Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, hayat hikayesini anlattığı “Ateş Hattında” adlı son kitabında 6 yıl geçirdiği Türkiye’ye çok geniş yer ayırdı. Türkiye için “hayatımın en güzel yıllarının geçtiği yer” ifadesini kullandı
Pervez Müşerref kitabında Türkiye ile ilgili bölümlerde şunları yazdı: "Babam Büyükelçiliğe atanınca daha ben bir çocukken Ankara’ya geldik. Hayatımın en güzel günlerini Türkiye’de yaşadım. Türkiye, Mustafa Kemal’in parçalanmaktan kurtardığı, gericilikten çekip çıkararak modernleştirdiği bir ülke. Pakistan mutfağı büyük ölçüde Türkiye kökenlidir. Dilimiz Urduca da Türkçe “ordu” kelimesinden gelir.
Türk halkı benim zihnimde özellikle iki yönden yer etmiştir. Birincisi derin yutseverlik duyguları ve Türk olan herşeyden gurur duymaları. İkincisi de Pakistan’a ve Pakistanlılar’a yönelik sevgileri. Okulumuz karmaydı ama Türk kızı hiç yoktu. Zaten biz üç kardeş çok utangaçtık. Bazen bizleri evlerine veya partilere davet ederlerdi, ama biz aksilik ederdik. On yaşındaki kızlar bizim gibi on yaşlarındaki erkeklerden çok daha olgundu ve etrafımızda dolanıp dururlardı. Türkiye’de yedi yılımız çok hızlı geçti. Ayrılırken çok hüzünlüydük. Aşık olduğumuz bir ülkeye veda ettik. Hepimiz ağlıyorduk. Bunlar benim en neşeli ve beni ben yapan yıllarımdır.
TÜRKLER BENİ ŞAŞIRTTI
İsrail’in Filistinlilere yönelik politikalarında yumuşama görünce bunu fırsat bildim. İki ülke Dışişleri Bakanları’nın açıkça buluşabileceklerini düşündüm. Türkiye’nin bu konuda en uygun yer olduğunu saptadık ve Türk Başbakanı’nın (Erdoğan) başarılı kadrosunun bunu ayarlamakta kullanılabileceğini düşündük. Tüm bunları bir gün içinde hallettiler. Kardeş ülke Türkiye’nin dost başbakanına şükranlarımı sunarım. (Toplantı 1 Eylül 2005’de Türkiye’de gerçekleşti)
Keşmir'deki depremi sonrasında bölgeye ulaştığımda Muzafferabad’da karşıma bir Türk sağlık ekibi çıkınca hem şaşırdım, hem sevindim. Nasıl olmuş da benden önce gelebilmişlerdi? Türkçe bildiğim için onlara yaptığı fedakarlıklardan dolayı kendi dillerinde teşekkür ettim. Bu ülkenin insanları bizlere kalplerini açtı. İçlerinde en dokunaklı olanları, cep harçlıklarını bağışlayan ilkokul öğrencileri ve ellerinde neleri varsa veren yoksul insanlardı."