Ekrem İmamoğlu'nun savunmasını beklerken

06.07.2026 medyascope.tv

6 Temmuz 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi haftalar ve tabii ki iyi sabahlar. Bugün Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'de üç ayrı duruşması var. Bir, diplomanın ceza davası; bir, casusluk davası; bir de tabii ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası. Normal olarak Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına, Büyükşehir davasının savunmasına çok az kaldı. Hatta bugün bile başlayabilir ama diğer davalara galiba gidecek, onun için işler karışıyor. Her hâlükârda ayın 9'una kadar, yani perşembe gününe kadar mahkeme başkanı Ekrem İmamoğlu'nun savunmasını bitirmek istiyor. Bugün başlamasa bile salıdan itibaren Ekrem İmamoğlu'nun savunmasını yapacağını göreceğiz. Normal şartlarda Ekrem İmamoğlu birinci celsenin son ismi olacaktı savunmada, fakat ne olduysa oldu, mahkeme heyeti 9 Temmuz'da tatile çıkma kararı aldı. 10 Ağustos'ta yeniden ikinci celsenin başlaması kararını aldı ve Ekrem İmamoğlu'nu bekletmeden Fatih Keleş'i ileriye atarak Ekrem İmamoğlu'nu burada bitirtmek istedi ve Ekrem İmamoğlu da ‘‘Ne anlamı var bu 9 Temmuz'un?’’ diye sordu tabii ki. ‘‘Niye beklemediniz? Öyle konuşmuştuk, ben savunma yapacak son kişi olacaktım.’’ dedi ama bir cevap alamadı.
Bu konuda çok spekülasyon yapılıyor, o spekülasyonları çok harlamamak lazım, bekleyip görmek lazım. Fakat şunu biliyoruz ki, bu tür kararların mahkemelerin bağımsız aldığı kararlar olmadığını biliyoruz. Her türlü bu tür gelişmelerde, özellikle Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olduğunu da bildikten sonra, bunların hepsinde kimin ne zaman savunma yapacağı gibi, özellikle Ekrem İmamoğlu gibi önemli isimlerde siyasi iradenin birinci derecede etkili olduğunu tahmin etmek hiç zor değil. Ne var 9’unda? 9'u tam NATO zirvesinin ertesi günü. Salı, çarşamba NATO zirvesi olacak, perşembe günü Ekrem İmamoğlu savunmasını tamamlayacak, ondan sonra tatil olacak ve ondan sonra bakacağız neler olacak; çünkü spekülasyonlar demin de dediğim gibi.
Peki, Ekrem İmamoğlu'nun savunması neden önemli? Çünkü 19 Mart'ta yapılan operasyonlar ve devamı gelen operasyonların hepsinin merkezinde Ekrem İmamoğlu var. Eğer Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklamasaydı ve partide de bu konuda çok güçlü bir destek bulmasaydı bu operasyonlar pekâlâ olmayabilirdi. Bunun Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığını iptal ettirmek için yapıldığını artık herhâlde iktidar yanlıları da kabul ediyorlardır; önce diploma iptali, ertesi gün operasyon, bunları yaşadık biz ve hâlâ bunlar sürüyor. Şu ana kadar Ekrem İmamoğlu mahkemede, yani İstanbul Büyükşehir Belediyesi mahkemesinde sık sık söz aldı, bazen engellendi ama kimi zaman kısa kimi zaman daha uzun söz aldı, konuştu, önemli mesajlar verdi ve onları yaparken de esas olarak bir siyasi duruşu sergiledi, bir lider pozisyonunu korumaya ve güçlendirmeye çalıştı. Şimdi onun savunması bu anlamda çok önemli olacak. Herhâlde herkes bir şekilde ne dediğini merak edecek. Eğer bu mahkemeler canlı yayınlanmış olsaydı bu savunmalar çok daha tarihi öneme haiz olacaktı. Fakat biliyoruz zaten orada sayıca az olsa da meslektaşlarımız bunu bize olabildiğince hızlı ve detaylı bir şekilde aktarıyorlar. Her ne kadar görüntü almak, ses kaydı yapmak yasak olsa da aldıkları notlarla bize bunları aktarıyorlar, onlara minnettarız, onu da özellikle vurgulamak lazım.
Şimdi çok sayıda iddia var, ‘‘eylem’’ diyorlar; o eylemlerin ne olduğunu bugüne kadar kısmen gördük. Bunların hepsi bir şekilde Ekrem İmamoğlu'yla bağlantılandırılıyor. Ekrem İmamoğlu bu eylemlerin her birine tek tek cevap verecek mi? Şu ana kadar yargılanan, savunma yapan diğer tutuklu sanıklara bazen Ekrem İmamoğlu sorular sordu o eylemler hakkında, kendisinin de irtibatlandırıldığı eylemler hakkında. Şimdi hepsini tek tek cevaplama yoluna gidecek mi? Bu herhâlde çok çok uzun bir zaman gerektirecek bir husus olur ya da kısmen değinip daha başka şeyler mi yapacak? Siyasi duruş; herhâlde esas olarak Ekrem İmamoğlu bu savunma olayını, imkânını siyasi bir duruş için kullanmak isteyecektir diye tahmin ediyorum. Siyasi bir davaya siyasi bir cevap vermeyi tercih edecektir diye tahmin ediyorum. Aksi takdirde o eylemlere tek tek cevap vermeye çalışmak, aslında baştan itibaren reddettiği bu soruşturmayı meşru kabul etmiş gibi olur, ben şahsen böyle düşünüyorum. Ama yine de tabii ki belli olmaz. Esas baş aktör, bu davanın baş aktörü o; ama sadece bu davanın baş aktörü değil, aynı zamanda bu davaya verilen tepkilerin de baş aktörü. Her ne kadar Özgür Özel dışarıda fiilen liderliği üstlenmiş gözükse de hâlâ bu hareketin CHP içerisindeki seçilmiş kanadın – ki muhtemelen yakında kendi partilerini kuracaklar, öyle gözüküyor – liderinin Ekrem İmamoğlu olduğu gerçeği hiçbir şekilde gölgelenmedi, onu özellikle vurgulamak lazım.
Bu nedenle Ekrem İmamoğlu'nun bu savunmasının muhatabının mahkeme heyeti başkanı değil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olacağını tahmin ediyorum ve bu anlamda çok tarihi bir savunma olacak. Ona bakarak, onun yapacağı savunmaya bakarak mahkeme heyetinin ceza alıp almayacağı ya da ne kadar ceza alacağına karar vereceğini düşünmek saflık olur, bu olmayacak. Zaten herhâlde belli şeyler şekillenmiştir ama orada söyledikleri ve söylemedikleri, vurguyu nerede yaptığı, hangi konuları ilk planda öne çıkardığı önemli olacak. Çünkü birkaç gün sürmesi beklenen bir savunma olacak. Muhtemelen diyelim ki salı başladı; salı, çarşamba, perşembe sadece onu dinleyeceğiz. Şimdiden CHP yönetiminin — CHP yönetimi derken tabii ki seçilmiş CHP'yi kastediyorum — bu konuda bir seferberlik içerisinde olduğunu da biliyoruz. Bugünden itibaren Silivri'de çok daha yoğun bir katılım ve buna bağlı olarak da birtakım gerginlikler olabilir. Evet, bugünden itibaren zaten tarihi bir süreç olan 19 Mart'ın bir tarihi safhasını da beraber yaşıyor olacağız.
Konuyu bitirdim ama bir konuya değinmeme izin verin. Şimdi kendini ‘‘CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı’’ olarak tanımlayan Celal Çelik var. Celal Çelik biliyorsunuz, CHP'ye polis ile girildiğinde başından itibaren orada olan kişi. Partide herhangi bir sıfatı olduğunu sanmıyorum, zaten ‘‘CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı’’ diye kendini tanıtıyor. Malum Deniz Göktaş olayında ‘‘CHP'yi salın’’ sözlerinin ardından bir yalanlama kampanyası başlattı atanmış CHP yönetimi ve tabii ki Celal Çelik de hemen topa girdi. CHP'nin yaptığı, ‘‘bu kesinlikle yalandır’’ açıklamasını alıntılayıp sonra biz gazetecilere ahlak, dürüstlük, onur, utanma duygusu gibi dersler verdi. Okumayacağım. İşte, ‘‘Dürüstlük, onur, şeref kavramlarının ne önemi var ki?’’ dedi. Şimdi bakıyoruz, bunu yazıyor ve gazetecilere ki bunlardan birisi de benim ve Medyascope, çünkü bu haberi avukatından sorarak biz de yaptık. Barış Pehlivan ilk yapmış, biz de teyit ettik, yaptık. Ondan sonra bu saldırılara maruz kaldık.
Sosyal medyada Kılıçdaroğlu destekçileri bize ‘‘yalancı’’ dedi, ‘‘iftiracı’’ dedi, ‘‘Sen orada mıydın?’’ dedi vesaire. Ama sonra ne oldu? Avukatlar bir daha gitti, görüştüler ve orada Deniz Göktaş tekrar ‘‘Evet’’ dedi. Hatta ‘‘CHP'yi salın’’ lafının başında ‘‘milyonlarca gencin beklentisi var, CHP'yi salın’’ dediğini söyledi. Ve hatta ilk başta Kılıçdaroğlu ile görüşmeyi kabul etmediğini, sonra emrivaki yaptığını söyledi filan. Ve ondan sonra bu kişiler sustular ya da ‘‘işte öyle de böyle de’’ falan dediler. Yani biz gazetecilere, içlerinden birisi de benim, ahlak, dürüstlük, utanma duygusu vesaire dersi vermeye kalkan bu şahıs, Celal Çelik adındaki Kılıçdaroğlu'nun avukatı, bizden hâlâ özür dilemedi. Dileyeceğini sanmıyorum ama bu tür şeylerin unutulacağını da sanmıyorum. Ben şahsen unutmayacağım, asla unutmayacağım. Onun ve birtakım başka isimlerin bu konuda yaptıkları yalan kampanyayı unutmayacağım. ‘‘Nasıl başlarlarsa öyle giderler’’ diyeceğim ve onları kesinlikle Allah'a havale etmek gibi bir niyetim yok. Atanmış CHP yönetiminin, zaten zor şartlar altında çalışan gazetecilere böyle iftiralarla, hakaretlerle saldırısının olması çok manidar, bunu da vurgulamak lazım.
Evet, bugün kimden bahsediyoruz? Bir büyük Amerikalı yazar, aslen İrlandalı John Steinbeck. Herhâlde hepiniz bir şekilde biliyorsunuzdur. ‘‘Gazap Üzümleri’’ var, ‘‘Fareler ve İnsanlar’’ var, ‘‘Al Midilli’’ var, ‘‘İnci’’ var, çok kitabı var. Ve neredeyse hepsini çok erken zamanlarda okuduğumu biliyorum. Ve tabii ki Steinbeck'te en çok göze çarpan  sıradan insanları anlatması, yoksul insanları anlatması. Salinas bölgesi, kendisi de çalışmış bir dönem orada, oradaki insanların yaşam mücadelelerini anlatması çok etkileyiciydi. Bu eserlerin büyük bir kısmı sinemaya da uyarlandı, görmüşsünüzdür; tiyatro, özellikle ‘‘Fareler ve İnsanlar’’ tiyatroya da uyarlandı. Steinbeck çok büyük bir yazar olarak bir de Nobel Edebiyat Ödülü’nü tam benim doğduğum yılda almış, 1962'de almış. Aldıktan çok kısa bir süre sonra, 6 yıl sonra da hayatını kaybetmiş, 1968'de. Çok büyük bir yazar. Şunu da söyleyeyim; zor değil, okuması çok kolay ve erken yaşta, yani çocukların da ya da ilk gençlik çağında da okunmasını hararetle tavsiye ederim çünkü okumayı sevdiren bir yazar. Ben onu özellikle vurgulamak istiyorum. Steinbeck'i saygıyla anıyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
12.07.2026 Bazı eski Fethullahçılar da sürece dahil olmak istiyor ancak…
11.07.2026 Silahlar boşuna mı yakıldı?
10.07.2026 CHP'de ortayolculuk mümkün mü?
09.07.2026 İmamoğlu savunma yapabilecek mi?
09.07.2026 Prof. Dr. Bülent Bilmez ile söyleşi: “Tarihle yüzleşme, hesaplaşma ve onarıcı adalet faaliyetlerimden vazgeçmeyeceğim”
08.07.2026 Trump bizi niçin öptü?
07.07.2026 NATO bizim neyimiz olur?
06.07.2026 Ekrem İmamoğlu'nun savunmasını beklerken
05.07.2026 Kemal Bey bizleri salacak mı?
04.07.2026 Neşemizi tabii ki çalamayacaklar
12.07.2026 Bazı eski Fethullahçılar da sürece dahil olmak istiyor ancak…
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı