Sahi Fatma Betül Sayan Kaya'ya ne oldu?

23.10.2026 medyascope.tv

23 Ekim 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar.
Fon krizi iktidarı sarsmaya devam ediyor. Üstünü örtme çabaları var. ‘‘Sonuna kadar gideceğiz’’ deniyor ama çok da böyle olmayacağının epey işareti var. Dün önemli haber, Profesör Ertan Aydın'ın gözaltına alınması. Profesör Ertan Aydın kim? Erdoğan'a çok yakın bir isimdi. 2023 seçim kampanyasının kilit isimlerinden birisiydi. Bir akademisyen. Çok iyi eğitim görmüş, profesörlüğe kadar gelmiş bir isim ve Türkiye Yüzyılı konseptinin mimarlarından birisi. Ben kendisini şahsen yıllardır tanırım ve o süreçte de, o seçim kampanyası sürecinde de bir iki kere konuşma imkânım olmuştu. Sonra, bu fon olayında adı geçtikten sonra kendisiyle kısaca konuştuk, ilk gün daha adı geçtiği zaman. Tera Yatırım'da bağımsız yönetim kurulu üyesi olduğunu, 5 ay sonra istifa ettiğini ve olaylarla ilgisi olmadığını söylemişti. Ama önce yurt dışı çıkış yasağı geldi, sonra da dün gözaltı kararı geldi. Ve bu, iktidara yakın bazı çevreler tarafından, yani Reisçiler tarafından Erdoğan'ın, Reisin ne kadar kararlı olduğunun bir örneği olarak bize gösterildi. Yakın bir zamana kadar kendisine önemli şekilde hizmet etmiş birisinin gözaltına alınmasına onay vermiş olması... Yani Erdoğan'dan habersiz gözaltı olabileceğini kimse tabii ki tahmin etmiyor.
Evet, tabii ki bunun bir anlamı var ama tek başına yeterli mi? Kesinlikle değil. Şu ana kadar yapılanlara, edilenlere baktığımız zaman olayın tam olarak aydınlatılmadığı, aydınlatılmayacağı, listelerin açıklanmayacağı genel bir kabul görmüş durumda ve ortada çok basit bir soru var. İşte ben de başlığa onu çıkardım: Fatma Betül Sayan Kaya. Kim bu kişi? Eski Aile Bakanı, sonra AK Parti'nin Sosyal İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı. Bu iddia ortaya çıktığında, ki iddia olmadığı ortaya çıktı zaten, doğru bilgiydi. YENİ Parti sözcüsü dile getirmişti ilk olarak. Gerçekten kendisinin ve eşi İlyas Kaya'nın 2 milyarın üstünde parayı cebe indirdikleri ortaya çıktı ve bu olay, vurgun ortaya çıkmadan önce paraları alıp çıkmışlar. Hem yatırırken bir şeylerden haberdar olmuşlar hem de çıkarken belli ki. Ama ne oldu? Parayı iade ettiği söylendi. Bir ifade vermeye gitti ama ifade vermesi sırasında bizim polisin ve Adalet Bakanlığı'nın o çok sevdiği görüntüler falan göremedik. Herhâlde bir yerlerden gizlice götürüldü, ifadesi verildi ve çıktı. Ve şimdi gözükmüyor ama ne gözaltında ne bir şey. Şimdi Ertan Aydın'ın gözaltına alınması tamam, birileri ‘‘çok önemli hamle’’ diyor. Olabilir. Peki, Fatma Betül Sayan Kaya ne oldu? Hiçbir şey olmadı. Hatta olmadığı gibi hâlâ bir şekilde sesi çıkıyor.
Nasıl çıkıyor? Dün Nagehan Alçı yazdı. Kendisine herhâlde WhatsApp'tan birtakım şeyler söylemiş. Ne demiş? ‘‘Bilgi kirliliği var’’ demiş. Yani hakkında bilgi kirliliği varmış. Ve ‘‘2 milyarı aşkın tutarın tamamını iade ettim. Ben yalnızca ana paramı aldım. Geri kalanı olduğu gibi iade ettim.’’ demiş. Ana para dediği de hani sanırsınız ki 1 milyon lira falan. 100 küsur milyon lira. Onu nereden bulduğu vesaire onu açıklama ihtiyacı hissetmiyor, ki o da çok başlı başına iyi bir para. Milletvekilliği ya da bakan maaşıyla, eşi ne iş yapıyor bilmiyorum ama, onunla edinilebilecek, biriktirilebilecek bir para değil. Ve bunu işte ‘‘Ben parayı iade ettim. Artık benimle uğraşmayın’’ diyor. Hâlbuki SPK kanununda bu tür durumlarda bu kazancın iki mislinin verilmesi gerekir diye bir hüküm var. O zaten yok. Ama buradaki esas husus şu. Hani yolda bir para bulmuş ve onu iade etmiyor. Sizi birileri bilgilendiriyor, siz aldığınız birtakım bilgilerle karı koca bir yere giriyorsunuz. Para yatırıyorsunuz 100 küsur milyon ve sonra gözünüzün önünde o katlanıyor katlanıyor katlanıyor 2 milyarı aşkın bir rakama geliyor. Sonra birileri diyor ki, ‘‘Alın o parayı kaçın. Ne olur ne olmaz’’ diyor. Alıyorsunuz kaçıyorsunuz. Ve ondan sonra olayı YENİ Parti ifşa edince ‘‘verdim parayı, olay bitti’’ diyorsunuz. Bu kadar basit değil.
Bakın, İsmail Arı neden tutuklandı yine? Alakasız bir şekilde, Ebubekir Şahin, eski RTÜK başkanı hakkındaki yazdığı bir şey mi, paylaştığı bir fotoğraf mı ne. O yüzden... Acımasızlığa bakar mısınız? Ya da diğer tutuklu Murat Ağırel, yapmadığı haber... Neymiş? Elindeki belgeleri haber yapmadığı gibi savcılığa da iletmemişmiş. Böyle bir suçlama var. Ve siz bir yandan da kısa süre içerisinde 100 küsur milyon koyup 2 milyar kazanan birisi için ‘‘E parayı verdi, iade etti, yapacak bir şey yok’’ mu diyeceksiniz? Bu olmadığı müddetçe, Fatma Betül Sayan Kaya ve diğer kişiler bunun hesabını vermediği müddetçe fon vurgunun üzerine gidildiği söylenebilir mi? Ve bu arada tabii ilginç bir olay oldu. Kız kardeşi Ayşe Hilal Sayan Koytak tam bu şeyin ortasında Finlandiya'da Helsinki büyükelçisi oldu. Güven mektubunu sundu kendisi. Daha yeni, taze. İki kardeş... Birisi, ‘‘parayı iade ettim, bana bir şey olmaz’’ diyor. Bir diğeri bu karambolde Finlandiya büyükelçisi oluyor.
Bakıyoruz, aslen bilgi işlemci, iyi eğitimli, tamam. Ama daha önce nerede? Kuveyt'te ve Bahreyn'de büyükelçilik yapmış ve sonra da Finlandiya'ya atanmış. Yani en azından ‘‘Bari bir müddet bekletelim’’ bile deme ihtiyacı hissedilmeyen bir olay. Bunun üzerine ciddi bir şekilde gidildiği olayı tamamen bir algı yaratma operasyonu. Yoksa bu olay gerçekten iktidarı çok korkutan ve gerçeklerin ortaya çıkması halinde iyice zor durumda bıraktıracak bir olay. Öyle anlaşılıyor. Ve geçen Abdulkadir Selvi'nin yazdığına göre fon krizi nedeniyle AK Parti oyları 3 puan mı ne düşmüş. Bu tek başına yeterli değil. Bunun devamı nasıl gelecek? Şimdi yasa çıkıyor. Buradaki küçük yatırımcıların parası ödenebilecek mi? Bu paralar nereden ödenecek? Kamudan mı para aktarılacak gibi sorular var. Ama en önemli soru şu: Bunu yapanların yanına kâr kalacak mı?
Yani başlıkta dediğimiz gibi: ‘‘Sahi Fatma Betül Sayan Kaya'ya ne oldu?’’ Hiçbir şey olmadı. Parayı iade etmiş. Sanki büyük bir, hani nedir, fedakârlık yapmış gibi... O para kimin parası? Küçük yatırımcının parası. O paraları bir şekilde vurmuş, vurgun çünkü bu, vurmuş. ‘‘Benim günahım yok, benim kabahatim yok’’ denebilecek bir olay değil. İsmail Arı'nın, Murat Ağırel'in, Merdan Yanardağ'ın, diğer gazetecilerin, belediye başkanlarını saymıyorum, onlar apayrı bir olay, ama içerideki Tuğba Tekerek'in tutuklu olduğu bir ülkede bu kadar büyük paraları bir vurgunla cebe indirmiş olanlar iade ettiği zaman, ‘‘Ya bilgi kirliliği yapmayın, parayı verdim artık susun’’ diyor. Susmayalım, sormaya devam edelim. Ne oldu? Şu ana kadar hiçbir şey olmadı. Neyse...
Bugünün ithafı... Dün aslında ipucunu verdim, Kavafis’ten bahsederken adını andım; Cevat Çapan. Cevat Çapan 93 yaşında, maşallahı var. Şair, yazar, öğretim üyesi, her yerde olan... Şiir en çok ama tiyatro da var. Çevirileri var, kendi yazdıkları var. Robert Kolej'de okumuş, sonra Cambridge'de İngiliz Edebiyatı okumuş. İstanbul Üniversitesi'nde doktorasını yapıyor ve orada profesör oluyor. Sonra uzun yıllar, ben onu tanıdığımda Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'ydi, şimdiki adı Mimar Sinan Üniversitesi, orada hocaydı Cevat Hoca. Başka yerlerde de çalıştı. Geçenlerde bir sağlık sorunlarını duyduk, telaşa kapıldık ve bu yayından önce oğlu Alişan'ı aradım bana fotoğraf bulması için. Babasına böyle bir sürpriz yapacağımı söyledim ve sağlık durumunu sordum, hâlâ hastanede mi değil mi diye. Bana ne dedi? Arkadaşlarıyla beraber ne yapar Cevat Çapan? İçer. Evet, öyleymiş. Çok şükür, çok sevindik. Ve hatta Müge, yani Müge İplikçi, eşim, haftaya salı günü onu ‘‘Zeytin Dalı’’na konuk ediyor. Onu büyük bir heyecanla şimdiden bekliyoruz. Cevat Hoca'ya çok sevgilerimi burada söylemek istiyorum. Kültür hayatımıza yaptığı bütün katkılar için kendisine şahsen ben minnettarım. Helal olsun diyorum.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
24.10.2026 Bir yanılsama olarak "muhalif medya”
23.10.2026 Aykut Erdoğdu ile söyleşi: “CHP, Erdoğan’ı padişah ilan etmeye çalışan mekanizmanın aparatına dönüştü”
23.10.2026 Sahi Fatma Betül Sayan Kaya'ya ne oldu?
20.10.2026 Prof. Ahmet İnsel ile söyleşi: Fransa'da sokak hareketleri nasıl başladı, nasıl devam ediyor?
19.10.2026 Hüseyin Kocabıyık ile söyleşi: İmamoğlu'nun savunmasının gösterdikleri
18.10.2026 İmamoğlu'nun savunmasının ardından: "Beni teslim alamayacaksınız!”
17.10.2026 Fon krizinin üstü örtülebilecek mi?
16.10.2026 İmamoğlu'nun savunmasının ikinci gününden izlenimler: "Aklanması gereken kişi ben değilim”
16.10.2026 Türkiye’nin Gidişatı (25): Fon vurgunu bize neler söylüyor? | Önce T24, ardından Halk TV | Cemil Tugay’ın seçimi
15.10.2026 İmamoğlu'nun savunmasının ilk gününden izlenimler: "Bu bir çöküş hikayesidir”
24.10.2026 Bir yanılsama olarak "muhalif medya”
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı