İSLAMCILAR VE ATATÜRK 3: Adnan Hoca'nın mucizevi Atatürkçülüğü !

30.11.1994 Milliyet

ADNAN HOCA’NIN MUCİZEVİ ATATÜRKÇÜLÜĞÜ!
 
Sosyolog Doç. Dr. Nilüfer Göle, Türkiye’de son dönemde tırmanan Atatürk’e yönelik ilgiyi "Atatürkçülük" değil “Atatürkperverlik”, “Atatürkseverlik” olarak adlandırıyor. Bu dalganın, İslamcı çevrelerin bir bölümünü de sürüklediği gözleniyor.
Atatürk’ü, söyleyip yaptıklarıyla bir bütün olarak değil, doğruluğu şüpheli birtakım yönlerini öne çıkartıp severmiş gibi yapan İslamcılar bir taşla birkaç kuş vurma hesabı yapıyor.
Her şeyden önce içinde yer alınan, merkezine yerleşilmek istenen politik sistemin etkili güçlerine duyarlı oldukları bir konuda teminat veriliyor, ikinci olarak, RP’li ünlü Rize Belediye Başkanı Şevki Yılmaz’ın bile sahiplenebileceği bir iddiayla “düşman" kendi silahıyla vurulmak isteniyor: “İsteyene Atatürk dersi veririz.”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Atatürk, Türkiye’den masonları kovmuş liderdir” sözleriyle zirvesine ulaşan bu eğilimin İslamcı tabandan tepki görme riski de pek az. Çünkü asla Atatürk’ün bu tabanın antipatisine neden olan yönleri ön plana çıkartılmıyor.
Erdoğan bu hayli spekülatif sözleri Adnan Hoca (Oktar)’dan ödünç aldı. Erdoğan, 27 Mart yerel seçimleri kampanyası sırasında Hoca’dan, önce solarium yanıklı, belleri silahlı, elleri telefonlu, jaguarlı yakışıklı müridlerini, ardından müridlerin saflarına dahil ettiği tövbekâr manken Gülay Pınarbaşı’yı da ödünç almıştı.
 
ÖNCE EDİP YÜKSEL VARDI
Aslına bakılırsa Adnan Hoca da “gerçek” sıfatını yakıştırdığı Atatürkçülüğünü bir başkasından ödünç aldı: Edip Yüksel.
Yüksel bir dönem İslami kesimin “harika çocuğu”ydu. Şimdi ise görüşlerinin, babası ve kardeşleri başta olmak üzere İslami camiada uyandırdığı hiddet yüzünden Türkiye’ye pek gelemiyor.
Parlak bir zekâya sahip olan Yüksel ilk olarak Güney Afrikalı müslüman vaiz Ahmet Deedat’ın “Kuran En Büyük Mucize” adlı kitabını çevirdi. Ardından Deedat’ın üstadı Mısırlı Reşat Halife’nin "Kuran Görünen Mucize” adlı kitabını piyasaya sürdü.
Aslen ziraat mühendisi olan Halife bilgisayar başında yaptığı çalışmalar sonucu Kuran’ın “19" sayısı üzerine kurulu bir mucize olduğunu kanıtlamış: Besmele 19 harfli, Kuran’da 114 (19x6) sure var...
1980 ortalarında “İslami best-seller” olan bu kitaplar değişik cemaatler tarafından tebliğ amacıyla kullanıldı.Yüksel, modem bilimler ve yeniliklerle kafası karışanlar için “İlginç Sorular" adlı iki cilt kitap yazdı. İslam’ı hayli spekülatif ve “bilimsel" verilerle kanıtladı. “Bilimsel cihad"da hızını alamayan Yüksel, temas kurduğu Reşat Halife’nin de etkisiyle kemikleşmiş sünni İslamcı yaklaşımları sorgulayan cüretkar yorumlara girişti.
Türkiye içinde giderek yalnızlaşan Yüksel, dünya çapında bir başka yalnızlığa sürüklenen, Arizona’da Birleşik İslam Ulusu adlı bir kuruluş çerçevesinde faaliyette bulunan Halife ile bağlarını güçlendirdi. Halife’nin yeni İslami yorumlarına öfkelenen uluslararası İslamcı çevreler 19 sayısında mucizevi bir yön olmadığını kanıtlamak için kolları sıvadı. Sonunda Tevbe Suresi’nin son iki ayetinin "matematiksel mucize”yi geçersiz kıldığı ortaya çıktı.
Halife ise, daha sonra Salman Rüşdü’nün "Şeytan Ayetleri” romanına da konu olan eski iddiaya sarıldı: "Tevbe Suresi’nin ayet denilen son iki cümlesi Kuran’a sonradan ilave edilmiştir. Biz yakında 'hakiki’ Kuran’ı neşredeceğiz.”
Türkiye’de de, "19 kitaplarıyla” köşeyi dönen yayınevleri bu kez "mucizeyi çürüten” kitaplar basmaya, Yüksel’in kendi olanaklarıyla bastırdığı kitapları matbaadan çalınıp yakılmaya başlamıştı. Bu süreç içinde Yüksel bir zamanlar kendisine hakaretten hapis yattığı Atatürk’ü keşfetti. Ona göre Atatürk, “İslam’ı çekilmez, yaşanmaz bir din haline getiren, tümüyle despot, hatta faşist denebilecek bir döneme son veren, Allah tarafından görevlendirilmiş" bir kişiydi.
Yüksel, Atatürk’te de “19 mucizesi” bulmuştu: Doğum tarihi 1881, yani 19x19, ölüm tarihi 1938, yani 19x102, Samsun’a ayak basışı 19 Mayıs 1919...
Bir tek Adnan Hoca, Yüksel’e, daha doğrusu onun görüşlerine sahip çıktı, Önce örtünme şartı koşulan kızlar açıldı, müridler, sonradan aldıkları “İslami” isimleri bırakıp gerçek “şık” isimlerine döndü.
Bundan böyle İslam’da hırsızlara verilen ceza el kesme değil el çizme idi; aybaşı halinde kadınlar namaz kılabilirdi; günde beş vakit değil, ikindi ve yatsının diğerleriyle birleştirilmesi sonucu üç vakit namaz kılınmalıydı; müslümanlar hadislere itibar etmemeliydi...
En önemlisi Atatürk, Adnan Hoca’nın, “tavşanım, civcivim” diye hitap ettiği müridlerinin başlangıçta kulaklarına fısıldadığı gibi “Deccal” olmaktan çıkmıştı.
Bir zamanlar yayınlanan ve Genel Yayın Koordinatörlüğünü yaptığı “Rönesans” isimli dergide, Adnan Hoca kendi kendine yaptığı veya müridlerine yaptırdığı söyleşinin bir yerinde şöyle diyor: “Geçmişte hakkında yanlış fikirlere sahip bulunduğum Büyük önder Atatürk’e ve Atatürk ilkelerine bağlılığımı özellikle vurguluyorum.”
 
HOCA DA KAYIP YÜKSEL DE
Gerçek düşüncelerini açıklamaktan kaçınan ve çekinmeden yalan söyleyen (takiyye yapan) Adnan Hoca’nın Atatürkçülüğüne Edip Yüksel erken doğum yaptırmıştı. Hoca’nın aksine açıksözlü ve cesur olan Yüksel, onun genellikle kendisinden apardığı aykırı fikirlerini açıkça söylememekte inat etmesine çok kızıyordu.
Bir gün Hoca’nın evine gitti, aralarındaki samimi konuşmayı gizlice teybe kaydetti. Kendi aykırı görüşlerini tekrarlayıp Hoca’nın bunlara katıldığını bir kez daha kanıtladı. Ardından kaseti, kendisini aforoz etmiş olmakla birlikte “Adnanizm”e öldürücü bir darbe vurmak için sabırsızlanan İslamcı yayın organlarına teslim etti. Bu kasetin birkaç İslamcı dergide yayınlanmasıyla İslam’dan “saptığı” tescillenen Adnan Hoca da kendini iyice Atatürkçülüğe verdi.
27 Şubat 1989’da Mekke’de toplanan 11. Dünya Fıkıh Konseyi Salman Rüşdü ile birlikte Reşat Halife’yi de kafir ilan etti. Bu karardan yaklaşık altı ay sonra Halife bir İslamcı tarafından öldürüldü. Uzun bir süredir ortalıkta görünmeyen Edip Yüksel’in Halife’nin Arizona’nın Tucson kentinde kurduğu merkezde yaşadığı, biliniyor.
Adnan Hoca da uzun zamandır kayıp, ancak müridleri boş durmuyor.
Artistlerin, mankenlerin, gazetecilerin özel hayatlarına en son teknoloji ürünü kamera ve dinleme cihazlarıyla fütursuzca giren müridler, şantajdan boş kalan zamanlarında Atatürkçülük yapmayı da ihmal etmiyorlar. Hem de Refah Partisi saflarında.

Yazının orjinal hali




Destek olmak ister misiniz?
Doğru haber, özgün ve özgür yorum ihtiyacı
Bugün dünyada gazeteciler birer aktivist olmaya zorlanıyor. Bu durum, kutuplaşmanın alabildiğine keskin olduğu Türkiye'de daha fazla karşımıza çıkıyor. Halbuki gazeteci, elinden geldiğince, doğru haber ile özgün ve özgür yorumla toplumun tüm kesimlerine ulaşmaya çalışmalı ve bu yolla, kutuplaşmayı artırma değil azaltmayı kendine hedef edinmeli. Devamı için

YAZI DİZİSİ
1 İSLAMCILAR VE ATATÜRK 1: Kaçar, şişedeki cini çıkardı 28.11.1994
2 İSLAMCILAR VE ATATÜRK 2: Atatürk yaşasaydı Refahçı olur muydu? 29.11.1994
3 İSLAMCILAR VE ATATÜRK 3: Adnan Hoca'nın mucizevi Atatürkçülüğü ! 30.11.1994
4 İSLAMCILAR VE ATATÜRK 4: İslamcı - 2. Cumhuriyetçi işbirliği 01.12.1994

Son makaleler (10)
13.06.2019 Erdoğan neden artık kriz çözemiyor?
12.06.2019 Ekrem İmamoğlu değişti mi?
12.06.2019 Transatlantik: S-400/F-35 Krizi, Doğu Akdeniz’de doğalgaz krizi, ticaret savaşları & ABD siyasetinde TV düelloları
11.06.2019 Bahçeli’nin rahatsızlığının nedenleri
10.06.2019 Erdoğan İstanbul’da neden meydanlarda değil?
08.06.2019 Yıldırım-İmamoğlu tartışmasını kim yönetsin?
07.06.2019 Binali Yıldırım’ın 180 derece değişen stratejisi işe yarayacak mı?
06.06.2019 AKP’lilerin İmamoğlu’na yönelik Pontus kampanyasının anlamı ve anlamsızlığı
03.06.2019 Davutoğlu partisini sonunda kuruyor mu?
31.05.2019 Metin Feyzioğlu’nun gösterdiği: Kutuplaşma yalanı
13.06.2019 Erdoğan neden artık kriz çözemiyor?
23.06.2018 Turkey's Troubles Continue as Elections Loom
15.08.2016 Un reportage du 28 décembre 1986 – les Fethullahçı, le groupe religieux qui a réussi à infiltrer l’armée
11.02.2016 Hesabên herdu aliyan ên xelet şerê heyî kûrtir dike
05.05.2015 CHP-şi Goşaonuş Sthrateji: Xetselaşi Coxo Phri-Elişina Mualefeti
03.04.2015 Djihadisti I polzuyutsya globalizatsiey I stanovitsya yeyo jertvami. Polnıy test intervyu s jilem kepelem
31.03.2015 Die Staatskrise und ihre möglichen Auswirkungen auf den Lösungsprozess
10.03.2015 Aya Ankara Az Kobani Darse Ebrat Khahad Gereft?
08.03.2015 La esperada operación de Mosul: ¿Combatirá Ankara contra el Estado Islámico (de Irak y el Levante)?
18.07.2014 Ankarayi Miçin arevelki haşvehararı