Susmak değil, yeni şeyler söylemek zamanı

20.10.2011 Vatan

Kürt hareketini anlamak/4

Dünkü yazıda Bitlis Güroymak’taki PKK saldırısının ardından, “teröre inat yazmaya devam” dememiş olsaydım, Hakkari Çukurca’da yaşananların ardından, bugün sizlerden özür diler, başlattığım yazı dizisine ara verir ve yazı yazmazdım. Yanlış anlaşılmasın, dünkü baskının, sözü bitirdiğini düşünüyor değilim. Hatta tam aksine, Çukurca’da yaşananların, bugüne kadar Kürt sorunu ve PKK hakkında sarf edilmiş sözlerin çoğunu boşa çıkardığı, artık yepyeni şeyler söylememiz gerektiği kanısındayım. Ancak ülkeyi böylesine kedere sevk eden bir olayın ardından söylenecek her yeni söz yanlış anlaşılmaya, lüzumsuz tepkilere yol açmaya müsaittir. Ama madem ki bir kere “teröre inat, yazmaya devam” dedik, Türkiye için tam bir dönüm noktası olmaya aday bu terör saldırısının ardından, olabildiğince dikkatli olmaya gayret ederek, bazı noktalara dikkat çekmeye çalışalım.

Kara harekâtına tahrik: PKK’nın saldırılarını adım adım tırmandırarak Kuzey Irak’a bir kara harekâtını tahrik etmek istediğine inanıyorum. 2007’de Gabar, Dağlıca, Aktütün saldırılarıyla orduyu Irak’ın kuzeyine çekmeye çalışmış, fakat hükümet, muhalefet partilerinin bütün baskılarına rağmen bu harekâtı geciktirmiş, nihayet son derece kısıtlı bir alanda, kısa süreli Güneş Harekâtı yapılmıştı. Bu sefer hükümetin yeni bir kara harekâta daha fazla istekli olduğunu söyleyebiliriz. Bunun birçok nedeni vardır ama öncelikle, son askeri şuranın ardından TSK komuta kademesinin hükümetin istediğine yakın şekillenmesinin bu noktada hayli önemli olduğunu düşünüyorum.


PKK TSK’ya (dolayısıyla Türkiye’ye) Irak’ta bir “tuzak” kurmak istiyor diye kara harekâtı olmayacak değildir. Olsa olsa PKK’nın tahrikleri, hazırlıkların hızlanmasına ve takvimin öne çekilmesine yol açabilir.

Kara harekâtının olası sonuçları: Eğer bir kara harekâtı yapılırsa, bu sefer Kandil’in de hedeflenmesini bekleyebiliriz. Dolayısıyla öncekilerden daha zorlu, daha geniş kapsamlı ve daha uzun süreli bir harekâta tanık olabiliriz. Böylesi bir harekâtın PKK’ya çok ciddi darbeler indireceği muhakkaktır, ama devletin üst düzeyinin sık sık “uzun soluklu mücadele”ye vurgu yaptıkları da akılda tutulursa, örgütün bir harekâtla tam anlamıyla tasfiyesi mümkün gözükmüyor. Böylesi bir operasyonun Kürt kamuoyunda ne tür tepkilere yol açacağı, PKK’nın buna cevap olarak Türkiye çapında neler tezgahlayacağı da ayrı tartışma konularıdır.

PKK’nın taşeronluğu: Başbakan uzun bir süredir, PKK’nın eylemlerini bazı dış güçlerin yönlendirmesiyle tırmandırdığına inanıyor. Bu, hiç de yabana atılmayacak bir iddia. Suriye, İran, İsrail gibi son dönemde AKP hükümetiyle ayrı ayrı sorun yaşayan ülkelerin hükümetlerinin, Türkiye’yi istikrarsızlaştırma adına PKK’ya yatırım yapmaları hiç de şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak dış parmak olsa dahi PKK’nın eylemlerindeki ana motivasyonun kendi gündemleri olduğu da açıktır.

Hükümeti zor duruma düşürme: Dün Başbakan Erdoğan’ın basın toplantısını izlerken, “Artık AKP hükümetini istikrarsızlaştırabilecek yegane güç Kürt siyasi hareketidir” tespitinin ne derece isabetli olduğunu bir kez daha gördüm, gördük. Buradan hareketle, PKK’nın Çukurca saldırısını, AKP hükümetinin ve Başbakan’ın canını acıtmak için düzenlemiş olduğunu söylemek mümkündür.

Bu arada CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu es geçmemek lazım. Böylesine kritik bir anda hükümeti istifaya çağırdı ve kendilerinin çözüm önerilerinin olduğunu söyledi. Ama “akil adamlar” çağrısı dışında ana muhalefetin Kürt ve PKK sorunları hakkında elle tutulur, uygulanabilir öneriler geliştirdiklerini ben duymadım. Bu arada sorunun çözümü için son derece ciddi bir fırsat olan “demokratik açılım”ın, Baykal liderliğindeki CHP’nin gayretleriyle de akamete uğratılmış olduğunu da unutmuş değiliz. Son olarak, Kılıçdaroğlu’nun, PKK ile mücadeleyi hükümetten alıp bir Meclis komisyonuna havale etmek istemesini anlamakta zorlandığımı itiraf etmeliyim.

Daha söylenecek çok şey var ama “Kürt hareketini anlama”nın neden son derece hayati olduğunun son Çukurca baskınıyla bir kez daha anlaşıldığını vurgulayarak noktayı koyalım ve yarın devam edelim.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

YAZI DİZİSİ
1 Kürt hareketi özüne mi dönüyor? 17.10.2011
2 Devlet din kartıyla Kürtleri neden kazanamadı? 18.10.2011
3 Kürt hareketi solcu mu, milliyetçi mi? 19.10.2011
4 Susmak değil, yeni şeyler söylemek zamanı 20.10.2011

Son makaleler (10)
20.02.2020 Erdoğan-Gülen savaşının asıl öyküsü
18.02.2020 Siyasal İslam neden ve nasıl çöktü?
17.02.2020 Olmamış, olacağı da meçhul bir darbenin mağduriyet kuyruğu
16.02.2020 Ankara Moskova’dan, Erdoğan Putin’den uzaklaşabilir mi?
15.02.2020 Sekizinci yılında MİT krizinin gösterdikleri
14.02.2020 Haftaya Bakış (1): Bahçeli’nin savaş çağrısı & FETÖ’nün siyasi ayağı
13.02.2020 İktidarın, “FETÖ’nün siyasi ayağıyla mücadele” bahanesiyle CHP’yi etkisizleştirme kampanyası
11.02.2020 Bahçeli’nin savaş çağrısı karşılık bulur mu?
10.02.2020 Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile özel yayın
10.02.2020 Erdoğan, Başbuğ’un yol açtığı krizi çözebilecek mi?
20.02.2020 Erdoğan-Gülen savaşının asıl öyküsü
06.02.2020 La situation de la Turquie : l’autoritarisme sans autorité
10.01.2020 “Native and national journalism” in Turkey
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı