3) Kendi bağımsız adaylarını çıkarma.
Sonuncu seçeneğin hep dile getirilip şu ana kadar hiç benimsenmediğini biliyoruz, fakat dernek, vakıf, gazete, dergi vb. çalışmalarında hayli mesafe kateden ve geldiği noktadan memnun da olan Hizbullah’ın kendi bağımsız çizgisini seçimlere de bağımsız adaylar aracılığıyla taşıması hiç de hayal değil. Fakat içinden geçtiğimiz sürecin şartları nedeniyle Hizbullah’ın Haziran seçimlerinde bu yola başvurmasını çok düşük bir ihtimal olarak görüyorum.

“Seçimleri (ve dolayısıyla yasal siyaseti) boykot” tavrının yine kimilerince dillendirilmekle birlikte fazla benimseneceğini sanmıyorum. Fakat sorulduğunda “seçimleri tabii ki boykot edeceğiz” cevabını Hizbullahçılardan sıklıkla duyacağımız da kesindir.

Sonuç olarak önümüzdeki seçimlerde Hizbullahçıların kendi adaylarını çıkarmayacaklarını, buna rağmen, çok heyecanla olmasa da sandığa gideceklerini tahmin ediyorum. Ancak örgütün taraftarlarına herhangi bir siyasi partiyi veya adayı işaret edeceğini de düşünmüyorum. Bunun yerine Hizbullah’ın birtakım ilkeler belirleyip, bunların ışığında tabanını seçimlerde serbest bırakmasını yüksek ihtimal olarak görüyorum.

BDP’ye de oy çıkabilir

Bu bağlamda Hizbullah-AKP ilişkisine gelecek olursak: Yerel düzeyde kimi AKP yöneticisi ve/veya adayının Hizbullah ile temasa geçmesi veya geçmek istemesi mümkün, fakat iktidar partisinin Hizbullah oylarını kazanmak için genel bir strateji belirlemesi diye bir şey asla söz konusu olamaz. Her şey bir yana, AKP ile BDP arasında tereddütlü olan hatırı sayılır bir seçmen kitlesi, Hizbullah ile işbirliği içinde olduğunu düşünürse kolay kolay iktidar partisine oy vermez.

Son olarak şöyle bir öngörüde bulunabilirim: Hizbullah tabanında Kürt kimliğini hayli ön plana çıkaran kişiler pekala BDP’nin göstereceği adaylara da yönelebilir. Çoğunluğu oluşturan İslami duyarlığı önceleyenlerse AKP ve SP arasında, adaylara göre tercih yapabilirler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı