Saddam’la birlikte aslında Irak da öldü

31.12.2006 Vatan

    Saddam’ın idam kararı çıktıktan sonra Amerikan ve Irak yönetiminde iki eğilim belirmişti. Bir yanda “Temyiz sürecini uzatıp Saddam’ın hayatı üzerinden Sünnilerle pazarlık edelim” diyenler vardı, karşılarındaysa “Hemen asalım. Ne olacaksa bir an önce olsun. Sonra da önümüze bakalım” diyenler. İkinciler baskın çıktı. Böylece Bush yönetiminin Irak konusunda yapageldiği vahim hatalara bir yenisi, belki de işgalden sonra en tehlikelisi eklenmiş oldu.

“Ne olacaksa olsun” diyenler idamın faturası karşısında şok olabilir, önlerine bir daha bakamayabilirler. Çünkü idamın Irak’a, bölgeye ve dünyaya ne kısa, ne de uzun vadede herhangi bir hayrının dokunabileceğini savunabilmek imkansız. Öncelikle idamın işgale karşı direnişin hızını azaltması söz konusu olamaz. Öyle olsaydı, Saddam’ın oğullarının öldürülmesinin ve kendisinin yakalanmasının ardından direniş daha da şiddetlenmezdi. Aynı şekilde El Kaide lideri Zerkavi’nin öldürülmesinin ardından intihar eylemleri daha da artmazdı.

Amerikalılar ve Irak’ı yönetenler artık sorunun kişilerden kaynaklanmadığını, dolayısıyla kişiler üzerinden çözülemeyeceğini kabul etmek zorundalar. Bu sefer de benzer bir durumla karşılaşmamız kuvvetle muhtemel. İdam Sünni Arapları muhtemelen daha da provoke edip, onları daha acımasız ve uzlaşmaz kılacak. Halbuki Amerikan askerlerinin Şii milisler ve İran ajanlarına karşı tavır almaya başlaması Sünnileri bir nebze memnun etmeye başlamıştı. Ayrıca birçok bölge ülkesinin de katkısıyla, bir dizi yarı açık ve gizli görüşmeler yapılıyor ve Sünniler siyasi sürece dahil edilmeye çalışılıyordu.

İdamdan birinci derecede sorumlu olan Amerikalıların bundan böyle Sünni Araplara ulaşıp onları kazanabilmeleri iyice zorlaşacaktır. Kuşkusuz idam en çok iç savaşı olumsuz etkileyecek, bunu daha da derinleştirecektir. Daha haber duyulur duyulmaz yaşanan Şiilere yönelik misillemeler, belki de yıllar sürecek bir kan davasının ilk işaretleri olarak görülebilir.

İdamı, Irak’ı bundan böyle tek parça halinde tutmanın imkansız olduğunun ilanı olarak kabul edebiliriz. Yani Saddam’la birlikte Irak denen ülkenin de ortadan kalktığını ileri sürmek hiç de yanlış olmayacaktır.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı