Yeni parti için geri sayım başladı

16.06.2026 medyascope.tv

16 Haziran 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin grup toplantısı olmayacak. İki taraf birden yapmama kararı aldı. Daha önce yaşananları biliyorsunuz, iki hafta önce Özgür Özel grup başkanı olarak konuştu. Daha sonra Kılıçdaroğlu konuşacağını söyledi, Özgür Özel konuşacağını söyledi ve kürsü Özgür Özel’e kaldı. Kılıçdaroğlu da Genel Merkez’de o bittikten sonra konuştu. Bugünse iki taraf birden konuşmuyor ve dışarıdan bakıldığında sanki aralarında bir uzlaşma varmış gibi. Fakat böyle bir uzlaşma yok. Grup toplantısı üzerinden kapışmayı iki taraf da istememiş olabilir, fakat aralarında artık uzlaşmaz bir çelişki var. Bu birlikte gidebilecek bir şey değil. Artık, başlıkta söylediğim gibi, yeni partiden başka Özgür Özel ve arkadaşlarının önünde çok fazla seçenek kalmamış gibi. Bunları söylerken herhangi bir kulis bilgisi falan aktarıyor değilim, onu özellikle vurgulayayım. Yani hatta yeni partinin binasının nerede olacağını söyleyenler bile var, adını söyleyenler var. Ben bunların hiçbirisini bilmiyorum, duymadım. Fakat gidişat yeni partiden başka bir seçenek bırakmıyor Özgür Özel ve arkadaşlarına.
Diğer yandan yeni parti kurulması aslında Kılıçdaroğlu’nun çok da tercih edeceği bir şey değil, hatta hiç tercih edeceği bir şey değil. Çünkü Kılıçdaroğlu’nun yegâne sermayesi iktidardan aldığı güç. İktidardan aldığı gücün karşılığında bunu sürekli kılabilmek için CHP’deki değişimcileri ya da seçilmiş CHP’yi sürekli olarak yıpratmaları gerekiyor. Yıpratmalarının yolu da onların parti içerisinde kalması; parti içerisinde kalmamaları halinde Kılıçdaroğlu’nun artık yapabileceği çok fazla bir şey yok. Bugüne kadar yaşananları mesela bir hatırlayalım: Polis zoruyla genel merkeze girmek, genel merkezin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün imkanlarını kullanmak, çalışanların içerisinde çok sayıda kişiyi kapı önüne koymak, bazı isimleri disipline sevk etmek. Beklenen ne? İl başkanlarını görevden alma ihtimalleri diye devam ediyor. Grup başkanvekili atamaya kalkıyor ve bu arada CHP’nin seçilmiş kanadı sürekli olarak bunlara tüzük üzerinden, yasalar üzerinden itiraz ediyorlar. Fakat Kılıçdaroğlu ve ekibinin bundan çok rahatsız olduğu asla söylenemez. Çünkü yasaları, tüzüğü bilmiyoruz ama iktidarın kontrolündeki yargı onların yanında, arkasında. Eşitsiz bir mücadele var. Ve bu mücadele Özgür Özel ve arkadaşları CHP içerisinde kaldığı sürece devam edecek ve bu devam ettiği sürece Kılıçdaroğlu iktidarın desteğini almayı garanti altına almış olacak. Fakat ayrı bir parti kurulması durumunda işin rengi değişecek.
Şimdi ne diyor, biliyorsunuz: Ayrı bir parti, yeni bir parti kurulursa Özgür Özel ve arkadaşlarının dokunulmazlıkları kalkar, kaldırılır. İktidar böyle bir hamle yapar. Niçin böyle bir hamle yapacak? O artık Kılıçdaroğlu’nun bu ekibe karşı, Özgür Özel ve arkadaşlarına karşı yapacakları hiçbir şey kalmadı anlamına gelecek ve iktidar doğrudan kendi eliyle onların önünü bir kez daha tıkamaya çalışacak. Tıpkı butlan kararını verdiği gibi, tıpkı 19 Mart süreci gibi, tıpkı İstanbul’a Gürsel Tekin’in kayyum atanması gibi. Bunların hepsi iktidarın yargı eliyle yarattığı engeller, yaratmaya çalıştığı engeller. Bunları bir şekilde Cumhuriyet Halk Partisi aşabilmişti. 19 Mart’ı, bu krizi fırsata çevirebilmişti. İstanbul’a kayyum atanmasını aynı şekilde yapabilmişti. Çünkü karşısında kendisine savaş açmış bir siyasi iktidar vardı. O da siyasi iktidardan memnun olmayan toplumun bir kesimini arkasına alarak buna karşı bir mücadele yürüttü. Bu, Erdoğan’ın bir yerden sonra kullanamaz olduğu bir silah haline geldi, elinde patladı yer yer. Fakat işin içerisine kayyumla birlikte CHP içerisinden iş birlikçileri katmasıyla beraber işin rengi değişir gibi oldu.
Ne diyor Erdoğan: ‘‘Biz bu kavganın hiçbir yerinde değiliz. Bunlar görüyorsunuz birbirleriyle sürekli kavga ediyorlar.’’ Ve böylece CHP’nin tamamının, ama esas olarak seçilmiş CHP’nin, Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu ikilisinin kaybetmesine yatırım yaptı. İlk günlerde bu oldu ama zamanla Kılıçdaroğlu’nun CHP tabanında, CHP örgütlerinde, CHP kadrolarında pek de etkili olamadığı açığa çıktı. Yalnızlaştı. Çok dar bir kesime hitap ettiği iyice ortaya çıktı. Bunun birçok işaretini gördük. En son ben Lüleburgaz’da cumartesi günü izlediğim mitingde buna şahit oldum; orada Özgür Özel’in gördüğü ilgi ve Kılıçdaroğlu’nun orada bir miting yapma, hatta çarşıda pazarda dolaşma imkanının pek olmadığı gerçeği. Böyle bir durumda artık yeni bir parti adım adım hayata geçeceğe benziyor. Geri sayım başladı, belki çoktan başlamıştı. Kimileri diyor ki: Özgür Özel ve arkadaşları buna hazırlıklı değildi. Çok emin değilim. Partinin adı şusu busu hazır mıdır bilmiyorum ama çok da zor olmayacağını tahmin ediyorum. Ve bu parti kendini duyurduğu andan itibaren çok kolay bir şekilde, hızlı bir şekilde ve mevcut CHP örgütlerinin ezici bir çoğunluğunu yanına alarak örgütlenecektir.
Ama burada daha önemli bir husus var; bunun da ötesine gidebilme ihtimali çok yüksek. Tıpkı 19 Mart’ın ardından Ekrem İmamoğlu için toplanan imzalar gibi. Orada imzayı sadece CHP’liler vermedi. ‘‘Ön seçim’’ dendi ve tüm kamuoyuna açıldı. Milyonlarca kişi Ekrem İmamoğlu’nu CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak seçti. O bir andı, bir protestoydu. Toplumsal muhalefetin kendini gösterdiği bir andı. Şimdi işte yeni partinin kurulması halinde bunun da CHP ile o ana kadar ilgisi olmamış kitleleri yanına çekebilme ihtimalinin hayli yüksek olduğunu düşünüyorum. Tabii bu çantada keklik bir şey değil; partinin adından amblemine, öne çıkacak isimlerine kadar birçok şey etkili olacaktır. Ve tabii ki bir diğer etkili olacak olan husus, iktidarın bu yeni girişime karşı ne tür saldırılar düzenleyeceği. Bunların hepsi mümkün ama şunu söylemem herhalde yanlış olmaz; yeni kurulacak olan partinin önünde Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının herhangi bir engel çıkartabilme ihtimali, önünü kesebilme ihtimali bence olmayacak. Ve yeni bir parti kurulursa Meclis’te yine grubu olacak. Hem Cumhuriyet Halk Partisi yani atanmış CHP’nin grubu — grup kuracak kadar milletvekilleri herhalde olur — ama esas olarak Özgür Özel ve arkadaşlarının kuracağı partinin grubu ve o grup toplantıları ve o kurulacak olan yeni partinin düzenleyeceği mitingler vesaire, Türkiye’de siyasetin gündemini belirlemede çok etkili olabilir.
Şimdiden söylenen "onu da içeri atacaklar, bunu da içeri atacaklar" gibi yeni felaket senaryoları; hepsi gerçekleşebilir. 19 Mart’tan itibaren hep sürekli bu felaket senaryoları dile getirildi, hep iktidardan yeni bir yargı darbesi geldi. Ama bu hareket yıkılmadı. Yine yeni darbeler olabilir, yine yıkılacağını sanmıyorum diyeceğim ama tabii ki bu işler belli olmaz siyasette. Şuna bakmak gerekiyor; genellikle birçok kişi saldırana bakıyor. Saldırana bakıyor ama şunu unutuyor; saldıranın, yargı eliyle saldıranın siyasi olarak çok ciddi bir sorunu var. Karşısındaki siyasi rakibini siyaseten yenemeyeceğini düşündüğü için yargıyı devreye sokuyor. Dolayısıyla karşısındaki rakibin – ki 19 Mart’tan beri bunu yaşadık – elinde yargıyla verebileceği bir cevap olmayabilir ama siyaseten verebileceği cevaplar var. Dün Saraçhane mitingleri öyleydi, ardından İstanbul ilçeleri ve Türkiye illerindeki mitingler öyleydi, Ekrem İmamoğlu’nun ön seçimi hamlesi öyleydi. Bunların birçok devamını gördük. Şimdi de yeni parti böyle bir karşı cevap olabilir. Şunu biliyorum; CHP’yi terk etmek istemeyecekler ama anladığım kadarıyla terk etmekten başka çareleri kalmıyor. Her an yeni bir partinin ilanını duyabiliriz. Çünkü Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının herhangi bir şekilde bir "durun, biz kardeşiz" hamlesi yapmayacağı açık bir şekilde ortaya çıktı. Olağanüstü kurultay da yapmayacaklar. Yeni yeni isimleri disipline sevk edecekler, şu olacak, bu olacak. Onun için bir an önce CHP’nin seçilmiş kanadının yeni bir partiye yöneleceğini düşünüyorum. Tekrar söylüyorum; bu bir kulis bilgisi değil. Bu arada CHP grup toplantısı yapmıyor olsa da bugün ben yine Ankara’da olacağım. CHP’nin iki kanadına da diyelim, atanmış ve seçilmiş kanadına da gidip oradan birtakım insanlarla, birtakım kişilerle, siyasetçilerle konuşmayı ve imkanım olursa, ki herhalde olacak, MHP ve DEM Parti’nin de grup toplantılarını izlemeyi düşünüyorum. Size Ankara izlenimlerimi de artık çarşamba sabahı anlatırım.
Bugün bir kadın oyuncu... Geçen Müge ile evde müthiş bir filmi tekrar gördük, seyrettik. ‘‘Frankie ve Johnny’’ filmini seyrettik; Al Pacino, Michelle Pfeiffer. Al Pacino’yu zaten anmıştık, bugün sırada Michelle Pfeiffer var. 1980-90 yılların, özellikle 80’li yılların en iş yapan filmlerinde öne çıkan baş oyuncu. Michelle Pfeiffer’ın ilk filmi ‘‘Grease 2’’ymiş. Onu seyrettim mi çok emin değilim. ‘‘Eastwick Cadıları’’nda da oynamış ama benim için en önemlisi yine Al Pacino ile oynadığı 1983’teki ‘‘Scarface’’. Evet, müthiş bir filmdi, izlemişsinizdir. Sonra bir ‘‘Tehlikeli İlişkiler’’ var 1988’de; Glenn Close, John Malkovich, Michelle Pfeiffer. Bu da tarihi bir film, roman uyarlamasıydı diye hatırlıyorum; o tarihlerde arkadaşlarla üzerine çok konuştuğumuz, çok etkileyici bir filmdi. ‘‘Frankie ve Johnny’’yi söyledim. Bir de tabii ‘‘Batman Dönüyor’’, orada Kedi Kadın rolünde; Danny DeVito, Michael Keaton’la birlikte deli kadını oynadı. Şu anda 68 yaşında olan, hâlâ sinemayla bağı süren ama tabii ki eskisi kadar adı geçmeyen birisi. Çok ilginç; Michelle Pfeiffer gibi birisi birkaç kez aday olmasına rağmen hiç Oscar almamış benim gördüğüm kadarıyla. Bu da ilginç. Hiç de kötü bir oyuncu değil. Yani şunu diyenler olabilir; "güzel ama oyunculuğu vesaire", yani bunu diyenlerin ‘‘Frankie ve Johnny’’yi tekrar seyretmelerini öneririm. İyi bir oyuncu, tabii ki güzel bir oyuncu ama iyi bir oyuncu. Evet, söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
21.06.2026 Özgür Özel'in sokakta, çarşıda, pazarda ne işi var?
20.06.2026 Kılıçdaroğlu tabii ki pişman değil
19.06.2026 Erdoğan'ın halefinin kim olacağını tartışmak ne kadar anlamlı?
18.06.2026 CHP’de ihraçlar duracağa benzemiyor
16.06.2026 Yeni parti için geri sayım başladı
15.06.2026 Hafta Başı (86): Savaş sonunda bitti mi? | CHP hep gündemde
15.06.2026 Kürt hareketiyle sosyalist sol arasında makas açılıyor
14.06.2026 Kimler tarihin doğru tarafında duruyor: CHP Lüleburgaz mitinginden izlenimler
13.06.2026 “Baba ocağı” diye diye…
12.06.2026 Yeni "yerli ve milli" muhalefet partisi olma yolundaki CHP
21.06.2026 Özgür Özel'in sokakta, çarşıda, pazarda ne işi var?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı