Yeni bir saldırı olursa Türk-Amerikan ilişkilerini kimse tamir edemez

05.11.2007 Vatan

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Washington’a çok geldi, ABD Başkanı George W. Bush ile çok görüştü ama bugün Beyaz Saray’da ikili arasındaki en ilginç ve en kritik buluşmanın gerçekleşeceği tartışılmaz.

İlginç çünkü öncekilerin aksine bugün iki lider yalnızca bir konuyu görüşecek: PKK’nın son dönemde tırmanan eylemleri. Bir diğer ilginç yönse Başbakan’ın yanında ilk kez bir askerin, Genelkurmay 2. Başkanı Org. Ergin Saygun’un bulunması.

Kritik çünkü Türkiye çok hassas bir dönemden geçiyor. PKK saldırılarının iç barışı bozma ihtimali her zamankinden daha fazla. Kritik çünkü iki tarafın kaygı ve beklentileri arasında çok büyük farklar var.

Türkiye artık ne yapıp edip PKK’nın kökünü kurutmak istiyor. Bunun için Washington’dan stratejik yardım bekliyor. İlk aşamadaysa örgütün Kuzey Irak’taki varlığının sonlandırılması için elinden geleni yapmasını istiyor.

Dünyada El Kaide, Irak’ta direnişle uğraşan Bush yönetiminin öncelikleri arasındaysa PKK’nın yok edilmesi yok. Üstelik, Irak’ın “en güvenli” bölgesi olan Kuzey’in de karışmasından korkuyor. Bu nedenle Türkiye’nin kapsamlı bir sınır ötesi harekat düzenlemesinden ürküyor.

Bugünkü buluşmanın anahtar kavramı “somut adımlar.” Washington’un yıllardır PKK ile mücadele konusunda, örgütün “ateşkes” ine bel bağlayıp kendilerini oyaladığını düşünen Ankara, “Hemen inandırıcı ve somut tedbirler alınmazsa durum değişir” diyor. Yani sınır ötesi kozunu ilk kez bu kadar güçlü ve inandırıcı bir şekilde kullanıyor.

Bush yönetiminin işin vahametini kavramış olduğu tartışılmaz, ama ne yapmak istediği ve ne yapabileceği kuşkulu. Öte yandan Ankara’nın sınır ötesi konusundaki kararlılığı Amerikalıları ürkütüyor ürkütmesine de Washington’da “Bakmayın böyle dediklerine, gerçekten kararlı olsalardı çoktan girerlerdi” diyenler de yok değil.

Bush ile Erdoğan’ın arasındaki en ciddi tartışmanın Irak Kürtleri konusunda çıkacağı muhakkak. Washington, Irak’taki en sadık müttefiki olan Kürtleri dışlayarak, hele onlara rağmen, onlara karşı adımlar atmak istemiyor. Ankara da, Irak Kürtlerinin PKK konusunda samimi olmadığını, olmasının da mümkün olmadığını düşünüyor. Amerikan Dışişleri’nin, sekiz askerin serbest bırakılmasını bir nevi Irak Kürtlerinin zaferi olarak göstermesi de AKP hükümetine pek inandırıcı gelmiyor.

Burada bir parantez açıp askerlerin bırakılmasının Washington’da yarattığı dalgalanmadan söz etmek gerek. Erdoğan ve beraberindeki heyet Washington’a vardıktan kısa bir süre sonra sekiz askerin serbest bırakıldığı öğrenildi. Bu haber, Ankara’nın, ABD ve Irak yönetimleriyle Irak Kürtleri üzerindeki baskılarının sonuç vermeye başlaması olarak değerlendirildiği için heyete büyük moral aşıladı. Hatta Erdoğan’ın sabaha karşı (Türkiye’de Pazar günü öğle saatleri) bir basın toplantısı düzenlemesi bile düşünüldü ama son anda bundan vazgeçildi.

Ancak serbest bırakmanın detayları netleştikçe, yani askerlerin Abdullah Öcalan posterleri önünde DTP’li milletvekilerine teslim edildikleri anlaşılınca işin rengi değişti. Özellikle DTP’nin dahil olmasının yarattığı rahatsızlığı Başbakan’ın bazı danışmalarının yüzlerinden okumak mümkündü.

Yine de bugünkü buluşmanın, bazı PKK bürolarının kapatılması ve askerlerin bırakılması gibi “olumlu” adımların gölgesinde başlayacak olması hiç yoktan iyi. Ama bundan sonra ne olacağı, olabileceği epey tartışmalı.

Bush muhtemelen Irak kaynaklı yeni PKK eylemlerinin engelleneceği yolunda teminatlar verecek, bu da Erdoğan ve yanındakilerini tam tatmin etmeyecektir. Bu noktada Amerikalıların, çapı ve süresi sınırlı bir operasyona yeşil ışık yakması ve hükümetin kamuoyu karşısında bir nebze rahatlamsına yardımcı olması mümkün gözüküyor.

Sonuçta yeni bir PKK saldırısına kadar eski statükoya, yani PKK’nın “ateşkes” uyguladığı günlere döneceğe benziyoruz. Ama bu ne kadar sürer, yine belirsiz. Belli olan tek şey, kısa süre içinde yeni bir Dağlıca saldırısı olursa Türk-Amerikan ilişkilerini kimse tamir edemez.




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı