Zana’ya biçilen misyon

02.10.2011 Vatan
Read in English

Dün Yeni Şafak’ta Abdülkadir Selvi, “Hoş geldin Leyla Hanım” başlıklı güzel ve anlamlı bir yazı kaleme almıştı. Bu yazının son bölümünü aktarmak istiyorum: “Sizin deneyiminize büyük ihtiyacımız var. Size, çıkıp PKK’yı kınayın ya da örgütle aranıza mesafe koyun gibi bir çağrı yapacak değilim. Ayrıca bunu samimi de bulmuyorum. Ama ülkemizi artan terör olayları üzerinden, faili meçhul karanlığına çekmek isteyenlere karşı sizden gelecek yürekli bir sese ihtiyacımız var. Ne yapacağınızı, ne diyeceğinizi en iyi siz bilirsiniz. O nedenle ben size sadece hoş geldin, Leyla Hanım diyorum. ”

Çok isabetli bir yazı olduğunu dün Meclis’te gördük, yaşadık. Çünkü TBMM’nin yeni yasama döneminin açılışına Cumhurbaşkanı Gül’ün konuşması (Özellikle yeni anayasanın yapılma yöntemi ve içeriği hakkındaki özgürlükçü sözleri dikkati çekti. Terörle mücadele konusuna ağırlık verdi, Kürt sorununun demokratik çözümüne kısaca değindi) ile Emek, Demokrasi, Özgürlük Bloğu listelerinden seçilmiş milletvekillerinin yeminleri damga bastı. Yemin deyince de en çok ilgiyi Zana gördü. Medyanın yoğun ilgi gösterdiği Zana ısrarla ve yalnızca “diyalog ve uzlaşma” mesajları vermeye dikkat etti.

Üç özellik 

Peki Zana, Abdülkadir’in kendisine uygun gördüğü misyonu yerine getirebilir mi? Bu soruya “evet” cevabı vermemiz kesinlikle mümkündür. Neden böyle düşündüğümü açmak için 2009 yerel seçimleri kampanyası sırasında Batman’da tanıştığım ve o tarihten sonra birçok kez kendisiyle uzun uzun konuşup tartışma imkânı bulduğum Zana’nın öne çıkan üç özelliğini sıralamak istiyorum:

1) İçerden birisi olmasına rağmen Kürt sorununun gidişatını serinkanlı bir şekilde analiz edebiliyor;

2) Başta kadınlar olmak üzere Kürt halkı nezdinde hayli popüler. Büyük ölçüde bu popülerliği nedeniyle Öcalan başta olmak üzere birçok kişide yer yer rahatsızlık yaratsa da Kürt siyasi hareketi içinde hak edilmiş bir yeri var. Buna ek olarak Irak’taki Kürt yönetimiyle ilişkileri çok iyi;

3) Ödediği bedeller, yaşadığı mağduriyetler onu davasına daha da bağlı hale getirmiş. Ama Zana’da hınç ve öfke yerine dikkat çekici bir soğukkanlılık, makul olanı arama ve ılımlılık gözlüyorsunuz.

Kuşkusuz benim bu değerlendirmelerim, geçmişteki yemin töreni nedeniyle ona kızan, hatta ondan nefret edenlerin hoşuna gitmeyecektir. Olabilir. Kendilerine, Zana’nın geçen yaklaşık 30 yıl içinde yaşamış olduğu “olgunlaşma”nın bir benzerini yaşamalarını tavsiye edebilirim. Devletin Öcalan’la, hatta PKK ile düzenli bir şekilde görüştüğü bilindiğinde, halkın seçtiği milletvekillerini dışlama, onlarla konuşmaya, tartışmaya yanaşmama gibi bir tavrın gerçek hayatta herhangi bir karşılığının olmadığı açıktır.

İşi hiç de kolay değil

Yeminden önce TBMM kulisinde karşılaştığım Zana’nın son derece heyecanlı olduğunu gördüm. Yemin ederken de heyecanını üzerinden atamamış olduğunu hep birlikte gözledik. Bu heyecanın kendi kişisel tarihiyle ilgili boyutları muhakkak vardır. Ama Kürt sorununun çözümünde kendisine biçilen rolün ağırlığını da hesaba katmalı. Evet Zana bu noktada çok kilit bir rol oynayabilir. Ama Kürt siyasi hareketi sadece Zana gibi isimlerden ibaret değil, hatta onun gibilerin azınlıkta kaldığı bile söylenebilir. Üstelik, birçok yerde olduğu gibi bu harekette de çoğunluğun azınlıktakileri etkisizleştirmeye fazlasıyla niyetli olduklarını akılda tutmalı.

Sözlerimizi Abdülakdir’in yazısının başlığıyla noktalayalım: Hoş geldin Leyla Hanım! Ve bir cümle de biz ekleyelim: Allah kolaylık versin!



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
06.06.2026 CHP'nin yol ayrımı: Toplum ya da devlet
05.06.2026 Ve Bahçeli de Kılıçdaroğlu dedi
04.06.2026 CHP'de taraflar anlaşabilir mi?
03.06.2026 Evet, tarihe tanıklık ediyoruz da ne oluyor?
02.06.2026 Devlet bu kadar akıl yoksunu mu?
01.06.2026 Ekrem İmamoğlu'ndan hâlâ niçin çok korkuyorlar?
31.05.2026 Kılıçdaroğlu'nun etkin pişmanlık başvurusu
30.05.2026 "Bay Kemal" "Reis"i kurtarabilecek mi?
30.05.2026 Hilmi Hacaloğlu: “Kılıçdaroğlu konuştukça daha da batıyor, artık siyasi bir mevtadır”
07.06.2026 Milli Görüş'ün yenilikçileri, CHP'nin değişimcileri
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı