Çerçeve yasa çıktı, sabotaj girişimleri hızlandı

25.08.2026 medyascope.tv

25 Ağustos 2026’da medyascope.tv'de yaptığım değerlendirmeyi yayına Gülden Özdemir hazırladı
Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar.
10 Ağustos'ta çerçeve yasa çıktı. Gelişmeleri, yaşanacakları merakla, umutla bekliyoruz. Tabii kaygılarımız da var ve bu kaygıları doğru çıkartacak birtakım olaylar yaşanmıyor değil. Öncelikle Zonguldak ve Düzce'den gelen o kötü haberlere değinmek istiyorum. Mevsimlik tarım işçilerine yönelik saldırı ya da saldırı girişimleri. Mevsimlik tarım işçileri kimler? Tabii ki Güneydoğu'dan gelen kişiler, aileler. Bunlara yönelik saldırı ya da saldırı girişimleri çok şükür çok kötü sonuçlara yol açmadı ama bu konunun ne kadar hassas olduğunu hatırlamamıza vesile oldu. Önümüzdeki günlerde PKK'nın silah bırakması ve feshi konusunda somut adımlar atıldığında ve yurda dönüşler yaşanacağı zaman benzer birtakım olaylara pekâlâ tanık olabiliriz. Daha önce bu tür olaylar geçmişte çatışma dönemlerinde yer yer yaşanmıştı. Daha sonra da çok alakasız gibi görünen bir konuda, sığınmacılar konusunda da yaşandığını gördük. Bu tür hassasiyetler kamuoyunun, insanların bu tür hassasiyetleri çok kolay birileri tarafından provoke edilebiliyor; hele örgütlü birtakım güçler varsa. Ve bu süreci, devletle PKK arasında yürüyen bu süreci istemeyen içeride ve dışarıda çok güç olduğunu tahmin etmek zor değil. Çünkü bunca zamandır oluşmuş olan bir statükonun sona erme ihtimali var ve buradan ekmek yiyen çok kişi ekmeğini kaybedebilir. Öte yandan bölgesel anlamda Türkiye'nin önündeki bu en büyük sorunu bertaraf etmesi ile birlikte elde edeceği kazanımlar, bölgedeki birtakım rakip güçleri diyelim en azından, düşman demeyelim ama rakip güçleri tabii ki endişelendiriyordur.
Önceki gün bir olay yaşandı. Şöyle bir olay: Yurt dışından yayın yapan bir internet sitesi, haber sitesi, 1 ve 2 Şubat'ta yapıldığını ileri sürdüğü bir İmralı görüşmesini yayınladı. Çok uzun. Bu görüşme notları üzerinden, bu görüşmenin notu da demeyeceğim, neredeyse tam tutanağı olsa gerek çünkü sayfalarca süren bir şeydi bu ve buradan hareketle süreç karşıtı bir hava yaratılmak istendi. Şimdi oradaki temel husus şu: İddiaya göre, bu notlara göre Öcalan, Kandil'den gelen bir grupla konuşuyor. Öyle yazıyor. Tabii burada birinci husus devletin İmralı'da bu tür görüşmeler yaptırdığı iddiası. Doğru mudur bilemiyorum, doğru olsa şaşmam ki çok da anlaşılır bir şey. Öcalan'ı taşıyamıyorsanız, yanına birilerini getirebiliyorsanız bu bu derece önemli bir çatışmayı sonlandırmak için pekâla yapılabilecek bir şey. Ben bunun yanlış olacağını düşünmüyorum ama bu tabii ki doğası gereği gizli kalması gereken — en azından bir süre — bir şey ve Şubat ayında olduğu iddia edilen bu görüşmenin 10 Ağustos'taki yasanın ardından aylar sonra servis edilmesi gerçekten çok anlamlı.
Bu görüşmenin notlarını, notlarını diyorum, ben Nisan ayında görmüştüm ama orada sadece Abdullah Öcalan konuşuyordu. Altında "Abdullah Öcalan Siyasal Bilim Akademisi Şubat 2026 Notu" vardı. Yani bu demektir ki o görüşmenin notları derlenmiş, Kandil tarafından ilgili kişilere iletilmiş ve bir şekilde bana da bu notlar gelmişti. Orada özellikle Suriye'de yaşananlar, malum Halep'te Şeyh Maksut Mahallesi'nde başlayan o çatışmalar üzerine Öcalan'ın değerlendirmelerini ben o tarihte haber de yapmıştım. Ama şu anda önümüze çıkan şey bambaşka bir şey. Çok uzun bir şey ve kesinlikle art niyetli bir hareket. Nitekim önce DEM Parti bununla ilgili bir açıklama yaptı. DEM Parti daha önce de yayınlanan bazı görüşme notları ile ilgili açıklama yapmıştı. Bir kere daha Diyarbakır merkezli bir internet sitesinde yayınlanan notlar için yapmıştı ve o notlar sonra site tarafından kaldırılmıştı. Şimdi yine yaptı ama bu sefer daha ilginç olan, ilk defa Kandil'den bir açıklama yapıldı. Bir basın toplantısı; bir kadın, bir erkek yönetici. Kadını tanımıyorum ama erkek Sabri Ok olsa gerek. "Yalan ve düzmece ifadeler" dedi. "Bilinçli ve amaçlı hazırlandığı belli olan planlı bir provokasyon" dendi. "Öcalan'a ve özgürlük hareketimize karşıt güçler tarafından hazırlanmış düzmece görüşme notları" dendi. Daha önce yayınlanan birtakım notlarla ilgili sessiz kalan Kandil de bu tepkiyi gösterdiğine göre burada gerçekten bir plan olduğu iddiasını ciddiye almak gerekiyor. Açıkçası ben de öyle düşünüyorum.
Bunu söylerken şunu da vurgulamam lâzım: Süreç başladığından itibaren Öcalan'la ilgili, Öcalan'la yapılan görüşmelerin birçok notunu bir şekilde farklı kaynaklardan edindim. Bunlardan hareketle birtakım haberler yaptım. Bu haberler nedeniyle özellikle DEM parti ve İmralı Heyeti’nden de tepki aldım ama yaptığım haberleri sonuna kadar savundum. Çünkü bu haberler, yaptığım haberler şu ana kadar... En son biliyorsunuz Öcalan'ın Özgür Özel'e mesajını; hani "Demokrasinin yolu Silivri'den değil İmralı'dan geçer" haberi mesela... Bunların hepsi gündeme katkıda bulunan, sürecin gelişmesine katkıda bulunan haberlerdi. Bunu çok kendimden emin bir şekilde söylüyorum, söylemeye de devam edeceğim. Bu notların tamamını yayınlamak kesinlikle çok abes bir şeydi ama bunu yapanlar çok oldu. Mesela şimdi tarihini hatırlamıyorum, benim de kısmen haberleştirdiğim bir metni eline geçiren Oda TV olduğu gibi yayınladı. Başkaları da yayınladı. En son olarak Temmuz ve Ağustos'ta yapılan görüşmenin notlarını Sol Haber midir, öyle bir şey var, onlar yayınladı ve bunları sürece katkı olsun diye değil, sürecin üzerine gölge düşsün diye yayınlıyorlar.
Çünkü baştan aşağı Öcalan'la yapılan bu görüşmelerin çok inişli çıkışlı anları var. Ve Öcalan çok kendini merkeze alan birisi olduğu için muhataplarına karşı her telden çalıyor diyelim ve sonuçta karşımıza müzik deyimiyle bir potpuri çıkıyor. Onun içerisinde onu bir bütün olarak yayınlayanlar, işte buradan bir kafa karışıklığı ve bir nefret yaratmaya çalışıyorlar. Çok başarılı olamadılar açıkçası. Bu son yayınlanan 1-2 Şubat görüşme tutanakları diyelim — doğru, yanlış bilemiyorum — Kandil'dekiler bunun çarpıtma olduğunu söylüyor. DEM Parti de öyle söylüyor. Doğru, yanlış bilemiyorum ama bunun maksadının sürece katkı vermek olmadığı çok açık. Süreci baltalamak olduğu çok açık. Ve nitekim başından itibaren süreç konusunda çok sert eleştiriler geliştiren kişiler tarafından bu yayıldı, edildi.
Burada bir not düşmek istiyorum. Bir web sayfası üzerinden yayıldığını söyledim; yurt dışından yayın yapan bir internet haber sitesi. Ama olayın kaynağının o olmadığı çok açık. Onlara da bir yerlerden geldiği çok açık. O yerler neresi? Örgütün içerisinde sürece karşı olan birileri olabilir ki bence düşük ihtimal. Esas olarak bu sürece karşı olan birtakım yerli ya da yabancı güçler olabileceğini tahmin ediyorum. Şimdi bunu çok komplo teorisi falan bulabilirsiniz ama 50 yıl boyunca gelişmiş, tamamen komplolarla gelişmiş bir çatışmadan bahsediyoruz. Ve daha önce, yıllar önce Oslo görüşmelerinin nasıl devlet içerisinde yuvalanmış Fethullahçılar tarafından ifşa edildiğini de biliyoruz. O dönem çok ilginç bir dönemdi, MİT krizinin patladığı dönemdi. Ve orada Oslo görüşmeleri nedeniyle Fethullahçılar Hakan Fidan'ı tutuklamaya kalkmışlardı. Bunlar hâlâ birilerinin hafızasında taze. Dolayısıyla o çıkış bir süreci baltalama çıkışıydı; sonuçta muratlarına erdiler. Şimdikinin de benzer bir şey olduğunu düşünüyorum ve başarılı olmamasını temenni ediyorum. Fakat şunu da özellikle vurgulamak isterim: Bu süreçte DEM Parti ve İmralı Heyeti bence çok zayıf bir performans sergilediler diyeyim; kötü aslında. Bu sürecin toplumsal ayağını örgütlemede çok başarısız kaldılar ve dolayısıyla bu türden sabotaj girişimlerine elverişli bir toplumsal zeminin olmasını engelleyemediler. Umarım bundan sonra bunları telafi ederler.
Geçen pazar günü Teoman demiştik. Teoman dedikten sonra tabii ki Tarkan'a haksızlık ettiğimi düşünenler olmuş olabilir. Evet, Tarkan. Ama şunu söyleyeyim: Teoman'ı şahsen kendime daha yakın hissediyorum. Tarkan'ı da seviyorum ama Teoman daha farklı. Tarkan 1972'de Almanya'da doğmuş ama aslen bana komşu sayılır; Rize, İkizdereli bir ailenin çocuğu. Sonra İzmit'e, Karamürsel'e belli bir yaşta, 14 yaşında galiba geliyorlar ve orada hayata tam atılıyor ve müzikle tanışıyor. İlk albümü 1992'deymiş; oradaki en popüler şarkısı da "Kıl Oldum". Şimdi bakınca hepsi gözümün önüne gelmeye başladı. Sonra 94'te "Aacayipsin", 22 yaşında yapmış. Gerçekten çok büyük başarı. Ondan sonra bir yığın albüm, konser... Dünya çapında da bilinen bir isim, Türkiye'nin megastarı.
Bir dönem kendisi hakkında da çok şey söyleniyordu; hayatı, özel hayatı vesaire. Ama bence çok başarılı bir şekilde bunlardan kendisini uzak tutmayı becerdi. Yani magazinin çok fazla diline düşmedi. Çünkü o dünya çok beter bir dünyadır, hepimiz biliriz. Ki Tarkan gibi dünya çapında bilinen bir isim, tam magazincilerin arayıp da bulamayacağı bir isimdir ama Tarkan bununla gerçekten çok iyi baş etti.
Şu anda 8 yaşında olan Liya adında bir kızı var. Ama ben mesela onu kızıyla çok fazla gördüğümü hatırlamıyorum, eşiyle çok fazla gördüğümü hatırlamıyorum. Daha kendi köşesinde yaşamayı tercih ediyor. Ama şunu da biliyoruz ki Tarkan birtakım toplumsal sorumluluk gerektiren hususlarda lâfını esirgemeyen, duruşunu esirgemeyen birisi. Politik bir sanatçı değil ama gerektiğinde konuşmayı bilen birisi olmasını da ayrıca takdir ettiğimi söyleyeyim. Tarkan 54 yaşında şu anda. Yıllarca söylemesi ve tabii ki şarkı sözlerini genellikle kendisi yazıyor ve söylüyor. Bir de sahne performansı çok başarılı, onu da özellikle vurgulamak lâzım. Evet, bizim de dünya çapında bir starımız var; değerini bilmeye devam edelim diyorum.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.



Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

Son makaleler (10)
28.08.2026 Ahmed eş-Şara Arap dünyası için ne anlam ifade ediyor?
27.08.2026 Türkiye Öcalan ile tanışmaya hazır mı?
26.08.2026 Nefret dilinin sembolleri: Yeşil, beyaz Toros ve sarı torba
25.08.2026 Çerçeve yasa çıktı, sabotaj girişimleri hızlandı
23.08.2026 Furkan Vakfı olayı: Dindarın dindara yaptığı
23.08.2026 Yener Orkunoğlu ile söyleşi: Çözüm sürecinin kaderi niçin Öcalan’a bağlı?
22.08.2026 Artık kimse dağa çıkmasın!
21.08.2026 Dünkü savunmamın özeti: Bu ayıp benim değil!
20.08.2026 Alparslan Kuytul'un yalnızlığı
19.08.2026 Abdullah Öcalan: “Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer”
28.08.2026 Ahmed eş-Şara Arap dünyası için ne anlam ifade ediyor?
22.09.2024 Ruşen Çakır nivîsî: Di benda hevdîtina Erdogan û Esed de
17.06.2023 Au pays du RAKI : Entretien avec François GEORGEON
21.03.2022 Ruşen Çakır: Laicism out, secularism in
19.08.2019 Erneute Amtsenthebung: Erdogans große Verzweiflung
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı