Sosyalist solun Kürt hareketine daha fazla ihtiyacı var

01.11.2013 Vatan
Kurdî bixwîne

Dünkü yazıyı "Kürt hareketinin sahiden sosyalist sola ihtiyacı var mı? " (Kürt hareketinin sahiden sosyalist sola ihtiyacı var mı?) sorusuyla bitirip başlığa da aynı soruyu çıkarınca, bazı okuyucular benim cevabımın "hayır" olduğunu düşünmüş. Değil, bugünkü yazıya saklamış olduğum cevabım "evet"ti. Hatta daha öteye giderek, tüm Türkiye’nin sahiden sosyalist sola ihtiyacı olduğuna inanıyorum. (Aslında bu inanca 14 yaşımdan beri sahibim ve her şeye rağmen bunu korumaya çalışıyorum)
Ama sahici bir sosyalist hareketin ve hareketliliğin olması şartıyla. Türkiye böyle bir harekete 1960 sonları-70 başları ile 1970’lerin ortalarından 12 Eylül 1980 darbesine kadarki süreçlerde belli ölçülerde sahipti. 80 sonrasındaysa bir türlü kendisini toparlayamadı ve özellikle din, mezhep ve etnisite temelli kimlik hareketleri karşısında sürekli geriledi. Sonuçta günümüz itibariyle kendi ayakları üzerinde duran, belli bir toplumsal desteğe sahip etkili bir sosyalist hareketten söz etmemiz mümkün değil.
Dolayısıyla şu değerlendirmeyi rahatlıkla yapabiliriz: Sosyalist solun varkalmak için Kürt siyasi hareketine daha fazla ihtiyacı var.

Amaç uyumsuzluğu

Nitekim son dönemde genel kamuoyunun belli ölçülerde aşina olduğu bazı sosyalist şahsiyetlerin bu popülariteye ulaşmasında Kürt hareketinin katkıları yabana atılamaz. HDP (Halkların Demokratik Partisi) ileyse tek tek kişilerin değil genel olarak sosyalist hareketin toplumda yeniden kök salmasının hedeflendiği anlaşılıyor ki bunun ne derece mümkün olduğunu tartışmayı, dünkü yazımızda bıraktığımız yerden sürdürelim.
Bir yanda HDP’nin yakalamış olduğu bazı fırsatlar ve şanslar, diğer yanda yer yer açmaza dönüşen bazı sorunlar/şanssızlıklar söz konusu. Örneğin HDP’nin ana amacı Kürt hareketinin "Türkiyelileşme" arayışlarına cevap vermek mi, yoksa sosyalistlere bir zemin sunmak mı? Ya da her iki amacı birden gerçekleştirmek mümkün mü? Eğer, dün de değindiğimiz gibi, Kürt hareketinin sol ağırlıklı tavanıyla milliyetçi, İslami kaygı ve beklentilerin de yoğun olarak yaşandığı tabanı arasında bir uyum sorunu olmasaydı, bu belki, o da bir ölçüde mümkün olabilirdi. Ama değil. Bu yüzden HDP bünyesinde bu iki amaç arasındaki gerilim daimi bir sorun potansiyeli olacağa benziyor.

Öcalan faktörü

HDP’nin en büyük şansı, bunun bir Abdullah Öcalan projesi olması. Öcalan’ın ilk dile getirdiğine birçoklarına "eklektik, gereksiz, zamansız, saçma, imkansız" vb. gelen birçok görüş ve projesinin zamanla belli ölçülerde hayata geçtiğini veya geçme ihtimalinin belirdiğini gördük. Örnek çok ama onun devlet tarafından muhatap alınıp çözüm sürecinin merkezine konulmuş olması, çok değil birkaç yıl önce çok kişi için hayaldi, ama gerçek oldu.
Ne var ki Öcalan bütün bu projelerini çok güçlü bir örgütle, buna ek olarak yaygın ve her geçen gün daha da artıp güçlenen bir kitle desteğiyle gerçekleştirdi ki sosyalist solun en büyük eksikleri bunlar.
HDP’nin bir diğer şansı, dün de ele aldığımız gibi, Gezi direnişi gibi, mevcut siyasi yapıları kökünden sarsan tarihi bir olayın ardından ilk kongresini yapmasıydı. Eğer Gezi direnişi HDP’yi oluşturan kesim ve aktörler tarafından iyi okunmuş olsa ortaya bambaşka bir siyasi oluşum çıkabilir ve statükoyu tıpkı Gezi direnişinin yaptığı gibi sarsabilirdi. Ama olmadı. Bunun bir nedeni Kürt hareketinin daha ilk başladığı andan itibaren Gezi’ye mesafeli yaklaşmış olması ve yapılan bütün özeleştirilere rağmen bu mesafeyi tam olarak kapatmamasıdır. Bir başka nedense, sosyalistlerin Gezi’nin LGBT, Aleviler gibi diğer bileşenlerinden bazı isimleri aralarına katmakla Gezi ruhunu HDP’ye taşımış olduklarını sanmaları olsa gerek.

Lice deneyimi

Halbuki Gezi’nin ana omurgasını belki de ilk ciddi siyasi eylemlerini burada yapan; medyanın ve polisin kendilerine yönelik tavrından hareketle Kürt sorununu daha iyi kavrayan, buradan hareketle Kürtler ve Kürt hareketiyle kendiliğinden bir şekilde empati kuran kişiler oluşturuyordu.
Haziran ayı sonunda, Medeni Yıldırım’ın hayatını kaybettiği Lice olaylarından sonra (Lice olayları üzerine birkaç hızlı not) şöyle yazmıştım: "Gezi direnişiyle birlikte İstanbul ile Diyarbakır, Taksim Meydanı ile Newroz Meydanı arasındaki mesafe hızla kapanmaya başladı. Gezi direnişçilerinin akşam forumlarında Lice’yi tartışması, bunun için yürüyüşler düzenlemesi de Türkiye toplumunun ‘hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır’ durumundan sıyrılmakta olduğunu gösteriyor."
Belki aceleye geldiğinden, belki başka nedenlerle HDP bu yeni dinamiği yakalamaktan uzak görünüyor.
Samimi olarak yanılmış olmayı diliyorum.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
15.07.2019 15 Temmuz’un üç yıllık bilançosu
12.07.2019 KADEM’in kaderi: İslami camiada kadın sorunu tartışması kızışıyor
11.07.2019 Türkiye’de din-siyaset ilişkilerinde yepyeni bir dönem
10.07.2019 Hangi dava? Hangi ümmet?
10.07.2019 Transatlantik: Ali Babacan’ın partisi, Doğu Akdeniz krizi, Yemen İç Savaşı & S-400 krizi
09.07.2019 “Yepyeni Türkiye”de değişen ve değişecek olan siyasi dengeler
08.07.2019 Ali Babacan’ın partisinin ayrıntıları
08.07.2019 SETA’nın gazeteci andıçının anlamı ve anlamsızlığı
05.07.2019 Bülent Arınç AKP’nin bölünmesini engelleyebilir mi?
05.07.2019 Taha Akyol ile söyleşi: 23 Haziran sonrası Türkiye
15.07.2019 15 Temmuz’un üç yıllık bilançosu
08.07.2019 The details of Ali Babacan’s party
08.07.2019 Les détails du parti d’Ali Babacan
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı